psiko-ruhsal blog Ana Sayfa | Profil | Arşiv | Arkadaşlarım

zihnim (ya da geçmişim) yol ver de geçeyim5/5/2008

dün nilgündeydim

anlattık anlattık anlattık

yaşadığım acı ve zorlu deneyimleri anlattım anlattım anlattım

ve işin garibi GÜLDÜK zaman zaman :)

 

insan 23 yılda ne yaşar ki diyorum kendi kendime

ne yaşayabilir ki diyorum

23 yılda ne yaşar bi insan?

yaşadıklarım hafifti de ben mi abartıyordum

çünkü annem babam "önüne daha ne zorluklar çıkacak" diyip duruyorlar hala zaman zaman

 

şu 5 senelik tıp fakültesi hayatımın son 3,5 senesi hep kendimle ilgilenmekle geçti

tıptan çok psikolojiyle, ruhsallıkla, insan potansiyeliyle ilgilendim

kimi zaman zorunluluktan dolayı ve çoğu zaman da büyük bir merak ve coşkudan dolayı

evet belki normalüstü huzur duyguları yaşadım öğrendiğim teknikler vb. sayesinde ama

inanıyorum ki normalüstü acılar da yaşadım

 

her şey iyidir! her şey iyiliğimedir! her şey benim en yüksek hayrım içindir! (sana yürekten inanmasam da seni buraya koymak istedim, çünkü zor zamanlarımda, ışığımın söndüğü vakitlerde sen bana ışık oldun.)

 

nil gün'ün bana dediği gibi hayat beni erken yaşımda bireysel gelişim yoluna mı davet etmişti?

 

ikinci sınıfın ikinci döneminin ilk günlerinde başlayan huzursuzluk duygularımla benim de içyolculuğum başlamış oldu. bu döneme kadar da psikoloji nedir bilmezdim? psikolojik sorun nedir bilmezdim? meğer şimdi dönüp geçmişime baktığımda hoşuma gitmeyen tüm şeyleri bastırmış olduğumu görüyorum.

 

üniversite döneminde geçmişin hortlamasının vakti gelmiş. üniversite dönemi geçmişin "beni iyileştir" diyerek günyüzüne çıkma vaktiymiş.

 

her çocuğun çocukluk döneminde yaşadığı cinsel oyunlar olabilirmiş. normalmiş. ama benim 11-12 yaşlarında cinsel oyunlar oynadığım kişi benden 2-3 yaş büyüktü. ve ben kendimden çooook utandım. ben yaptıklarımdan çooook utandım. ben varlığımdan çok utandım. bu utancı anlatabilmem mümkün değil. ben varlığımın "yanlış" olduğunu düşündüm. ben o kişiyle her karşılaşmamda adeta ölüyordum. paramparça oluyordum. yerin dibine giriyordum. onunla karşılaşmamak adına yapmadığım şey kalmamıştı.

"arkadaşlarına söylemiş midir?"

"anne-babam duyar mı?"

"beni ya sevmezlerse?"

"komşular ne der?"

"ben çooook yanlış bir şey yaptım."

vb. düşünceler zihnime sık sık uğramaya başlamışlardı.

 

utanç sürdü. ben unutmaya çalıştım. o sürdü. ben unutmaya çalıştım o sürdü...

 

o kişinin gözleri, yüzü, gülümsemesi her defasında beni paramparça ediyordu. sadece onunki de değil, yakın arkadaşlarıyla her karşılaşmamda yok oluyordum adeta.

 

içimdeki çocuk seni özgür bırakıyorum!

 

99'da deprem oldu. benim acizane düşüncem şuydu: "deprem oldu, bana acır ve artık kötü davranmaz belki, beni bakışlarıyla hareketleriyle utandırmaz belki."

 

okul servisini beklediğim durağın tam karşısından her sabah işe giderdi. ve ben her sabah ölürdüm! tam ortadan ikiye ayrılırdım.

 

ben kendimden utanmayı SEÇmiştim ve devamı gelmişti. hangi duyguları hissediyorsak, ona uygun olaylar yaratılmaya devam eder. çekim yasası her yaşta devrede. kendimi suçladığımdan değil, olan buydu.

 

tüm olanları bastırmışım. hatta bir keresinde utancımı tekrardan hatırladığımda şöye demiştim kendime: "bak onur. adliyede davalar 5 yılda bir düşer (babam adliyede çalışıyor). artık 5 yıl oldu unut sen de." başardım. unuttum ama bastırarak, içinden geçerek değil. yapabileceğimin en iyisiydi!

 

ben kendimden utanıyordum. ben varlığımdan utanıyordum.

 

bilinçaltım üniversite 2.sınıfa kadar bana izin verdi. bir patladı, pir patladı. neye uğradığımı şaşırdım. huzursuzluklar, uykusuzluklar,sıkıntı, bunaltı... annem bayıldı, babam ağladı... ahhh buna dayanamadım işte hiç. anne babaman düştüğü duruma. ama dayanıklıydılar.

 

ama geçmişimdeki travmatik anılar hemen hortlamadı. biraz beklediler beni.

 

geçmişimden anılar tekrardan bilinçüstüne çıktığında artık tamam dedim. "çocukluğuma mı inilecek, ne olursa olsun ama ben bu sıkıntıdan kurtulmak istiyorum". evet, hep filmlerde duyduğumuz çocukluğuna inelim espirisi GERÇEKti!

 

sıkıntıda olan o yaşlardaki onurdu. içimdeki çocuk çok bunalmıştı, korku doluydu, kendini güvende hissetmiyordu. yatağa sinmiş sadece korkmakla ve utanmakla meşguldü.

 

vakit geçmişine sahip çıkma vakti!

vakit kendine sahip çıkma vakti!

 

kitaplardan, eğitimlerden öğrendiklerimi 3.5 yıldır uyguluyorum kendime. baya da bi yol katetim kendimce.

 

3.sınıfın yaz tatilinde louise hay'in düşünce gücüyle tedavi adlı kitabını 2.kez okuduğumda "hııııııı" dedim. o zaman jeton düştü benim. ben nasıl düşünürsem kendimi de öyle hissedecektim. duygularımı yaşadıklarım değil yaşadıklarım hakkındaki düşüncelerim belirliyordu. bunu anladığımda çok sevindim. başladım louise hay'in mucizeler yaratan alıştırmasını yapmaya. gün boyu aynalarda gözlerimin içine bakıp "ben kendimi onaylıyorum" demeye. sürekli, sürekli, sürekli ve sürekli.

 

ben kendimi onaylıyorum. ben kendimi onaylıyorum. ben kendimi onaylıyorum.

 

ama aynaya bakıp olumlama yaparken içsesim rahat durmuyordu. en büyük kozunu kullanıyordu bana karşı: "kemal seni sikti"

haykırıyordu resmen. hala haykırıyor zaman zaman.

dün işte nilgünle bu kelimeye GÜLDÜK: sikmek.

 

olumlamalarım sürdü. ta ki bir sonraki bilinçaltı blokaj gün yüzüne çıkana kadar. 4.sınıfın daha ilk stajının son 5 günüydü. berbat bir haldeydim. her yanım isteksizlik, huzursuzluk...vb. her yanım, her yanım, her yanım.

 

sonraki staj kadın doğumdu ve daha rahattı allahtan. ve ben yine dipteydim. bol dinsel takıntılı düşünceler, davranışlar, berbat bir duygu hali...

 

anlatacak çok şey var ama sonra yazarım yine.

 

asıl gelmek istediğim nokta şu. geçen sene (yani 4.sınıfta) ben bu haldeyken gittim eve. dedim artık ne olursa olsun ben bunu söyliycem. ağzımdan çıkmıyor, konuşamıyorum ama. yüzüm bembeyaz, dudaklarım bembeyaz ve büzülmüş durumda yatıyorum. annem babam bana ne olduğunu anlamaya çalışıyorlar. kağıdı aldım ve yazdım, söyleyemedim:

 

"ben tacize uğradım"

 

hopppaaaa. nedir, ne değildir, kim, ne zaman?

 

"Kemal, orta okul döneminde, 11-12 yaşlarında"

 

annem beni alnımdan öptü. ve dedi ki:  "bu muydu? bunların hepsini biz de yaşadık. bunlar normal şeyler"

 

ben: "nasıl yaaaa. ben yıllarca çoook utandım, öldüm, dirildim." dedim.

 

onlara göre ÇOK HAFİFti ama benim duygusal yaralarım GERÇEKti.

 

bizim tıp kitaplarının birinde (nelson-pediatri) çocukluk dönemi cinsel oyunlarının normal olduğu yazıyor. ama aynı yaş dönemi çocuklarında. farklı yaş dönemi çocuklarında olduğunda buna cinsel kötüye kullanım diyor. ve duygusal yaralara yol açıyor.

 

işte hikayemin bir kısmı bu.

Yorum Yap

...6/5/2008
herşey çok güzel olucak..güzelleşecek..üzülme artık.. sen bence çok yol aldın.. ben kimim ki fikir söylüyorum ama içimden geld yazmak..
her insanın hayatında acılar var sınavlar var. sen bence güçlü birisin. güçlü, yaratıcı, akıllı.
umarım yeni gittiğin yer sana çok yardımcı olur.....
guzela
Posted by Anonymous

Entry 12 of 910
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
www.aaalsozluk.com - yeni sözlüğünüz
bedava hızlı güzel flash oyunlar
ultrapolyanna
grubuna katılmak için