| ||
| ||
geçenlerde kuraldışından çıkmış yeni bir kitaptan bahsetmiştim: sezgilerle iyileşme, bedenin bilgeliğinde şifa bulmak
bugün sabah ders bitince (saat 10:00 civarları) yurda geldim, reiki müziğini açtım (müzik içine bilinçaltı mesajlar gizlenmiş) yerdeki büyük minderin üzerine uzandım. üzerimde hala 4 günlük erzurum gezi-kongresinin yorgunluğu. aslında tam olarak bir yorgunluk da değil. sanki sıvı halde bir maddeyim ve akıyorum. hangi kabın içindeysem oranın şeklini alıyorum, direnç olmadan. öylece. tanımsız. hissettiğim sadece akışkan olduğum. ne olduğumu bilmiyorum, farkedemiyorum?
bir yandan reiki müziğini dinliyorum, bir yandan geçenlerde sadece başlığını yazdığım çalışma kağıdına devam ediyorum (babam, hoşlandığım/hoşlanmadığım). aklımda perşembe günü ankara esenboğa havalimanındaki d&r'da karşılaştığım osho kitapları. hatırladığım kadarıyla martıları seven adam ve ruh eczanesi vardı. yine 4 ytlydi ama orası havalimanıydı ve koskoca 4ytl yazan yazının üzerine etiketler yapıştırılmıştı, 7 ytl. boş yere kitabın görüntüsü bozulmuş. ve kitabın bir tanesinde ek olarak CD de vardı. bu çok hoşuma gitti, CDnin içeriğini bilmesem de "ne kadar çok, o kadar iyi" gibi bir mantık yürüttüğümü sanıyorum. kullanmasan bile çok şeye sahip olmanın anlık aldatıcı zevki.
içimden bir ŞEY durmadan dürtüklüyo, git d&r'a ve o iki kitabı, olmadı CD hediyesi olan kitabı al diye. osho okumaya bayılıyorum. bana haz ve cesaret veriyor. zihnimde kısa bir konuşma döndü: -ama bir buçukta ders var, şimdi gitsem derse yetişebilir miyim ki? -o zaman ders bitince giderim, üçten sonra. ve birazdan telefon çaldı. arayan sınıftan arkadaşım. "ders iptal"miş. holey ve bu holeyin arkasında kocaman bir kaygı, "eee ders yok tamam ama ben neyle meşgul olucam onca zaman?". işin ilginç olanı meşgul olacak işler var aslında ama zihin rahat durmuyor işte. korktuğun şey TAM OLARAK nedir?
neyse kitap alma fikrim iyice coştu içimde ama ben çoktan uyumuşum :). çok güzel güneşli bir gün, pencereler açık, perdeler pencereleri tam olarak kapatmıyor. dışarıdan içeriye giren hava akımı perdeleri uçuşturuyor ve bu arada güneş ışınları içeriye doluyor. işte benim en sevdiğim anlar. ve uyku...
uyandım saat 3 civarı. giyindim, çıktım dışarıya. hedef kızılay d&r. o da ne? d&r kapanmış. hangi ara kapandı. eee şimdi ne yapmalı? ya tunalı ya ankamall... ikisi de çok uzak. hiç de gidesim yok.
e o zaman gidilecek yer belli. karanfildeki dost. orda bu 4 ytllik osho kitapları yok. sadece d&r satıyor bunları. belki geçenlerde gördüğüm kitap (sezgilerle iyileşmek) gelmiştir. ve gelmiş. orda duruyor. 13,5 ytl. kurtuluş parkında oturmuş kitabımı okurken, etiketi farkettim ve söküp attım. kitapların üzerine fiyat etiketlerini yakıştıramıyorum. kitabı basitleştiriyor gibi geliyor. evet kitapları parayla alayım ama üzerine etiket yapıştırmayın.
kitap daha ilk cümlelerde beni içine aldı. sıcak, anlaşılır ve deneyim kokan bir kitap. 39.sayfaya geldim. paylaşmak istediğim bir iki cümle var kitaptan. cümleler sayfa 11'den: Beden, asla yalan söylemez. Her durumun daima doğrusunu bilir. Çünkü ruhumuz, bizimle bedenimiz yoluyla konuşur. Beden, ruhun tapınağıdır.
yazar (laura alden kamm) ölümden dönmüş ve bunun ardından sezgileri güçlenmiş olarak hayata devam etmiş. kitapta, yaşanmış öykülerden de bahsedildiği için okunması çok zevkli. beden-zihin-ruh bağlantısı konusunda önüme ne çıkarsa şıp diye atladığımdan bu kitabı da bir an önce bitirmek konusunda sabırsızlanıyorum. | ||
| Yorum Yap |
| Entry 233 of 1016 |
| Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa |