psiko-ruhsal blog Ana Sayfa | Profil | Arşiv | Arkadaşlarım

korku, sevgi vb.26/2/2007

   "içimdeki yolculuk" adlı kitaptan öğrendiğimiz üzere bizi "böğğ" hissettiren her şeyin temelinde tetiklenen bir korkumuz var. "böğğ" derken pozitif(+) olmayan tüm diğer duygulardan bahsediyorum. kızgınlık, öfke, vb.. (üzüntü konusunda benim çekincelerim var, bu duyguyu daha genişçe ele alsam iyi olur bir ara)...

    dün "iyi hissetmek" adlı kitapta en alttaki inancı aşağı ok yöntemiyle bulmakla ilgili bir örnek okudum. Fred adlı öğrenci yaptığı ev ödevini okula götürmek konusunda korku içindeydi. aşağı ok yöntemi (çok basit ama yüzleşmek konusunda ne kadar isteklisiniz ona bağlı) yöntemi ile tam 10 soruda temelde yatan inancını buldu: "yalnız kalırsam mahvolurum". nerden nereye. YALNIZ KALMA KORKUSU. "içimdeki yolculuk" kitabında da aynı bu şekilde "diyelim ki bu doğru, şimdi ne olur?" şeklinde sorularla akla gelen düşünceyi irdeleyerek temeldeki korkuyu buluyoruz. daha sonra "içimdeki yolculuk"ta önerilen şu: (tabi bu her korku için)

     

      benim yalnız kalma korkum var

      ben yalnız kalma korkumu kabul ediyorum

      ben yalnız kalma korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ediyorum

      ben yalnız kalma korkumu seviyorum

      

      kalbinden pembe ışıklar çıkarttığını imgele

 

    bu dörtlüğe ben de bir şey ekledim: "...niyet ediyorum"dan sonra bir de "sevgiye dönüştürüyorum" diyorum.

    temelde korkuların geneline bakarsak aslında "yalnız kalma" korkusu en temelde yeralan korkularımızdan biri. ama işi biraz irdeleyince aslında yalnız kalmaktan ziyade ona yüklediğimiz anlamdan ve tek başımızayken zihnimize gelenlerden korkuyoruz. sonuçta yalnız kaldığımız anda zihnimize "yalnızsın, sen yalnızsın, zavallısın" gibi düşünceler geldiğinde durup sorgulamak ne yararlı olur. "evet, yalnızım ama bunun zavallılıkla ne alakası var ki" diyebiliriz. bunu dememiz gerekir. hem neden yanımızda insanlar varken zavallı değiliz de yalnızken/tek başıneyken zavallıyız. yalnız olmamız neyi gösterir ki? sevilmediğimizi mi? yanımızda insanların olmaması mı sevilmediğimizi gösterir? "eğer seviliyorsam etrafımda niye insanlar yok?" mu diyorsunuz. bu durumda işte yeniden "kendi" merkezli bakış açımızın önemini anlıyoruz. ve "dış olay" bağımlısı halimize bir kez daha şahit oluyoruz. yardım dışardan mı gelir gerçekten? şans eseri mi bize uğrar? peki istediğimiz gibi olmazsa suçlu kim? diyelim ki suçluyu bulduk eee sonra? suçluyoruz "o"nu. suçluyoruz. suçluyoruz. suçluyoruz. suçluyoruz. eee daha başka. şikayet ettiğimiz durum düzeldi tabi bu arada di mi :) ŞAKA YAPTIM TABİ.

Yorum Yap

Entry 903 of 1019
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
ultrapolyanna
grubuna katılmak için