| ||
| ||
"ya deprem olursa ya bina yıkılırsa o anda kendimi nasıl da feci, çaresiz, kapana kısılmış hissederim binanın altında kalabilirim ölebilirim"
bu düşüncelerin ardından şunun ayırdına vardım: ben kendimi çaresiz hissetmekten korkuyordum
sonra düşüncelerime bakmaya devam ettim: "aslında yıkılış ne kadar da heyecanlı olur..." kendimi çaresiz hissetmekten korkmama rağmen, bu durumdan heyecan da duyuyordum, içten içe olmasını istiyordum. tam bu sırada şu düşünce beliriverdi: "nasıl düşünürsün ya böyle şeyler?" ben heyecan istiyordum. heyecan! ve çaresizlikle heyecanı eş tutuyordum. kendimi çaresiz hissetmeden de heyecan duyabilir miydim acep? "heyecan duyduğumda yaşadığımın farkına varıyorum."
o zaman soru şu: kendini çaresiz hissetmek istediğini kabul edebilir miydin? "evet çünkü çok zevkli, heyecanlı, gerçekten yaşadığımı hissediyorum..."
ya heyecan için kendini çaresiz hissetmek zorunda kalmassan? "ahh, bu müthiş olur, bunun var olduğunu hayal bile edemiyorum." hayat hep "zor" dendi, ama değil, ÇOK KOLAY ve KEYİF DOLU. annemize, babamıza, komşularımıza, akrabalarımıza, öğretmenlerimize, hocalarımıza, arkadaşlarımıza, büyüklerimize, çevremizdeki insanların büyük bi kısmına inanmak zorunda değiliz. hayat keyif dolu bir deneyim. kendizi bu olasılığa açabilir miydiniz? bunun için kendinize izin verebilir miydiniz? sadece şu anlığına bu olasılığa kendizi açabilir miydiniz? | ||
| Yorum Yap |
| |||
| bu konuda iki kelimeyi bir araya getirsem bende bir seyler yazmak isterim ;;; deprem hakkinda onun yaptiklari hakkinda kimse bir sey yazmiyor deprem resimleri bile yok kimse konusmak istemiyor ama ben boyle bir arshiv yapilmasindan yanayim | |||
| Posted by MAKRADA | |||
| Entry 617 of 1021 |
| Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa |