| ||
| ||
"Antidepresanların aslında "plasebo" adı verilen şekerli su tabletlerinden daha fazla bir yarara sahip olmadıklarını, hatta intihar eğilimini arttırdıklarını ortaya koyan araştırmalar bile, bu hapların iktidarını sarsamadı."
ah canım, vah canım... antidepresan haplar plasebodan daha etkili olsa ne olacak. yaptığı şey duyguların üzerini örtmek değil mi? ergeç o bastırılan duygular gerisingeri gelmeyecek mi? yanlış mı biliyorum? yanlış mı yorumluyorum? keşke hap, çözüm olsa. o zaman herkes alır kullanır. terapi denen o şeye neden onca emek, zaman, para harcansın ki? keşke hap çözüm olsa. ŞIP diye yutsak ŞIP diye istediğimiz duyguyu elde etsek. işin ilginç yanı, piskolojik teknikleri öğrendikçe ve usta oldukça ŞIP diye uyguluyor ve ŞIP diye istediğin duyguyu elde ediyorsun. :) :) :). teşekürler sedona yöntemi. :) :) :).
***
"Dindar kesimin yolu psikiyatra daha fazla düşse de, 'uzman' konusunda halen oldukça seçici davranıyorlar."
bu tarz, "dindar psikolog lazım bana" düşünceleri zamanında benim zihnimden de geçmişti. bunun nevrotiklik ve korku kökenli olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla. avaz avaz güvence istiyorsun aslında, korku dolusun. Tanrı senin için hala uzaklarda bir yerlerdeyse ve Tanrı'nın ceza için dört gözle seni beklediğine inanıyorsan "dindar" psikolog/psikiyatr arayıp durman normal. sen kendini iyi hissetmek istiyorsun ey insan! gittiğin psikolog, psikoterapist duygudurumun konusunda sana yardımcı olmak için orda. sen kendini iyi hissediyor musun ona bak! psikoloğun, psikiyatrın inançlarına değil. ekmeğini satın aldığın bakkal müslüman olmak zorunda mı? senin işine yarıyor mu yaramıyor mu o önemli.
***
"Rukiye Çetin'in yazdığı şu satırlar çok şey anlatıyor: "Elbette Müslüman duyarlılığı taşıyan psikolog ve psikiyatra ihtiyacımız var. Müslüman'ın vücudu hastalandığı gibi duygu-düşünce-davranış üçlemesinde de arızaları olabilir. Çevremden yüzlerce rahatsız dindar sayabilirim. Obsesifi de var, majör depresifi de, kimlik bunalımlısı da, güvensizi de... Hayattaki imtihanlar bazen öyle ağırlaşır ki abandone oluruz. Halihazırda bir gönül rehberimiz de yoksa, yardıma ihtiyacımız olur. Çünkü bu kez soru bilmediğimiz yerden çıkmıştır. Bozulan sistemimizi normale döndürecek müdahaleleri ise bugün işte bu profesyoneller (psikolog ve psikiyatrlar) yapıyor. Bu, modern hayatta ortaya çıkan kimsesizliğimizin doğurduğu bir ihtiyaç. Arkadaşlarım içinde boşanma aşamasına gelmemiş, psikoloğa gitmemiş, antidepresan kullanmamış insan sayısı ya bir ya ikidir. Bunlar, dindar insanlar""
"dindar" kelimesi bir insana ne katar ki? böyle bir kimliğe neden başvurulur ki? sen zaten her şeyinle ortadasın. ya da daha genel bir ifadeyle, kimliğe neden ihtiyaç duyarsın ki? "ben dindarım" diyerek Allah'tan aferin filan mı alacağını sanıyorsun? yapmaaaa. bu kadar düşme. dindar olup olmamandan ziyade bilinçli ve bilinçaltı zihnindeki inançların ne kadarı sevgiyle uyumlu, o önemli. bence dindarlığın ölçütü bu. "ben dindarım" düşüncesi pek de sevgiyle alakalı değil gibi, bi ayrımcılık var. dindar kardeş kusura bakma ama herkes aynı Kaynak'tan geliyor. herkes Yaradan'a bağlı, sadece kendisini "ben dindarım" diye tanımlayanlar değil. "özel insan" yok, üzgünüm. egolarımız bunu pek kaldıramasa da bu böyle. senin sorunun benim sorunum, benim sorunum senin sorunun. kendimizi nasıl tanımlarsak tanımlayalım bizim kumaşımız aynı toptan.
***
""Kişinin bünyesi depresyona yatkınsa, herkesin yaşadığı gündelik başka faktörlerle de birleşince 28 Şubat ve türban gibi konular oldukça geçerli nedenler haline gelebiliyor" diyor Saygılı.."
bu ne demektir yahu? bünyenin depresyona yatkın olması ne demektir, bunu bana biri açıklayabilir mi? anne-babanın çocuğa verdiği değerlilik ve yeterlilik duygusunun eksikliğini kastediyorsan bu bünye kelimesiyle alnından öperim, yok ama genetik menetik işlerine sarıyorsan yuh derim, yuh! | ||
| Yorum Yap |
| Entry 214 of 1016 |
| Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa |