| ||
| ||
* Aşk, bir manik depresyon halidir. Geçici bir deliliktir.
* Aşkın evrensel dilindeki ihtiyaç duygusu şarkılardaki yalvarma yakarma gibi bir ihtiyaç değildir. Sevdiğin için ihtiyaç duyarsın. İhtiyaç duyduğun için sevmezsin.
* Tutkuda sadece bağımlısın. Bağlı değilsin. Tutkuda bir saplantı vardır. Genellikle tek taraflıdır. Bana yar olmayanı kimseye yar etmem olayı, tutkudur; aşk değildir.
* Aşk yaşatır. Tutku öldürür.
* Aşık olduğunda, başlangıçta yani, hem bağımlısın, hem bağlısın.
* Sevgide ise bağımlılık hiç yoktur. Bağlılık vardır.
* Bir de alışkanlık vardır. Birçok evli çiftin yaşamını sürdürdüğü gibi. ‘’Aman canım, bundan iyisini mi bulacağım,’’ derler. Böyle bir ilişkide, bağımlılık da bağlılık da azdır. Kişi duruma göre, daha iyi olanaklar ortaya çıktığında alanı terk edebilir.
* Her ilişki, içimizdeki çocuğun yaralarını iyileştirme sürecidir.
* Farkında bile olmadan, çocukluğumuzdaki aynı ortamı yaratarak anne babamıza benzer insanları çekeriz hayatımıza. Bilinçaltımızda, anne babamızı düzelterek onların en mükemmel şekilde bizi sevmesini sağlamak isteriz. Dolayısıyla, çocukken anne babamızdan almamız gereken sevgiyi eşimizden bekliyoruz. Aşk seçimlerimizi böyle yapıyoruz.
* Eğer oturup ciddi bir şekilde, bugüne kadar ilişkiye girdiğiniz insanların özelliklerini düşünürseniz, hepsinin aynı özelliklere sahip insanlar olduklarını göreceksiniz.
* İlişkilerde daima karşımızdakinin içimizdeki yaraları iyileştirilmesi beklentisi vardır.
* Ben yarım insansam, karşımdaki beni tamamlasın isterim. Annemin yerine sevgilimi koyarım.
* Yapmamız gereken şey, bu yaraları psikolojik sağaltımla tespit edip, yüzleşmektir. Yüzleş, kucaklaş, özgürleş… Önce yüzleşeceksin bu sorunlarla, önce sen iyileştireceksin kendini ve bütün bir insan haline geleceksin ki bir başka bütün insanı hayatına çekebilesin… Çekim Yasası işte budur. Benzer frekanstaki insanlar geliyor çünkü hayatımıza…
* Aşık olduğumuzda aslında, biz kendi içimizdeki açığa çıkmamış ışığı karşı tarafa yansıtıyoruz.
* Aşk içimizdeki beni dışarı çıkarmak için en güzel araçtır.
* Aşık olduğumuz kişide beyaz gölgelerimizi, yani olumlu özelliklerimizi görürüz. O özellikleri kendimizde değil de aşık olduğumuz kişide var sandığımız için kaybetme korkusuna düşeriz.
* Aşk, çocukluk yaralarını iyileştirme ve kendini keşfetme yolculuğudur.
* Hayatımıza iyi, kötü kim girdiyse o insanları biz çektik. Her dönemde daima kendi frekansımıza uygun insanları hayatımıza çekiyoruz. Bu ilişkinin sonuçlarından hiç memnun olmasak da...
* Sen gelişiyorsan hayatına çektiğin insanların da kalitesi gittikçe artar. Daha gelişkin insanları hayatına çekersin. Ama kendini geliştirmeyip, sürekli aşktan, aşık olduğun kişiden medet umarsan kendini tekrar eder durursun. Sınıfta kalmak gibi bir şeydir bu. Yani, biten ilişkinden ders almazsan sürekli aynı ilişkileri çekersin hayatına.
* Aşkın son günlerinde sevgi silah olarak kullanılmaya başlanır. Aşkın ilk günlerinde bizi çeken özellikler ile son günlerinde iten özellikler aynıdır.
* Kendimizde yadsıdığımız ne kadar negatif özellik varsa o özelliklerin hepsini onda görmeye başlarız… Karşımızdakinde bu özelliklerin gerçekten olup olmaması hiç önemli değil.
* Yarım insan, yarım insanı çeker hayatına. Sen beni asla tamamlayamazsın. Ben seni asla tamamlayamam. Kendi içimizde bütünlenmemiz gerekiyor. | ||
| Yorum Yap |
| Entry 645 of 1039 |
| Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa |