| ||
| ||
bugün nöroşirurjide 2.ders gayet sıkıcı bir konuyu işliyordu ve zaten ilk dersi pür dikkat dinleyerek modern tıpla ilgilenme süremi bugünlük doldurmuştum :).
(genelde derslerde zihnimden olumlamalar yaparım, beyaz ışık imgelerim, nefes çalışmaları yaparım, sedona yöntemi uygularım...vb. :). derse pek odaklanabildiğim söylenemez. tabi bu arada içsel eleştirel sesim zaman zaman beni rahatsız eder. tıbbın hakkını vermediğimi, hakkıyla bilgileri öğrenmediğimi, yeterince ders çalışmadığımı düşünürüm. zorunlu hizmetteki çaresiz hallerimin hayallerini kurarım. sırf, zorunlu hizmette ve pratisyen hekimlik yaptığım süre boyunca rahat edeyim diye özellikle acil ve pratik konularda adamakıllı öğrenmeye bakıyorum. modern tıbbın acil durumlardaki öneminin farkındayım. ama kim bilir, bir zaman sonra acil durumlarda bile modern tıbba gerek kalmayacak. belki de zaman içinde apandisit için acilen ameliyata, zehirlenme durumlarında acilen ilaç alıp kusturmaya gerek kalmayacak. insan bilinci yükseliyor.)
(dün gece yatarken bir düşünce geldi aklıma: "belki de pratisyen hekimlik yapmama gerek olmadan direkt psiko-ruhsal yaklaşımlı bir doktor olabilirim, tıpkı dr. christine page gibi." neden olmasındı ki? lester levenson sadece 3 ayda kendini baştan yaratmıştı, hem de ölmek için evinin çatı katına gönderilmişken.)
2. derste ne yapmalıydı o zaman? slaytlara odaklanarak göz egzersizi yapabilirdim. yaptım (gözlerimi slayta odakladım ve gözlerimden iyileştirici beyaz ışık çıktığını hayal ettim) ve ilk defa en uzun süre gözlerimde bugün netleşme oldu. yaklaşık 1 dk kadar sürdü. tam olarak 0.00 numaralı sorunsuz bir göz gibi değildi ama gayet netti.
tabi nil'in sözleri kulaklarımda çınlamaya devam ediyordu hala: gerçekten iyileşmek isteyen iyileşir, gerçekten iyileşmek isteyen iyileşir... | ||
| Yorum Yap |
| Entry 94 of 907 |
| Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa |