haz -zzı
isim Arapça §a©©
| 1 . Hoşa giden duygulanma, hoşlanma, zevk. |
| 2 . felsefe Bir şeyden duyusal veya manevi sevinç duyma. |
| 3 . müzik Ezgi. |
4 . ruh bilimi Sürdürülmesi istenen ılımlı ve doygunluk veren coşku: "Ömrünün en öfkeli veya buhranlı anlarında bile yaşamak hazzının parıltısı gözlerinden eksik olmazdı."- A. Ş. Hisar. |
zevk isim Arapça £ev®
1 . Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz: "İçtik bu nadir içkiyi yıllarca kanmadık / Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor yazık."- Y. K. Beyatlı. |
| 2 . Güzeli çirkinden ayırt etme yetisi, beğeni. |
3 . Tat, lezzet: "Batı edebiyatında şarap içmekten, onun zevkinden hiç bahsedilmez."- B. Felek. |
4 . mecaz Eğlence: "Su gibi para harcıyor, zevkine zevk, rahatına rahat katıyor."- N. Cumalı. |
şehvet isim Arapça şehvet
1 . Cinsel istek, kösnü: "Düşman zabitinin gözlerinde şehvet arzuları yandı."- R. Enis. |
2 . mecaz Aşırı istek: "Her sabah masamıza yeni bir şehvetle geçtik."- H. Taner. |
doyum isim
| 1 . Eldekinden hoşnut olma durumu, doyma işi, yetinme, kanma, kanaat. |
| 2 . Bazı istekleri giderme, tatmin. |
|