psiko-ruhsal blog Ana Sayfa | Profil | Arşiv | Arkadaşlarım

dün gece sabaha karşı bugün30/4/2008

dün gece nilgünle telefonla konuştuktan sonra gittim çalışma salonuna, biraz daha vakit geçirdim elimdeki kağıt ve kalemle. korku yararı/zararı ve şükür/teşekkür listesi.

 

sanırım saat 01:00 miydi, neydi? çalışma salonundan çıktım. odaya yatmaya çıkmaktan vazgeçip yurdun giriş katında en dipte kaloriferin yanına bir sandalyeye oturdum. camdan dışarıda gözüme ilk çarpan sokak lambası oldu. sokak lambası da sokakta değil bu arada, yurdun arka bahçesinde :).

 

sandalyeye oturdum ve başladım EFT yapmaya. neler vardı EFT menümde:

-üzerimdeki anksiyete (endişe hali)

-huzursuzluğum

-kendimi tıkanmış hissetmem

-karnımdaki ağırlık

-yarınki psikiyatri dersinde, derslikte yine panik olma korkum

-psikiyatri dersliğinin güvenli bir yer olmayışı

-kemalle karşılaşma korkum

-kendimi güvende hissetmeyişim

-hayatı güvenli bulmayışım 

-direnç gösterişim...vb. (eksikler ve eklemeler olabilir.)

bir buçuk, iki saat camın kenarında oturdum, adamakıllı EFT yaptım. her turda biraz daha rahatladım, her turda biraz daha rahatladım, her turda biraz daha rahatladım. ohhhh :).

 

arabesk zamanlardı belki bu saatler ama komik olaylar da olmadı değil :).

 

sol elimi yumuruk yapmışım, gamut noktasına (EFT ile ilgi bir terimdir kendileri) vuruyorum, şıp karşı camdan biri kafayı uzattı sigara içiyor. ben böyle abuk sabuk ne yapıyorum? şıp, bende ne yaptım? hemen havadaki sol yumruğumu aşağıya indirdim. çaktırmadan vurmaya çalışıyorum ama bir yandan da :).

 

EFT vuruşlarına dalmışım, hatta çift taraflı vuruşlar yapıyorum. o da ne? çalışma salonundan biri çıktı bu tarafa doğru geliyor. hemen vuruş yapmayı durduruyorum ve parmaklarımla o bölgeyi sanki ovuyormuş gibi yapıyorum :). neyse sonlara doğru bu konuda çok bilgece düşünceler geldi zihnime ben de elimden geldiğince biri gelse ve görse de EFTyi yapmaya devam ettim.

 

"belki o kişi de merak eder öğrenir. hem ben güzel, yararlı bir şey yapıyorum burada."

 

en komiği de şu oldu. güvenlik görevlisi bana doğru yaklaşıyor. benim yanımda bir kapı var. o açık mı kapalı mı onu kontrol edecek. ben yine tam vuruşları yapıyordum. şıp indirdim kolumu. boşboş duruyorum. yanımdaki kapıyı kontrol ederken aramızda şöyle bi dialog geçti.

güvenlik görevlisi: selamünaleyküm

ben: aleyküm selam 

güvenlik görevlisi: napıyorsun burda? nöbet mi tutuyosun?

ben: hiiiç, oturuyorum. bir şey düşünüyorum da.

güvenlik görevlisi: bi sıkıntın mı var?

ben: yoooooooooooooooooooooooooooooo.

 

(yorum: :). ne sıkıntısı canım, hiç olur mu öyle şey :). şimdi dialoga bakıyorum da ne yalan şeyler söylemişim. ilk yalanım, aslında bir şey düşünmüyordum. yaptığım sadece duygusal yüklerimi serbest bırakmaktı :). diğer bi yalanım da, sıkıntın var mı diye sorduğu soruya, yooooooo diyişim. ama ne demiliydim ki? "evet bir sıkıntım var. geçmişimin duygusal yükünü boşaltırken bir noktada takıldım da onunla ilgili EFT yapıyorum" mu deseydim :). hı? ya da "10 yıl önceki bir olayda kendimi kullanılmış hissettim de ondan özgürleşiyorum şu anda" :). ya da belki de "bugünlerde kendimi biraz huzursuz hissediyorum da onunla ilgili bazı çalışmalar yapıyorum" demek en güzeli olabilirdi :).)

 

neyse EFTyi yaptım. kalktım gidiyorum ama nasıl bi huzurluyum. böyle tam bir durgun bir göl gibi. huzur doluyum. EFT'ye, gary craig'e, roger callahan'a teşekkür ede ede odaya doğru çıkıyorum :). saat çok geç ama ben çoook huzurlu ve dingin bir haldeyim. çıktım yattım yatağa. yattım ama zihnim nasıl karıştı, darmaduman oldu bir anda. kendimi kaybettim valla. uyku-uyanıklık arasında gittim geldim. tanımlayamadığım bir bilinç halinde dolandım bir süre. sonra korku sardı. aslında panik desek daha doğru olur. bir yandan da kaslarım titremeye başladı. ve üşüyorum bir yandan. "yalnızım ve üşüyorum". çok arabesk bir andı. hem güvencesizliği hem de güvenliği aynı anda hissetmek çok ilginçti ama. hem gözlemci durumundasın hem de deneyimleyen. ama ben hala pişkinliğimi sürdürerek, zaten yoğun olan bu panik/korku dalgasına odaklanmaya devam ettim. üzerimden aksın ve geçsin diye, bitsin diye. sonra uyumuşum.

 

sabah kalktım orta şekerim. okula gitmiyim dedim bugün. arkadaşa dedim ki, kendini iyi hissetmiyormuş, biraz hastaymış dersin diye yoklama alan abiye. durumum başka nasıl açıklanırdı ki? yok yazılmışım ama :(.

 

dün nilgünle bu konuyu konuştuk gülerekten. "şey, ben içsel çalışma yapıyorum da, duygusal olarak biraz yoğunluk yaşıyorum". böyle denir mi ki? bu durum nasıl en anlaşılır izah edilebilir ki?

Yorum Yap

Entry 131 of 1016
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
ultrapolyanna
grubuna katılmak için