zihinsel süreçler, düşünceler, yerleşik düşünceler (inançlar) ve hastalıklar arasındaki bağlantı konusuna ilgiliyim ne zamandır ve bilgilenmek istiyorum ve de bi sunum hazırlamak uğraşı içindeyim... bu yüzden de bu yaz edindiğim yukarıda adını zikrettiğim kitabı (yazın yarım bırakmıştım) okuyorum. dün çok güzel bi kısım okudum kitapta. "çatışma"dan bahsediyordu. "uzlaşma"dan ve de. bu kısmı bi ara aynen yazayım bloga, gerçekten çok aydınlatıcı bi yazı olmuş... kitap genel olarak "hastalık" denen olguya kuramsal yaklaşımlar sunuyor. (bu cümleyi ben de anlamadım ama hoş duruyo :) )...
bu okuduğum "zihinsel çatışma" olayı ile ilgili ben de bişiler söliyim... tabiki bugüne kadar bu konuda okuduklarımdan da faydalanarak. en baştan şunu söliyim ki...bu çatışma denen şey sanırım ölüme kadar sürecek. yani iki farklı anlam taşıyan iki düşünce hep zihinde yarış halinde olcak ve de senin tercihine göre sonuçlara yol açacak... ama gerçekten karar vermek çok önemli yani bi şekilde birinden birine inanmak gerekiyo... hiç inanmamak daha bi ilginç... inanmak bir mecburiyettir...yani bu kalvyenin tuşlarına basarak ekrana yazı yazdığıma inanıyorum ben... buna inanmamayı tercih edebilir miyim??? neyse bu örnek uçtu birazcık...şuna gelmek istiyorum yine: "inanmayı seçtiklerimiz". peki şunun farkında mıyız? sonsuz seçenekler var inanmayı seçebileceğimiz... tam bu arada şunu söliyim: geçen gün yazısında mine kırıkkanat diyodu ki: "bir sabah uyandığınızda da şunu düşünün: ya tüm bildikleriniz yanlışsa"... bu olasılık var ve hayli iç karartıcı gibi gözüküyor... ama kime veya neye göre "yanlış"... standart neeeeee, kim? bu konuda en son vardığım karar şu: "bir düşünceye inanmayı seçeriz (bu seçim bilinçsizce de olabilir ne yazık ki) ve sonucunda hissederiz"... insan olarak tabi ki de "iyi" hissetmek isteriz... e o zaman? yani kısaca her şey "tercih"ten ibaret... ben ne anlatmak istiyorum....????? kendime de bişiler öğretmeye çalışıyorum....
|