| dahiliyede bir tatil günümüz çarşambalarıydı. daha 2. haftasında hemen bir ders koydular. saat 11:00 de. tabi bu bana göre :). bir de sabah 09:00 da amfide ders vardı ama ben gitmedim (hatta kimse gitmemiş). KOAH dersi var sanıyorduk ki hoca "sigara tedavisini" anlatmış uzun uzun. gitse miydim? seviyorum böyle güncel ve önemli konuları. neyse 11deki kenan hoca gayet beyefendi biriydi, hatta bize kalem bile hediye etti çıkarken. kalemi aldık ya adama bir sürü iltifatlar yağdırıyorum :) . kalp seslerini nasıl dinledik ya, çok komik. bilgisayarın hoparlörüne steteskopumuzun diyaframını koyduk... huaaaa... teknoloji budur abicim. sanırım ilerde robotları tedavi edicez... eee bi hastada her türlü sorunlu kalp sesi olmuyor tabi. tak cdyi tüm sesleri dinle baştan sona. hem de aslına uygun :)... figen batman, figen batman diye bugünlere korkarak ve kaygılanarak geldik. yok şöyle yok böyle. şöyle malign hoca böyle malign hoca diye. hatta bugün saat 1de onunla karın muayenesi olduğunu bildiğimden bu yana anksiyetik bir şekilde dolaşıyorum ortalıkta (bunu kendisi de sordu bize :) ). hoca o kadar sevimli davrandı kiii. hatta bana karın muayenesini "iyi" yaptın bile dedi. gerçi sorduğu sorularda "hım, hum" diyip kalsam da :) o kadar olacak. bence sevimli bir kadın. ben hocamı sevdim yaaa... gerçi bu görünen yüzüymüş, asıl yüzü sınavda ortaya çıkıyormuş. kısacası bırakıyormuş... hatta bugün bir öğrenciyi nasıl bıraktığını da kısaca anlattı :). son olarak da şuunu diyim ki bugün kortanla yemekte yaptığımız muhabbet gayet hoştu. böyle felsefik muhabbetlere bayılıyorum. aslında felsefik melsefik değil, tamamiyle gerekli bir muhabbet. özsaygı kitabını okuycam falan derken bir de "tanrı ile sohbet" adlı kitap serisi dikkatimi çekti. du bakalım. yavaş yavaş, sindire sindire.
|