| ||
| ||
hatta tek kelimelik bir özet yapalım: "bekledim." aynen böyle sabah yedi kırkta kalk, hastaneye git, işlerini hemencecik bitir sonra boş vakitte de kitap oku, müzik dinle, çay iç, hastamın ameliyatını bekle. hastamın ameliyat saatini ameliyathanede 3 saat bekledik. sonra da tam steril olmuş ameliyata giriyordum ki hocalar derse gidin, bu hoca önemli dediler ama ders başlayalı 1 saat olmuştu nerdeyse. ara verir ümidiyle gitsek de ara filan vermeyeckmiş blok yapacakmış sonradan mesajla öğrendik. e o zaman dört buçuğa kadar bekle ya da git internete :) blog'a bir şeyler yaz. dört buçukta yine servise gidicez. pediatriye diyoduk feci diye bu daha bi başkaymış. bakalım önümüzdeki cerrahi günleri ne gösterecek. e bana bağlı :) tabi ki de. bugün ameliyathaneden çıkarken biraz sesim yükselmiş, arkadaşım hoca sana bişi der diye korktum diyo. hmmm o öyle diyince ben de endişelendim. bana sert çıksaydı nolurdu diye. başlardı otomatik düşünceler patır patır. "ben ne yaptım ya ufff nasıl yaparım böle bişi, nasıl kızdı hoca bana ama....vb" işin ilginç yanı böyle bir olay da olmadı. demek olay olmadan da otomatik deüşünceler hazır. belki de bu hazır olan düşünceler biraz daha yoğun enerjili olsa o olay gerçekleşecekti. hmmmm. ben en iyi mi bugün nidacanla ya da kendim kızılaya gidiyim dosta. emre aydının cdsini ve de kitap filan alayım. bernaya, ümite ve kendime... bernaya="pazartesi rejime başlıyorum" ümite=daha karar vermedim (kitap seçmekten büyük zevk alıyorum, hediye almak da şahane bi olay ya, bolluğu hissediyorsun, Allah bizlere bolluk versin) bana="özsaygı, öncelikler listende kaçıncı sıradasın" (tabi bu bir düşünce, kitabı alana kadar değişebilir.) | ||
| Yorum Yap |
| Entry 845 of 1019 |
| Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa |