| ||
| ||
dün sabah görme engelliler merkezindeki dersime oldukça heyecanlı bir şekilde gittim, ne de olsa uzun bir aradan sonra ilk defa görecektim gökhanı, gülbizi, ahmeti, yasini... sanılanın aksine onlardaki yaşama sevincine hayran filan değilim. pek bi fark sezemiyorum benim çabamla onlarınki arasında :) ama gülbiz bi başka, hatta ahmet de ve gökhan da öyle... kısacası cümlelerim birbirlerine pek uymasa da kendimi ifade edebileceğim şeyler bunlar. dersten geldim hemen önlüğümü aldım, doğru hastaneye hasta hazırlamaya. geçen defasında başka bir odada yatan yasin amca benim 28/kapıya yerleşmiş ve birden benim hastam oluvermiş. şikayetleri 2 ay önce başlamış yasin amcanın. halsizlik ve gece terlemesiyle. tanısı ne mi? ..... bu sefer o "iyi" yi çok yakınımda hissettim, asistan abinin biri geldi ya da internmüydü acep, kan şekeri bakmak istermisin onur diye seslendi... aaa ne mutlu oldum anlatamam. gerçekten mutlu oldum, doyum aldım. bi yandan hasta hazırladım, yasin amcayla soru-cevap şeklindeki konuşmamız da gayet iyi geçti. eşi ve oğluyla tanıştım da. gerçi oğlu zaman zaman fazla yormayalım dediyse de güzelce çözdüm olayı. ben kendimi onaylıyorum. ken şekerinin yanı sıra bir pansuman bir de kan almayı seyrettim. gayet hoş bir 2.5 saatti. zaman zaman yine gitsek iyi olur böyle, oldukça yararlı şeyler öğrenebilirim. onur seni seviyorum... hastaneden çıkınca ki saaat 3.5 ğa filan denk geliyo, kantinde kısa bir süre dilayla mehebbet'ten :) sonra doğruca gölbaşına. cihat abinin evine. cihat abi, ben ve emrah biraz gölün etrafını gezip buz üzerinde taş kaydırdıktan sonra doğruca eve ve yemeğe :) tost+patates kızartması+kokteyl (vişne+sade gazoz=tadı şahane oluyoooo)... biraz tv + ata demirer, yine gülmekten kırıldım. zaman zaman da yanımdakilerin gülmesi sebebiylen gülsem de :) biraz ders yine: böbrek yetmezliği. acaba bu ders kelimesi yerine, tıp bilgisi mi desem :) sonra da yatarken gece 12 civarı "sihirbaz" filmini izledim. HARİKA bi film gerçekten. ordaki kızı bulun bana :) filmin sonu çok güzel bitiyo. ama benim kastettiğim o müthiş sondan bi sonraki son, yani en son çimenlerin üzerindeki kulübenin oradaki sarılma anı ve manzara ve müzik, ne kadar romantik di ya... kadının giydiği atçı pantolonuna dikkat! aşk ne güzel bişi ya... kendine aşk, sevgiline aşk, yaşama aşk, Bütün'e aşk. falan filan. iyi hissettiren duyguları yaşamak gerçekten iyi hissettiriyor. içimdeki doymak bilmez kitap kurdu kitap kitap diye bağırıp dururken, bende sadece zihinsel bir dinlence yapma arzusu daha ağır bastı. çünkü sadece ve sadece afirmasyonlar ve de geri kalan kısımda özgüüüüüüüüür bir zihin hoş oluyo. gelip geçen düşüncelerrrrrrrrrrrrrrrrr. :) :) :) şu anda ilk iki saaati ne güzel ekiyorum var ya, oturmuş buraya bloguma bir şeyler yazıyorum. ve aslında en önemlisi yani kendimi en iyi hissettiren şey kendimi onaylamak. olduğun gibi onaylamak. bütünüyle. yargılardan kurtulmak var ya özgürlükmüş, ne iyi hissetmekmiş kendini vay beaaaa.. YAVAŞTAN, SİNDİRE SİNDİRE... :) | ||
| Yorum Yap |
| Entry 916 of 1017 |
| Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa |