evet okuyor okuyor ama japonya ile ilgili tüm düşünceleri de değişiyor... ya "değişimler" hep sancılı mı olmak zorunda ya... aslında bu değişime bu kitabın yol açıp açmadığından da emin değilim. çünkü okuduklarım yine hemen hemen bildiğim şeyler ama bu sefer bu bildiklerimi nasıl yorumladığım hakkında bir kez daha düşünme fırsatı buldum ve de anladım ki aslında bu fazla gelenekçilik, eski inançlara sıkı sıkı bağlılık ve de "önce iş, sonra oyun " atasözlerini tamamiye prensip edinmek pek de "hoş" değil ya...taha akyolun dediği gibi "nevrotik" bi toplum olup çıkarsın sonra... petekcim diyo kitapta "kederini,üzüntüsünü gülümsemesinin arkasına saklayan erdemli insanlar, japonlar"... allah aşkına bunun neresi erdem ya da ben böle bi erdemin yakınından bile geçmek istemem. erdemli olcam diye depresyonlardan çıkamamak... gerçi her toplum kendi içinde kendine göre rahatttır ama...
şimdide yenisayfa.com dan kitabın tanıtımı:

"Hayatta hiçbir yaş yeni bir başlangıç için geç değildir; yaşınız ne olursa olsun, eğer mutlu değilseniz mutluluğu tutana kadar arayın. Hayata gelmeden önce, Tanrı'nın yanındayken, yaşamak istediğimiz hayatları kendimiz seçiyoruz, ama dünyaya geldikten sonra istemediğimiz kısımlarını değiştirebilme şansı her zaman elimizde... ben mutluluğu, kavga ve sürtüşme sevmeyen; kederini, üzüntüsünü gülümsemenin arkasına saklamayı erdem sayan; onurlu, saygılı, hoşgörü ve güvenilir insanların ülkesinde buldum. Kiraz çiçeklerinin ülkesi Japonya'da..."
|