psiko-ruhsal blog Ana Sayfa | Profil | Arşiv | Arkadaşlarım

Gerçek - maharaj26/8/2008

MAHARAJ diyor ki: Tek gercek beyan "Ben-im"dir. Diğer herşey başka şeylere göre varılan sonuçlardan ibarettir.

Işte ,gerçek deneyimlenen (deneyimi yaşayan)zihin değil,Ben, yani herşeyin onun içinde meydana çiktigi,göründüğü ışıktır.Ben,tüm deneyimlerin kökenindeki ortak faktördür; içinde herşeyin vaki olduğu(meydana geldiği) farkındalıktır
.

Bu "Ben-im"lik, bilincin bilincinde olmak,kendinin farkında olmaktır. Ve o tanımlanamaz, nitelendirilemez olandır,çünkü onun sıfat ve nitelikleri yoktur. O sadece Benin Ben oluşudur ve bu Bende var olan her şeydir. Var olan her şey, ben olarak vardır
.

"Ben-im" dünyadan, bedenden ve zihinden önce de vardı. Ben-im, onların hepsinin kaynağıdır,dünyanın şaşirtıcı çesitliligiyle tezahur etmesine olanak veren evrensel güçtür
.

"Ben-im" duygusu, bu ilkeselliğine rağmen,En üstün olan değildir.Mutlak değildir, bu "Ben-im"lik duygusu yada tadi zamanın tamamen ötesinde değildir
.

Var olarak kalan ise sözcüklerin ötesinde olduğundan, tarif edilemez.

 

Maharaj

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


(Posted by godisnowhere)
Kalıcı Link

Genny25/8/2008

Genny Benim guzel kedim, 2001 yili depreminde erken dogumla dogan ankara kedim.

simdi onun 2008 yilina ait resimleri


(Posted by MAKRADA)
0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

YUNUS SÛRESİ24/8/2008



Elif- Lâm- Râ


Bunlar daha önceki peygamberlere ait haberlerdir ki sana vahyetmedeyiz.


Yunus'a da an. Bir gemiye bindi 'Aramızda bir uğursuz var' diyerek kur'a çektiler. Kur'a ona isabet edince de onu denize attılar. O garip bir haldeydi ki balık onu yuttu ve karaya kustu.(eğer onun hakkında başka bir şey takdir etmeseydik yoksa o kıyamete kadar balığın karnında kalırdı)


(Derken biz onu hasta bir hâlde sahile attık. Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.
Biz onu yüz bin, veya daha fazla insana peygamber olarak gönderdik. Onlar inandılar. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.)


Allah gücü her şeye yetendir. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa O, bilir.


( Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de, erkek çocukları kendilerinin mi? Onlardan birisine kız çocuğunun doğumu müjdesi verilince yüzü öfkeden simsiyah kesilir. Süslenerek yetişen, tartışmada ve düşmanlıkta bir delil getiremeyen kimseyi Allah'a mı nispet ediyorlar? Ve Allah'ın kulları olan meleklerin kız olduğuna mı hükmediyorlar?Yoksa O, kızları kendisine evlat ediniyor da, oğulları size mi bırakıyor? Yoksa onun cinlerle bir akrabalık bağı mı var dediler.) (Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin delilinizi).

Biz hiçbir peygamber göndermiş olmayalım ki; kendileriyle gülünüp, alay edilmemiş olsun. Senden önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve helâk edildiler.


İyi âkıbet ise Allah'tan korkanların olacaktır. Allah'tan çekinin. O kendisinden kimin çekinmede olduğunu bilir.


Her kim bir iyilik işlerse faydası kendinedir. Her kim de bir kötülük, şer işlerse zararı kendinedir

Allah kimseye kıl kadar bile zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine zulmederler. Rabbiniz Allah işte budur. Gerçek Allah'tan gelir. O, gönüllerde saklı gizli olanı bilir.


Allah'ın ayetleri işte bunlardır. Daha öncekilere ait haberlerdir ki sana bildirmedeyiz. Halâ ibret almazlar mı?


Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Allah inananların dostu ve yardımcısıdır.

Allah'ı bırakıp ta başka birini kendinize hakem mi sandınız. Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O gün zalimlere hiç yardım edilmeyecektir. Onlar için ne bir dost vardır ne de bir yardımcı.


Biz nice zalim kavmi helak ettik. Hala akletmezler mi? Bak da gör nasılmış azabım ve korkutuşlarım?


Dünya bir metâdır. Oyun ve oyalanmadan ibârettir. Onlar ise ayetlerimizden şüphedeler ve büyük yanılgıdalar. Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu. Biz dünyayı eğlence olsun diye yaratmadık. Eğer öyle olsaydı bunu kendi katımızda bulabilirdik.


Allah kendisine yönelenleri gayet iyi bilir. O, kendisinden korkanlarla beraberdir.

Allah'ın azabı en şiddetlidir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur ve O gücü her şeye yetendir. Yalnızca Allah'a tapın ve O'ndan yardım dileyin.


De ki: ben Allah'ın elçisiyim. Bana vahiy gelmektedir.


İnananlara müjde ver. Mükâfatlarını kat kat arttırırız. İnkarcılar ve riyakârlar suçlarının cezalarını çekeceklerdir.(Onları hiç tahmin etmedikleri, bilemedikleri bir yerden yavaş yavaş cehenneme çekeriz. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar.

Hile ve tuzak tertiplediler. Allah ise tuzak kuranların en hayırlısıdır).


Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve helâk edildiler. Bak da gör,Nasılmış azabım ve korkutmalarım?


Dünyayı gezin, dolaşın yalanlayanların sonucu ne olmuş, görün.


Ayetlerimize inanan, inançlarında sebat eden, sabreden, iyilik eden, iyi davrananlara kazançlarının karşılığı verilecektir. Onlar için cennetler vardır. İşte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Onlar Naim cennetlerinde, uzamış gölgeliklerde pınar başlarındadırlar.


Melekler onlara “selâm size, esenlikler size” derler. Orada daha önce ne bir cin ne de bir insan eli dokunan tertemiz eşler vardır.


Sana vahyolunana uy. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?O'nun vâdi er,geç gerçekleşir.

Onlardır ki ayetlerimizden habersizdirler. İşte o kişiler gafildirler. Onlardır ki ayetlerimizden yüz çevirirler işte o kişiler kör, sağır ve dilsizdirler. Onlar için çok acı bir azap vardır. İnkârcıların barınakları cehennem olacaktır. Ne kötü yerdir orası.


Allah'tan sakının.. O, her halinizden haberdardır. Allah; kendisinden korkanlarla berâberdir.

O, her şeyi en iyi işitir ve bilir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Her şeyde bir işâret vardır.


Allah'tan başka size ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır?(Allah'ın izni olmaksızın kim şefaat edebilir?)


(Gece ile gündüzün ard arda gelmesinde, Allah'ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için ibretler vardır).


(Allah,güneşi ışıklı, ayı da parlak yaratmış, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona (aya) birtakım menziller takdir etmiştir. Ay hurma dalına benzeyinceye kadar incelir. )

Allah gücü her şeye yetendir.

İnanan ve iyi işler işleyenler için cennetler vardır ve onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.

Ayetlerimizden yüz çevirenler gafillerdir. Onlar büyük yanılgıda ve aldanış içindeler. (Dünya hayatı onları aldattı. Onların gönüllerinde hastalık vardır). Riyakârlar cezalarını çekeceklerdir.


Başlarına bir dert geldiğinde üzülürler. Bir fayda dokunduğu zaman sevinirler.


Sabredin, Allah sabredenlerle beraberdir.


İnkâr eden ve kötü,şer işler işleyenler ise cehenneme girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır. Onlar kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan şeylere taptılar. Âyetlerimizi hiçe sayandan daha zalim kim vardır?


De ki: Bekleyin bakalım. Biz de beklemedeyiz. Onlar azabımız neymiş, yakında görecek ve bileceklerdir. Kimmiş yalancı yakında iyice anlayacaklardır. Allah, hesabı tez görür ve O'nun azabı, en şiddetlidir.


Biz bu Kur'anı sen zahmete uğrayasın diye indirmedik.


Göklerde ve yerde ne varsa Allahındır. İşler dönüp O'na varır. O, her şeye gücü yetendir. (Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hâkimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor? Diye sorsan elbette 'Allah' derler. De ki: 'O hâlde, niçin Allah'a karşı gelmekten sakınmazsınız? nasıl oluyor da (Hak'tan) döndürülüyorsunuz?)


Her şeyi idare eden yalnızca Allah'tır. O, dilediğini gerçekleştirir. Rabbiniz Allah işte budur. Hüküm yalnızca O'nundur.


Eğer doğru adamlarsanız haydi siz de buna benzer bir sûre getirin bakalım. Ki, yapamazsınız, asla da yapamayacağınız belli.
( Tanıdığınız, ve tanımadığınız kimseleri de yardıma çağırın).

Eğer seni yalanlarlarsa, de ki: Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter.
(Sağırlara, sen mi işittireceksin? Körlere, hele gerçeği görmüyorlarsa, sen mi doğru yola ileteceksin?)


Allah,kimseye hardal tozu kadar bile zulmetmez; onlar, ancak kendilerine zulmederler.

Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse onun karşılığını görecektir, faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse onun karşılığını görecektir, zararı kendinedir.


Allah'ın azabının, aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz?O'nun vâdi er,geç gerçekleşecektir.(Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.)


Allah hesabı tez görür. Onlar ise ayetlerimizden yüz çevirmedeler. Gerçeği akletmezler. İşte o kişiler gafillerin ta kendileridir. Onlar kör,sağır ve dilsizdirler.


Herkese kazandıklarının karşılığı verilecektir. Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse onun karşılığını görecektir. Kendi aleyhinedir.-(kendi hakkınadır)-.


Her kim zerre kadar bir kötülük, şer işlerse onun karşılığını görecektir. Kendi aleyhinedir.-(kendi hakkınadır)-.


Her şeyi en iyi bilen yalnızca Allahtır.'Âzabımız neymiş onlar yakında görecek ve bileceklerdir. Kimmiş yalancı yakında iyice anlayacaklardır.


Allah'tan af dileyin. Ancak O'ndan korkun.


Onlardır ki, Allah'a ve O'nun ayetlerine içten inanırlar, sabrederek dinde sebat ederler, Allah yolunda yurtlarından çıkarılanlara yardım ederler, iyilik eder, iyi davranırlar. İşte o kimseler kurtuluşa erdirileceklerdir. Cennetler onlaradır.


Onlar o kimselerdir ki; Yanlarında 'Allah' adı anıldığında kalpleri titrer.


Her şey Allah'ın dilemesi ve yaratması iledir. (Önceleri gök ile yer bitişikti.) Birinci gün; sular arşa yükseldi ve gök kubbe oldu. İkinci gün Allah'ın ruhu topraklar üzerinde dolaştı, durdu. Dağları ve yolları yarattı. Diğer günlerde ağaçları , bitkileri rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak takdir etti. Ve durup dinlendi yedinci gün. Allah'ın kudreti sonsuzdur.


Musa kavminden Cumartesi günü yasağına uymayanlara hâkir maymunlar olun buyurduk.


Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O gün hüküm yalnızca Allah'ındır.

Bu sana vahyettiklerimizdir. Gerçek işte budur.

*İçinizde, huzurumuza varacaklarını ummayanlar, dünya hayatına razı olup onunla rahat bulanlar ve âyetlerimizden gafil kişiler vardır.*
*İşte onların, kazandıkları (günahlar) yüzünden varacakları yer, cehennemdir!*
İnanan ve iyi işler yapanlara gelince, onlar cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Melekler onlara “Selâm size, esenlikler size” derler. Ve onlar orada birbirlerini tebrik ederler. *Duaları: "Rabbimiz! Seni tenzih ederiz!" şeklindedir. Dualarının sonu ise “âlemlerin Rabbi Allah'a şükür” cümlesidir.*
İnkâr eden ve kötü, şer işler işleyenler ise cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. “Rabbimiz” diyeceklerdir.”Ne olur tekrar dünyaya dönelim de doğru yolu bulalım!” Fakat onların bu dilekleri asla kabul edilmeyecektir. Onlara “Vaktiyle elçilerimiz delillerle geldiler de. Niçin onlardan yüz çevirdiniz?” denilecektir. Onlara orada sadece “Tadın bakalım acı azabımızı” denir. Ne kötü barınaktır orası!
Allah'ın azabı er, geç gerçekleşecektir. O, vadinden asla dönmez.
*İnsanların hayrın acele oluvermesini istedikleri gibi Allah şerri de tez verseydi çoktan ecellerinin gelip çatmasına hükmedilirdi. *
Allah'tan çekinin. O, azabı en şiddetli olandır.
*Fakat bize kavuşmayı ummayanları kendi azgınlıkları içinde kör bir halde bırakırız.*
Allah, zalim kavmi doğru yola iletecek değildir.
Başlarına bir dert geldiğinde hemen üzülürler. Bir fayda dokunsa hemen sevinirler. Sabredin. Allah, sabredenlerle beraberdir.
*Onlardır ki, ayakta iken, otururken, yan yatarken dua ederler. O derdi giderdik mi sanki bir şey olmamış gibi bize dua etmemiş gibi geçip giderler. İşte taşkınlıklarda bulunanlara yaptıkları işler böyle makbul görünmektedir.*
Onlar ayetlerimizden yüz çevirdiler, peygamberleri yalanladılar. Emrimiz gelip çattığında tek bir çığlık, bir tek sayha ile helâk edildiler. Suçluların sonucu işte budur. Halâ akletmezler mi?
Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır? Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir.
Kur'anı duydukları vakit, “Bize bir melek indirilseydi ya” derler. Melek de indirseydik iş belliydi. Onlar yine inanmazlardı.
Onlar kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan şeylere taptılar.(De ki: Siz, Allah'a göklerde ve yerde hâşâ, O'nun bilmediği fakat sizin bildiğiniz bir şeyi mi sabah akşam (daima)haber veriyorsunuz? Yoksa O'nunla, gökyüzünde gizli bir ortaklığınız mı var?
Allah dilediğini seçer ve ona vahyeder.
De ki: Bekleyin bakalım. Biz de beklemedeyiz.
(Ayrılığa düştükleri konu hakkında eğer aralarında acele hüküm verilseydi. İş, çoktan olup bitirilirdi.)

İşte; iyice anlamanız için diye âyetlerimizi böylece bildirmedeyiz.


(De ki: Gökleri ve yeri kim yarattı? Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? Her işi kim idare ediyor? "Allah" diyecekler.)

Halâ Allah'tan korkmazlar mı?
(sağırlara sen mi duyuracaksın? körlere sen mi doğru yolu göstereceksin?)
Onların kulakları, gözleri ve gönülleri mühürlüdür. Gerçeği akletmezler. Allah kimseye zerre kadar zulmetmez, onlar ise ancak kendilerine zulmederler.

Ancak Allah'tan korkun. Çünkü O, kendisinden korkanlarla beraberdir.


Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte o kişiler cehenneme girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır.


Onlar cehenneme girdiklerinde “Rabbimiz! Ne olur tekrar dünyaya dönelim de doğru yolu bulalım” diyeceklerdir. Fakat bu dilekleri aslâ kabul edilmeyecektir. Onlara “Vaktiyle elçilerimiz size delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz çevirdiniz?” denilecektir. Ve onlara orada sadece “Tadın bakalım acı âzâbımızı denilir.


(Allah'a kavuşmayı ummayanlar âyetlerimizi nasıl inkâr edip durdularsa, biz de onları öyle unuturuz).


(Allah'ı bırakıp taptıklarınız, taptığınız şeyler nerede?' denir. Onlar da, 'kayboldular' derler 'Vah bize, yazık bize. Biz ancak kendimize zulmettik' derler. Orada ne ölür, ne dirilirler).


*Eğer sizle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Köre, topala, hastaya bir güçlük ve vebal yoktur*. (kâfirlerin boynunu vurun. )* Onları bozguna uğratarak üstün geldiğinizde onları esir alın veya fidye karşılığında ya da karşılıksız salıverin*.


İnanıp da iyi işler işleyenlere gelince, işte onlar cennetlere girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır ve her diledikleri ellerinin altındadır. Ne güzel yerdir orası.


De ki: Bende delilikten eser yoktur.(Biz kitabı doğru yolu gösteren bir kılavuz ve öğüt olarak indirdik.)


Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa O, bilir.
(Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı yücedir).


(Sizin için yağmur yağdırır çeşitli rızıklar çıkarırız. Tıpkı ölümünden sonra toprağı yeşerttiğimiz gibi sizi de öyle dirilteceğiz).


Allah'ın hükmü geniştir. Hükümranlık O'nundur.


(Herkesin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler. Ölüm halinde uzuvları birbirleriyle selâmlaşarak veda eder, ayrılırlar.).İnkârcılar için çok acı bir azap vardır. Melekler onların alınlarına, sırtlarına, yanlarına vura vura canlarını alırlar.

De ki: Bekleyin bakalım. Biz de beklemedeyiz.


Âzabımızın aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz?


Allah'tan sakının.


Âyetlerimizi yalan sayandan daha zâlim kim vardır?


Onları doğru yola çağırsan da birdir, çağırmasan da. Gerçeği görmezler.


İnkârcıların barınakları cehennem olacaktır. (Onların hâli şu köpeğin durumu gibidir. Kendi hâline bıraksan da dilini çıkarıp solur; Üzerine varsan da ).


Âyetlerimizi yalanlayandan daha zalim kim vardır?( onları ,anlayamadıkları bir yerden yavaş yavaş cehenneme çekeriz).Âzabımız neymiş yakında iyice anlayıp bileceklerdir. Göreceklerdir Allah'ın azabının korkunçluğunu.


Allah, azâbı en şiddetli olandır. Sana düşen görev ancak bildirmedir.


(Posted by Nîda)
Kalıcı Link

VÂKİ OLAN SURESİ13/8/2008


Âyın, Kâf, Sîn.

Olacak olan şey olunca. Olacak olan şeyi yalanlayacak yok. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur.


Bu Kur'an uydurma değil, Rabbin sözleridir. Ve vâki oldu ki; O, doğruldu, doğruldu. Yaklaştı, yaklaştı. Aralarında iki yay kadar; hattâ ondan da kısa mesafe oldu . Allah, kuluna ne vahyettiyse işte o anda vahyetti.


Kıyamet saati mutlaka gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşecektir. O gün dağlar, atılmış pamuğa benzer. Gök gül gibi kızarır, yağ gibi erir, hamile kadınlar çocuğunu düşürür. Çocukların bile saçları ağarır.


Allah, kime peygamberlik vereceğini gayet iyi bilir. Kur'anı duydukları vakit “ O, da bizim gibi bir insan. Yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor “ dediler. Melek de indirsek iş belliydi . Onlar yine inanmazlardı. Daha öncekiler de böyle söylemişlerdi. Kalpleri ne kadar da birbirine benzedi. (Rabbinin rahmetini onlar mı pay edecekler? Rabbin, rahmetini dilediğini tahsis eder.) Allah dilediğini gerçekleştirir. O, gücü her şeye yetendir.


Bilir misin illiyn nedir? Yazılmış kitabe, basılı kitap. İyilerin defteri illiyndedir. Onlar cennete gireceklerdir.


Bilir misin sicciyn nedir? Yazılı kitabe, basılmış kitap. Kötülerin defteri sicciyndedir. Onlar cehenneme gireceklerdir.


İkinci sûr'a üflenince saf saf sıralandırılırlar. Sağ taraf ehli, hele o sağ taraf ehli. Onlar cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Naim cennetleri onlar içindir. Uzamış gölgeliklerde, pınar başlarındadırlar. Orada her diledikleri ellerinin altındadır. Ne güzel yurttur o.


İnanan ve iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır. Âdin cennetleri onlar içindir. Ne güzel yurttur orası.


Sol taraf ehli, hele o sol taraf ehli. Onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridirler. Varacakları yer cehennemdir. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir. Yiyecekleri zakkum kökü, baş içitleri kanlı irinli sudur. Orada ne bir serinlik, ne bir hoşluk duyarlar. Ne kötü barınaktır o. Zâlimlerin sonucu işte budur.


Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Firdevs cennetleri onlar içindir. Ne güzel yurttur orası. Orada her diledikleri ellerinin altında olacaktır.


Allah kimin çekinmede olduğunu gayet iyi bilir. O, gücü her şeye yetendir.


Âyetlerimizden yüz çevirenler için çok acı bir azap vardır.


Her kim zerre kadar bir iyilik yaparsa karşılığını görecektir. Faydası kendinedir.


Her kim zerre kadar bir kötülük, şer iş yaparsa karşılığını görecektir. Zararı kendinedir.


İşler dönüp, Allah'a varır. O, herkesin ne yaptığını gayet iyi bilir. (Allah'ın emrine itaat eden kadın ve erkeklere 'cennet kapılarından dilediğinize girin' denilecektir).


Bu, Kur'an; ona ancak temiz olanlar el sürer.


Âd kavmine Hûd'u gönderdik. Hûd'un kardeşi Âd'ı da Semud kavmine peygamber olarak gönderdik. Âd ve Semûd kavimleri de peygamberleri yalanladılar ve helâk edildiler. Semud kavmine peygamberleri; “işte şu gördüğünüz dişi deve Rabbin bir işâretidir. Şu yemi, şu da içeceği suyudur. Sakın ona dokunmayın”dedi. Onlar ise dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler.


Emrimiz gelip çattığında şiddetli esen rüzgârla helâk edildiler. Tek bir sayha bir tek ses onlara yetti. Sanki daha önce hiç yaşamamışlardı. Evlerinde yüzükoyun yere kapanık bir halde ölü bulundular. Bak da gör. Nasılmış azabım ve korkutuşlarım? Halâ ders almazlar mı?


Allah kimseye kıl kadar zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine zulmederler. Halâ akletmezler mi?


De ki: Bana düşen görev ancak bildirmedir. Biz bu Kur'anı sen zahmete uğrayasın diye indirmedik.

Her şeyi en iyi bilen yalnızca Allah'tır. O, gücü her şeye yetendir.


Allah kimseye hardal tozu kadar bile zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine zulmederler. Ayetlerimiz kendilerine bildirildiğinde hemen inkâra yeltenirler. Onlar ayetlerimizden bile bile yüz çevirirler. İnananlara gülüp geçerler. İşte o kimseler gafillerin ta kendileridirler. Onlar için çok acı bir azap vardır.


Eyüp'ü de an. Hanımına seksen sopa vuracağına dair yemin etmişti de ona, “eline seksen tane buğday demeti al. Sapıyla bir kerede hanımına vur. Yeminini bozma” buyurduk. Eyüp “Rabbim” dedi. “Şeytan beni yordu ve bana üzüntü verdi”.


Eyüp'e ailesini ve arkadaşlarını geri verdik ve bir mislini de ona bağışladık. İyilerin sonucu işte budur.


İpliğini eğirdikten sonra söken kadına benzemeyin. Allah'a içten inanın ve O'na yalvarın, yakarın.


Her şeyi yaratan yalnızca Allah'tır. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Gerçek Allah'tan gelir. (De ki: Gaybın anahtarları elimdedir demiyorum, arşın hazineleri de benim yanımdadır demiyorum)


Gökyüzü nasıl da direksiz durmada. Gözlerini çevir de bir bak. Bir kere daha, bir daha bak. Gökyüzünde bir çatlak görebilir misin? Gözlerin aradığını bulamaz ve o, yorgun olarak sana geri döner.


Ağaçlar kalem, denizler mürekkep olsa onlar tükenir, Rabbin sözleri tükenmezdi.


Senin hakkında 'o, herkesi dinleyen bir kulaktır' dediler. De ki: 'O, sizin için iyi bir kulaktır.''Kendilerine; Haydi gelin. Siz de Allah'a inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun' denildiğinde 'Biz de o beyinsizler! gibi mi inanalım?' derler. İyi bilin ki; asıl beyinsiz kendileridir fakat farkında değillerdir” âyetlerimizden şüphe içindeler ve büyük yanılgıdalar. Onlar inançsız kişilerdir. Gerçeği akletmezler.”


Onları uyarsan da birdir, uyarmasan da. Onların kulakları, gözleri ve kalpleri mühürlüdür. Gerçeği görseler yine de inanmazlar.

Âyetlerimizden yüz çevirenler hüsrâna uğrayacaklardır. O kimseler için çok acı bir âzâp vardır.

Onlardır ki; âyetlerimizden habersizdirler. Allah ise âzabı en şiddetli olandır. O, hesâbı tez görür.

İnkârcıların varacakları yer cehennemdir. Onlar âyetlerimizi alaya alırlar, inananlara gülüp geçerlerdi. Allah da onlarla alay eder de farkına varamazlar.

Âyetlerimizi yalan sayandan daha zâlim kim vardır? Zâlimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onlar için çok acı bir âzap vardır. Allah, işlediklerinizden haberi olandır. Allah irâdesi ile hükmeder. O, dilediğini gerçekleştirir.


Allah'tan sakının. O, işlediklerinizden haberi olandır.


Kim ki Allah'a ve O'nun âyetlerine inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Cennetler o kimseler içindir. Orada daha önce ne bir cin, ne de bir insan eli dokunan tertemiz eşler vardır. Renk renk içitler sunulur onlara ibrikler, taslar ve kadehlerde. Etraflarında saçılmış inciler gibi gençler pervane gibi dolaşırlar. Ne sersemlik, ne de sarhoşluk veren şaraptan içerler. Ne güzel yurttur o.


Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Namaz kılın. Zekât verin. Yere serilmiş yoksula yardım edin.


Allah her şeye gücü yetendir. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa O, bilir.


Eğer biz bu Kur'anı bir dağın üzerine indirseydik, dağ Allah korkusundan paramparça olur yere yıkılırdı. Bu kutsal Kur'andır. Allah tarafından gerçekle gelendir.


Allah herkesin ne yaptığını gayet iyi bilir. Onlar Allah'ı kandırdıklarını sanırlar. Oysa kendilerini kandırırlar da farkına varamazlar. İnkârcıların zararı ancak kendilerinedir. Onlar azabımız neymiş yakında görecek ve bileceklerdir. Kimmiş yalancı yakında iyice anlayacaklardır.

Allah'tan çekinin. O, kendisinden korkanlarla berâberdir.


(Posted by Nîda)
Kalıcı Link

13/8/2008

(Posted by Nîda)
Kalıcı Link

birikenler...19/7/2008

sondan başa gideceğim bu sefer. belki yapozu sondan tamamlarım.

içimdeki en son kötü duygu;düşüncesiz,ince ayarsız,bencil insanları sevmediğim. bu normal belki ama onların yanındayken katil olmamak için zor tutuyorum kendimi. ve ne yazıkki çevrem bu insanlarla dolu. bu yüzden belki susmaya başladım. yazı yazmaktan bile uzaklaştım. insanlardan kopmamı hiç söylemiyorum. kendimi doğaya verdim. kitaplar filmler şarkılar insanlardan daha yakın.yıldızlarla konuşuyorum sessizce geceleri. güneş sarıyor bedenimi gündüz. yalnız değilim yani yine:)yalnızlığım bile arkadaş bana artık.

tam şu an sivrisineklerden ne kadar nefret ettiğimi fark ettim bi sivrisineği kovalarken. bazı insanları hatırlattı bi anda bana. kendi karınları için insanları emen bi hayvan,küçücük bi hayvan ama insana zarar veriyor.her neyse başkalarını ırakıp kendime döneceğim artık.

 yavaş yavaş büyüyor muyum ne?

her geçen gün çevremde olan biteni daha mantıklı anlamaya başladım. en azından ayrıntıları görebiliyor ve düşünebiliyorum. bu cümlenin de ucu diğerlerine dokunuyor da neyse:) aslında kısaca demek istediğim farklı olduğumu biliyorum ve her geçen gün daha iyi anlıyorum. hiç kimsenin kimseye değer vermediğini görerek,sevginin yerini çıkarın aldığı, insanların hayvanlaştığı i dünyada büyüyorum.


(Posted by fragile)
0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

TuTkUn..30/6/2008

3 harflik bir yara var içimde..sonunu getiremediğim ilerisini göremediğim belirsiz karanlık bir aşkım var içimde..yaşayamadığım yarım kalan çocukluğum gibi oda yarım kaldı içimde ve içimde haykıramadığım çığlıklarımın sesini duymaya başladım..yalnızlığın değilde sensizliğin esiri olmak..herşeye rağmen dayanmalıyım..yinede..ellerimdem kayıp gitmen..sonu olmayan bir rüyanın içerisindeyim adeta..yada bir masal gibiyim..sonunu yazamadığım bir senaryo bazen..kimi zaman sadece senin esirin olan bir köle..bazen herşeyden sıkılıp çok uzaklara gitmek isteyen çaresiz bir çocuk gibi..

             herşeyi anlamdırabilen ben sensizliğe bi anlam bulamadım..sen benim diğer yarımsın canımsın..ve neden sensizim ben..yok bunun bir anlamı anlamsızlıklardan anlam beğenmeye çalışmanında bir adı yok..belki böyle olması gerekiyor diye anlamdırmaya çalışıyorum bu anlamsızlığı..başaramıyorum..isyan sesleri başkaldırıyor yüreğimde..susturamıyorum..tek çare yine sensin..

               hani hep sorardın ya ben senin için neyim diye..cevap veremezdim kızardın susuyorum diye..al işte nasıl haykırıyor bu satırlar sen benim herşeyimsin diye..hayatıma anlam katan değilde hayatımın zaten tek anlamısın diye..duy ve artık anla..bu gönül sensizliğe alışamadı..


(Posted by sonUmut)
0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

YUSUF SÛRESİ25/6/2008

Sana daha önce bilmediğin hikâyelerin en güzelini anlatacağız.


Yusuf babası Yakup’a “babacığım” dedi. Rüyamda on bir yıldızla güneşle ayın bana secde eder olduğunu gördüm. Babası “oğlum! Rüyanı kimseye anlatma sakın. Aranıza bir şeytan girebilir.” dedi.


Kardeşleri Yusuf’u birbirinden kıskanarak “gerçek” dediler. “Babamız Yusuf’u daha çok seviyor. En iyisi biz onu öldürelim.” diyerek Babalarından onu gezmeye götürmek istediklerini söyleyerek izin istediler.


Yakup “ Yusuf’u götürmeyin başına bir kötülük gelmesinden korkuyorum” dedi. Kardeşleri Yusuf’u koruyacaklarına dair babalarına söz verdiler ve onu dağa götürdüler.


Kardeşlerinden biri “En iyisi biz onu öldürmeyelim” dedi. Yusuf'u kör bir kuyuya attılar. Onlar farkına varmadan gizlice Yusuf’a onu oradan kurtaracağımızı vahyettik. Dağda bir kurt öldürüp Yusuf’un gömleğini kana bulayıp babalarına gösterdiler.


Babasının üzüntüsünden gözleri kör oldu.


Oradan geçmekte olan bir kervan Yusuf’u kuyudan çıkardı ve üç-beş dirhem karşılığında onu köle olarak sattılar.


Evin sahibesi kadın onu yatağına almak isteyince Yusuf kadına “kocan efendimdir ve o iyi biridir. Allah beni bundan korusun diyerek kapıya doğru koştu. Kadın arkasından yetişerek Yusuf’un gömleğini boydan boya yırttı. Kapıda kadının kocasına rastladılar. Yusuf Rabbinin işâretini görmeseydi yoksa o da yoldan çıkardı.


Aralarından bir kadın tanık gelerek “ Yusuf’un gömleği ön taraftan yırtılmışsa suç Yusuf’un. Yok eğer Yusuf’un gömleği arka taraftan yırtılmışsa suç kadınındır” dedi. Efendisi Yusuf’a “ sakın, bundan kimseye bahsetme” dedi.


Kölesi ile yatmak isteyen kadın hakkında dedikodular çıkınca kadın onları yemeğe dâvet ederek ellerine birer meyve, bıçak vesaire verdi ve Yusuf’u yanına çağırarak” gel, kapıdan şunlara bir görün”dedi.


Kadınlar Yusuf’u görünce hepsi birden ellerini kestiler. “Aman ya Rabbi ! bu olsa olsa aziz bir melektir.” Dediler.


Yusuf “Rabbim” dedi. “zindan bunların talep ettiklerinden daha hayırlıdır. Rabbi onun bu duasını kabul etti ve kadınların desiselerini defetti. Çünkü kadınlar desiseleri üzere yaratılmışlardır.


Şeytan ona haklı olduğunu unutturdu ve Yusuf uzun yıllar zindanda kaldı.


Zindanda üç kişiydiler. Yusuf'un kendisinden başka iki arkadaşı daha vardı. Yusuf’a rüya tabir etmesini öğrettik. Arkadaşlarından biri “Ey Yusuf! Ey çok doğru adam Ben rüyamda üzüm sıktığımı gördüm. Bunun manası nedir?” dedi. Diğer arkadaşı “ ben“ dedi.”rüyamda başımda ekmek kırıntıları varmış. Kuşlar gelip onları yediler.”” Bunların manâsı nedir bize yor” dediler.


Yusuf “ey benim zindan arkadaşlarım” dedi.” Rüyâsında üzüm sıktığını gören arkadaşım zindandan kurtulacak ve yine efendisine içki sunacak. Diğer rüyayı gören arkadaşım ise asılacak ve kuşlar gelip başını didikleyecekler.”


Yusuf, zindandan kurtulacağını söylediği arkadaşına “efendine benden bahset” dedi. Arkadaşı efendisine Yusuf’tan bahsetmeyi unuttu.


Hükümdar (Mısır) “ ben” dedi.”rüyamda yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği yiyip yuttuğunu, bir de yedi kurumuş başakla yedi yeşil başak gördüm” Bunun manâsı nedir? Diyerek rüyasının tâbirini istedi. Onlar ;“Bu karmakarışık bir rüyadır. Biz bu rüyayı yoramayız” dediler.


Zindandan kurtulacağını söylediği arkadaşı Yusuf’u hatırladı ve “ Ben bu rüyayı tâbir edebilecek birini biliyorum, beni ona götürün” dedi.


Yusuf hükümdara “Yedi yıl ürünlerinizi alıştığınız gibi ekip, biçin. Az bir kısmını yiyip çoğunu saklayın. Bu yedi bolluk yılının ardından yedi kurak yıl gelecek. O zaman sakladıklarınızı yersiniz” dedi.


Hükümdar Yusuf’a “Bu ellerini kesen kadınların zoru neydi?” Dedi.


Yusuf’a hükümdarın yanında ambarlama işlerinde memuriyet verdik.


Kardeşleri Yusuf’un yanına geldiler. Yusuf onları tanıdı fakat onlar Yusuf’u tanıyamadılar.


Yakup “beni kınamayın! Dedi. Yusuf’un kokusunu alıyorum” Yusuf gömleğimi alın, götürün. Babamın gözlerine sürün” dedi. Bir müjdeci gelip de Yusuf’un gömleğini babasının gözlerine sürdüğünde babasının gözleri açılıverdi. Ailesi Yusuf'un yanına geldiler. Yusuf “Babacığım, daha önce gördüğüm rüya işte buydu” dedi.


Vahiyler kaynağındandır bu bilgiler. Akledenler için bunda nice dersler vardır. Allah her şeye gücü yetendir. O, iyi ve temiz kişileri korur ve sever.





(Posted by Nîda)
Kalıcı Link

MAĞARADA UYUYANLAR SÛRESİ25/6/2008


Kaf- Hâ- Yâ-Ayın- Sâd


Ancak Allah'a tapın. Doğru yol işte budur. İyice anlamanız için ayetlerimizi böylece bildirmedeyiz.


Mağaraya sığınan gençler “Rabbimiz” dediler.” Bizi zalim kavimden kurtar, bize yardım et” Onlar Rablerine güvenen inançlarında sebat eden iyi kimselerdi.


Gençleri mağarada köpekleri ile berâber üç yüz küsur yıl (309) uyuttuk. Onlar uykuda idiler oysa onları uyanık sanırdın.Eğer hallerini bir görseydin korkup kaçardın.


Kimileri” Mağarada uyuyanlar beş kişiydiler, köpekleri ile altı”. Kimisi” mağarada uyuyanlar altı kişiydiler, köpekleri ile yedi idiler. Kimileri de yedi kişiydiler köpekleri ile sekizdiler” dediler.


De ki: Onların sayısını ancak Allah bilir.


Gerçek Allah'tan gelir. Bunlar daha öncekilere ait haberlerdir ki sana bildirmedeyiz. Halâ akletmezler mi? Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. O, gücü her şeye yetendir. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa O, bilir.


Kur'anı duydukları zaman “gele gele içimizden ona mı vahiy geldi?” derler. Allah kime peygamberlik vereceğini gayet iyi bilir. Âyetlerimiz kendilerine bildirildiğinde” Bu bize bildirilenler, daha öncekilere anlatılan eski masallardan ibârettir” derler.


Onlara “ Siz de Allah'a inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun” dense “Biz atalarımızın yolundan yürürüz” derler. Ya ataları doğruyu anlamamış, doğruyu bulamamışlarsa ne olacak? Hiç düşünmezler mi?


Onlar ayetlerimizden yüz çevirmedeler. Büyük yanılgı ve aldanış içindeler.


Allah imanınızı zâyi edecek değildir. Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse onun karşılığı verilecektir. Faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse onun karşılığı verilecektir. Zararı kendinedir.


De ki: Bende delilikten eser yoktur.


Sizin kalpleriniz taş gibi hattâ ondan da katı oldu. Nice taşlar vardır ki; Allah korkusuyla dağdan aşağı yuvarlanır. Nice taşlar da vardır ki; Allah korkusu ile yarılır da içinden su çıkar.


O gün uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. O gün herkese kazandıklarının karşılığı verilecektir. Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onların kazançlarının bir faydası olmayacaktır.


Allah'ın âzabı en şiddetlidir.


İnanan ve iyi işler yapanlar için cennetler vardır ve orada her diledikleri ellerinin altındadır. Ne güzel yurttur orası.


İnkârcılar için cehennem vardır. Oradan kurtulmayı dileseler dahi asla kurtarılmazlar. (Cehennem kaynayıp kabarmada. Sanki hışmından patlayacak gibi. Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehenneme gireceklerdir. Orada ne ölürler, ne dirilirler).


Allah vâdinden asla dönmez. O gün hüküm yalnızca onundur.


(Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Dağları yerinde duruyor sanırsın. Oysa onlar yürürler).


(Göğe burçlar yerleştiren, orada ışık kaynağı güneş ve aydınlatıcı ve nurlu ay yaratanın şanı yücedir. Her türlü tazim Allah'a dır. O'nun adını büyük bil).


Allah adına yalan uydurandan daha zalim kim vardır? Onlar ise, kendilerine ne bir fayda, ne de bir zararı dokunan şeylere taptılar. Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız?


De ki: Benim görevim ancak uyarmadır.


Onlar o kişilerdir ki; Allah'a ve O'nun ayetlerine inanırlar,namaz kılarlar, yoksullara yardım ederler. Yedirir, içirir, giydirir, gezdirirler. Cennet onlaradır.


Onlar o kişilerdir ki; ayetlerimiz kendilerine bildirildiğinde inkâr ederler,peygamberlerle alay ederler. Cehennem onlaradır.


(İnanmıyorlar diye neredeyse kendini helâk edeceksin)

(Hanginiz daha güzel işler yapacak diye hayatı ve ölümü yarattık).


Her şeyi yaratan Allah'tır ve O, dilediğini gerçekleştirir.

(Onlara şu iki kimseyi örnek ver: O ikisinden birine güzel bağ ve bahçeler verildi. Çeşit çeşit sebze ve meyveler. Bahçenin içinden ırmak geçiyor. Kendisine soy sop verilmiş. Onlarla övünerek arkadaşına 'Ben soy, sop ve servet bakımından senden daha zenginim ve daha büyüğüm' dedi. Bahçesine günahkârca kibirle gitti ve 'Bu bahçenin hiçbir zaman tahrip olmayacağına inanıyorum ve ben onu korurum. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum fakat Rabbime dönüp varırsam da, bundan daha iyisini bulacağım' dedi. Arkadaşı ona Allah her şeye gücü yetendir. Dilediğinin rızkını genişletir, dilediğinin kısar ve bir ölçüye göre verir. Bana gelince Allah'ı Rabbim olarak tanırım ve Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam' dedi ve 'bahçene girerken şöyle söylemelisin “Allah dilediğini gerçekleştirir. Kudret yalnız O'nundur. Gerçi beni soy,sop ve servetçe kendinden küçük görüyorsun. Sana bu ürünleri veren Allah,dilediği takdirde bana daha iyisini verir. Allah'tan kork. Bahçen daim kılınsın. Yoksa üzerine gökten bir musibet gönderir. Derken böyle de oldu. Allah, bir gecede ürünlerini çer çöpe döndürdü 'Keşke' dedi. 'Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım').


(Bilseniz ahiret hayatı sizin için daha hayırlıdır. Mallarınız ve evlatlarınız birer fitnedir.)


İyi akıbet ise Allah'tan korkanların olacaktır.


Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşir. O gün dağlar atılmış pamuğa benzer. Gök gül gibi kızarır, yağ gibi erir.


O gün onlar saf saf sıralandırılırlar Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığını görür. Faydası kendinedir. Her kim zerre kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığını görür. Zararı kendinedir. Allah her şeyi en iyi gören ve bilendir. O, her halinizden haberdardır.


Kimsenin kimseye faydası dokunmayacağı o günden korkun. (amel,(iş) defterleri önlerine uçarak gelir. Amel defterlerini boyunlarına asarız. Suçlular 'eyvah bize, vah bize! Bu defter nasıl olmuş da büyük, küçük ne varsa her şeyi inceden inceye sayıp dökmüş' derler).


O gün onlar saf saf dizdirilirler. O gün herkese işlediklerinin karşılığı verilir. Zalimlerin işleri ise boşa çevrilir. Onların kazançlarının bir faydası olmayacaktır.


Ancak Allah'tan korkun. O, hesabı tez görür.

Ayetlerimizi hiçe sayandan daha zalim kim vardır?

( Hani Mûsâ, genç arkadaşına şöyle demişti: 'İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim.'


Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence, 'Öğle yemeğimizi getirdin mi? Yolculuk yordu bizi' dedi.


Genç, 'Gördün mü!'dedi. Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. Onu bana unutturan ve sana söylememe engel olan şeytandır. Balık acayip bir şekilde denize dalıp gitti'


Mûsâ: ' aradığımız buydu' dedi. Ve kendi izlerini takip ederek geri döndüler. Balıklarını unuttukları yerde kullarımızdan birini buldular ki, katımızdan ona bir rahmet ve ilim vermiştik).


Mûsâ ona, 'Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana uyayım mı?' dedi.


O,(Hızır) dedi ki: 'Sen benimle beraberliğe dayanamazsın'


Mûsâ, 'Allah'ın izniyle sabrettiğimi göreceksin. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim' dedi.


O, (Hızır) dedi ki: 'Bana uyacaksan, sana ona dair bir şey söyleninceye kadar bana hiçbir şey sorma'


Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde o, gemiyi deldi. Mûsâ, 'Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.' dedi.


O (Hızır) 'Demedim mi' dedi. 'Sen benimle beraberliğe asla dayanamazsın?


Mûsâ, 'Unuttum, azarlama beni; Bu işimde bana güçlük çıkarma!' dedi.


Yine yola koyuldular. O, bir erkek çocuğu öldürdü. Mûsâ : Tertemiz bir cana kıydın .Gerçek şu ki: Kötü ve yasak edilmiş bir şey yaptın 'dedi.


O, şöyle dedi: Sana, benimle birlikte bulunmaya asla dayanamazsın demedim mi?'


Mûsâ, 'Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, benimle arkadaşlık etme .Çünkü bu durumda benden ayrılmakta mazur sayılırsın' dedi.


Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. O, duvarı doğrulttu. Mûsâ, 'İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın' dedi.


O, (Hızır)'İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir' dedi. 'Şimdi sana sabredemediğin şeylerin iç yüzünü anlatacağım.


'O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselerindi. Onu kusurlu göstermek istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ellerinden alan bir hükümdar vardı'.


Çocuğa gelince, annesi babası inanmış kimselerdi. Onları Allah yolundan alıkoyacak, asilik edecekti
Rabbim onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve merhametli bir çocuk nasip edecektir.


Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Babaları da iyi bir kimseydi. Duvarın altında onlara ait bir define vardı. Rabbim, onların olgunluk çağına ulaştıklarında bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.')


Allah, her şeyi en iyi işiten ve bilendir. (Onu ne uyku tutar ne uyuklama). Allah'tan Hiçbir şey saklı, gizli kalmaz. O karanlıklardakini de bilir. Aydınlıklardakini de.


(Sana Zülkarneyn'i sorarlarsa ,ki boynuzlu +halk arasında boynuza benzer miğferiyle tanınırdı.+ Biz onun mülkünü sağlamlaştırdık ve ona lüzumlu her şeyi verdik. Sonra o, kendince bir yol tuttu.


Güneşin battığı yere varınca, güneşin hararetini ve grup ettiğini çamurlu çeşme suyunda gördü. Bir kavme rastladı. Ona, halkı inkarlarından dolayı ya cezalandır, ya da yumuşak davran' denildi.
O, ' kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O ise azabı en şiddetli olandır' dedi.


Sonra yoluna devam etti. Güneşin doğduğu yere vardı. Orada bir halk buldu ki onları güneşten koruyacak bir siper vermemiştik. (elbise ve ev).


Orada neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.
Dediler ki: 'Ey Zülkarneyn! Yecüc ve Mecüc yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir cizye verelim mi?


Zülkarneyn, 'Rabbimin bana verdiği imkân ve kuvvet, sizin vereceğiniz cizyeden daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir duvar öreyim' dedi.
'Bana demir kütleleri getirin' dedi. Demiri eritip körükletti. Bana erimiş bakır getirin, dedi onu da üzerine perçinledi. Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.


Zülkarneyn, 'Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Vakti gelince Rabbim burayı dümdüz yapar. O'nun vâdi gerçektir' dedi.)


Sûr'a üflenince insanlar denizin dalgaları gibi üst üste yığılır, çalkalanır, her biri doğruluğunda şüphe olmayan o günde, huzurumuzda saf saf sıralandırılırlar.)


*De ki: En çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları hâlde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi? 'Onlar, Rab'lerinin âyetlerini ve O'na kavuşacaklarını inkâr eden, böylece işleri boşa çevrilen kimselerdir. *


Allah hesabı tez görür.


Sana ruhu sorarlarsa de ki: Size ruh hakkında pek az bir bilgi verilmiştir.


Kim ki inanır sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Onlar için Firdevs cennetleri vardır ve orada ebedi olarak kalacaklardır. Ne güzel yurttur o.


İnkâr edenlerin varacakları yer ise cehennemdir. Ne kötü yerdir o.


Allah'ın ayetlerini hiçe sayandan daha zalim kim vardır?” “Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onlar için çok acı bir azap vardır. İnkârcıların varacakları yer cehennemdir. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir. Baş yiyecekleri zakkum köküdür.


Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır? O, gücü her şeye yetendir.


(Posted by Nîda)
Kalıcı Link

Slayer19/6/2008

bu Cliple kendilerine geldiler desem kimse kizmasin

 


(Posted by MAKRADA)
0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

HİKÂYELER SÛRESİ8/6/2008


Tâ- Sîn – Mîm


Allah'ın âyetleri işte bunlardır. Vahiyler kaynağındandır bu bilgiler.


Bir kâhin bir çocuğun doğacağını, güneş gibi parlayacağını ve Firavun'un saltanatını söndüreceğini söyledi. Bunun üzerine Firavun, yeni doğan erkek çocukların hepsini öldürtüyor, kızları ise sağ bırakıyordu.


Mûsa'nın annesine, çocuğu bir sepetin içerisine koyup suya bırakmasını ilhâm ettik. Çocuğunu suya bırakınca annesinin kalbi boşalıverdi. Onları tekrar kavuşturacağımızı söylemeseydik, neredeyse onu unutacaktı.


Firavun'un hanımı çocuğu buldu. Firavun'a “Onu öldürme,belki bize bir faydası dokunur” dedi.

Musa'yı sarayda büyüttük. Onlar işin farkında değildi.


Musa şehre indi. Birbirleriyle kavga eden iki kişi gördü. Biri kendi tarafından arkadaşı idi ve Musa'dan yardım istedi. Musa diğerine bir yumruk atınca adam ölüverdi. Musa pişman oldu ve “Rabbim, bu şeytan işidir” dedi.


Musa kendisinden yardım isteyen arkadaşı ile yine karşılaştı. Adam yine birisiyle kavga ediyordu. Musa'dan yardım isteyince Musa ona ”Sen besbelli, azgının birisin” dedi ve oradan uzaklaştı.


Mûsâ şehirden ayrıldı. Yolda giderken, hayvanlarını sulayan iki kız gördü. Onlara “Bu işi niçin siz yapıyorsunuz?” dedi. Kızlar, “Bizim babamız çok yaşlıdır” dediler. Musa onların hayvanlarını suladı, yorulunca gölgelik bir ağaç altına çekildi ve “Rabbim bana vereceğin her rızka ve iyiliğe muhtacım” dedi. Musa'yı bahçede çalışması için babalarının yanına götürdüler. Kızlardan biri babasına “O, iyi biridir. Onu ücretli tut” dedi.


İki kızdan biri utanarak Mûsa'nın yanına geldi ve “bize yardım ettiğin için babamız sana ücretini ödemek istiyor” dedi. Yaşlı adam Musa'ya, “bahçemde sekiz sene çalışman şartı ile kızlarımdan birini sana nikâhlarım. O da senin bileceğin iş” dedi. Musa onun bu teklifini kabul etti “Bu seninle benim aramdadır. Rabbim, buna tanıktır”dedi.


Mûsâ bahçede sekiz sene çalışma süresini doldurunca ailesini yanına aldı ve yola çıktı. Tur Dağı tarafında yanan bir ateş gördü. Ailesine “siz gidin. Ben yanan bir ateş görüyorum, ya oradan size bir kor getiririm ya da yol soracak birine rastlarım” dedi. Mûsâ ateşin yanına vardığında peygamberlerdendi. Allah ona “Ey Mûsâ Kutsal Tûva Vâdisindesin. Ayakkabılarını çıkar” diye nîdâ etti. Allah ona, “Ey Musa elindeki asayı yere at” diye seslendi. Musa asasını yere attığında kocaman bir yılan oluverdi. Ona sakın korkma ey Musa diye nidâ edildi.”Elini koynuna sok” Musa elini koynuna sokup çıkardığında eli parıl parıl bembeyaz göründü. Ona delillerle Firavun'a git, denildi.


Musa asasını attığında kocaman bir yılan oluverdi. Ellerini koynuna sokup çıkardığında bir hastalık olmaksızın eli, bakanlara parıl parıl bembeyaz göründü. Firavun “Bu bir büyüdür” dedi. Emir vererek bütün büyücülerin sarayda toplanmasını istedi.


Musa büyücülere “haydi siz, atacağınızı atın” dedi. Onlar önce sen atacağını at dediler. Musa “önce siz atın” dedi. Onların yere attığı ipleri ve değnekleri Musa'nın üzerine doğru geliyormuş gibi olunca Musa korktu. Allah ona “Ey Musa sakın korkma! Sen de elindeki asayı yere bırak”diye nida etti. Musa asasını attığında kocaman bir yılan oldu ve onların düzmece şeylerini bir anda yutuverdi.

Büyücülerin hepsi birden secdeye kapandılar ve “Rabbimizi tenzih ederiz.” dediler.


Firavun onlara” Sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim” dedi. Büyücüler Firavun'a “Bize istediğini yapabilirsin. Biz Musa'nın Rabbine inandık” dediler. Firavun ve soyu ise onu inkar ettiler.


Musa'ya kullarımı al, yola çıkın diye vahyettik. Firavun ve soyunu sulara boğduk.


Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve helak edildiler. Bunda akledenler için dersler vardır.


Bunlar Musa'ya dair haberlerdir ki sana vahyetmedeyiz.


Lût'u da kavmine gönderdik. Emrimiz gelip çatınca tekbir çığlık, bir sayha onlara yetti. Lut'u ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı müstesna. O kurtulamadı, geride kalanlarla birlikteydi.


Bunlar daha öncekilere ait haberlerdir ki sana bildirmedeyiz. İyi âkıbet ise Allah'tan korkanların olacaktır. Halâ ders almazlar mı?


Emrimiz gelip çattığında Nuh, bir kenarda duran oğluna “Oğlum” dedi. “Gel! Sen de gemiye bin de kurtul”.Oğlu, “Ben bir tepeye çıkar kurtulurum” dedi. Sular geldi ve oğlanı boğdu. Nuh oğluna çok üzüldü. “Rabbim, dedi. O, benim ailemdendi”.Allah “Ey Nuh! Üzülme artık o, senin ailenden biri değil. Çünkü onu sana tamamiyle yabancı kıldık.


Sular çekildi. Gemi Cudi Dağı'na oturdu.”Ey Nuh” denildi. “Sen ve berâberindekiler selâmet ile ve bereketle karaya inin. Sizi bu yerde zeytin ağaçları ve ekmekle rızıklandıracağız.”


İşte bu sana vahyettiklerimiz daha öncekilere ait haberlerdir. Halâ ibret almazlar mı?Onlar ise gerçeği akletmezler. Eğer inansalardı bu haklarına hayırlı olurdu. Onlar büyük yanılgıda ve aldanış içindeler. Allah ise hesabı tez görür. O, her hâlinizden haberdardır.


İnanıp da iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Ne güzel yurttur cennet. Orada renk renk içitler vardır. Ve her diledikleri ellerinin altındadır.


Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır? O, hükmünde tektir ve O'nun gücü her şeye yeter.


Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Onlar için cennetler vardır ve her diledikleri ellerinin altında olacaktır. Orada sonu misk kokan içitler vardır. Bir şey dileyen bundan dilesin.


Allah'ın âzabı inanmayanların üzerinedir. Onlar cehenneme gidiklerinde “Rabbimiz” diyeceklerdir. “Ne olur bizi tekrar dünyaya dönder de doğru yolu bulalım” fakat onların bu dilekleri asla kabul edilmeyecektir. Onlara “Vaktiyle elçilerimiz delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz çevirdiniz?” denilecektir. Onlara orada sadece, “Tadın bakalım acı âzabımızı” denilir. Ne feci yerdir cehennem. İnkârcıların sonucu işte budur. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir. Üzerlerine sarı deveye benzeyen alevler atılır. Baş yiyecekleri zakkum kökü, içitleri kanlı irinli sudur.


Allah'tan sakının.


Rabbin “Cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım” sözü gerçekleşecektir.

Âzabımız neymiş onlar yakında iyice bilip anlayacaklardır. Kimmiş yalancı yakında görecek ve bileceklerdir.


De ki: Bekleyin bakalım, bizde beklemedeyiz. Allah'ın âyetlerini hiçe sayandan daha zâlim kim vardır?


Dünyayı gezin, dolaşın. Yalanlayanların sonucu ne imiş görün.


Bu Kur'an uydurma değil, Rabbin sözüdür. Ona ancak temiz olanlar el sürer.


Dünyâ metâdır. Bir oyun ve oyalanma yeridir. Her can, ölümü tadacaktır. Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Cennetler o kişileredir. Ne güzel yurttur orası.


Allah'ı bırakıp ta başka birini kendinize hakem mi sandınız? Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşecektir. Ne büyük gündür o gün. Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. O günü yalanlayanların vay hallerine.


Allah vadinden asla dönmez. O, gücü her şeye yetendir.


(Posted by Nîda)
Kalıcı Link

şiire dönüş4/6/2008

yine sen...
unuttum derken tam yine sen...
bir şarkı,bir hayal,bir anı
ve karşımdasın sen...

yüzümde bir tebessüm
elimden gelen bu sadece
bir melodi hatırlatır
o günleri,o hayalleri...

beraber kurduğumuz hayaller...
geçirdiğimiz günler...
seni seviyorum demenin
yalan olduğunu gösterdi belki de


ne hayallerim bitti
ne de anılar rahat veriyor şimdi
içimde anlamsız bir boşluk oldu
benim gidişim senin dur demeyişin...

ne yazık ki artık bir anısın sadece
böyle olsun istemezdim sevgilim
keşke şarkımız bitmeseydi hiç
dans etseydik hep bulutarın üstünde
ben yine de rüyalarımda dans edeceğim
seninle,hayalinle...


(Posted by fragile)
0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

LÛT SÛRESİ22/5/2008


Hâ – Mîm.

Bu Kur'an Allah tarafındandır ve daha öncekileri tasdik eder.

Âyetlerimizden yüz çevirenler için çok acı bir âzap vardır. Onlar Allah'ı gereği gibi bilemediler.

Allah'tan çekinin.

De ki: Benim görevim bildirmeden ibârettir. Bildirmeme karşılık sizden bir ücret istemiyorum.

Eğer doğru adamlarsanız haydi, siz de buna benzer, bir eş sûre getirin bakalım ki yapamazsınız. Asla da yapamayacağınız belli.

Onlardır ki âyetlerimizden habersizdirler. Âyetlerimizden yüz çevirenler için çok acı azap bir âzap vardır. Allah âzabı en şiddetli olandır ve O'nun âzabı er, geç gerçekleşecektir.

Yalnızca Allah'a tapın ve O'ndan af dileyin. O birdir. Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları inkâr ettiler ve helâk edildiler .Âzabımız gelip çatınca tek bir sayha onlara yetti. Onlar kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan uydurma şeylere taptılar.

Lût'u peygamber olarak gönderdik.

Lût kavmi çok kötü ve çirkin iş yapıyordu. Onlar kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorlardı.

Elçilerimiz üç kişiydiler ve Lut'a gönderildiler. Lût mutfaktan önlerine kızarmış bir buzağı getirdi. Onların yemeğe el uzatmadıklarını görünce çok korktu. Onlar “Korkma. Biz Allah tarafından gönderildik”dediler.

Kavmi, elçilerimizin Lût'a misafir olarak geldiğini duyunca koşa koşa Lut'un yanına geldiler. Lut: ”Ey kavmim” dedi.”Allah'tan korkun ve sakın onlara dokunmayın. Eğer mutlaka bu işi yapacaksanız, işte kızlarım, onlar sizin için daha temiz”dedi. Kavmi ona: “Senin kızlarında hiç gözümüz yoktur. Sen ne istediğimizi daha iyi bilirsin” dediler. Lût onlara “Bu işten vazgeçin” dedi. Kavminin cevabı ise “Lût ve ailesini şehrimizden çıkarın. Onlar fazla temizlik iddiasındalar” dediler.

Lût'a aileni yanına al ve yola çıkın. Sakın arkanıza bakmayın. Yalnız karını götürme” diye emrettik.

Emrimiz gelip çatınca başlarına taş yağdırdık Lut ve ailesini kurtardık. Ancak karısı kurtulamadı. O, geride kalanlarla birlikteydi.(Sodon ve Gomore)

Nasılmış âzabım ve korkutuşlarım? Halâ ibret almazlar mı? İyice anlayasınız diye âyetlerimizi böyle bildirmedeyiz. Âyetlerimiz kendilerine bildirildiğinde “Biz de o beyinsizler gibi mi inanalım?”derler. İyi bilin ki asıl beyinsiz kendileridir. Fakat farkında değillerdir.

Ancak Allah'tan korkun. Halâ akletmezler mi?O, her şeyi görür ve bilir. Allah'ın azabını ne kulakları, ne gözleri ve ne de gönülleri giderebilir.

Âyetlerimizi yalan sayandan daha zâlim kim vardır?

Biz nice zâlim kavmi helâk ettik. Halâ ders almazlar mı?Emrimiz gelip çatınca tek bir sayha, bir tek çığlık onlara yeter.

Allah'a inanıp da iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Ne güzel yurttur o.

İnkâr edip de kötü, şer işler yapanlar ise cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Baş yiyecekleri yiyecekleri zakkum kökü , baş içitleri kanlı irinli sudur. Ne kötü barınaktır orası. Oradan kurtulmayı dileseler dahi asla kurtarılmazlar. Rabbimiz diyeceklerdir ne olur bizi tekrar dünyaya dönder de doğru yolu bulalım. Onlara vaktiyle elçilerimiz delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz çevirdiniz? Denilecektir. Onlara orada sadece tadın bakalım acı azabımızı denilir. Suçluların cezası işte budur.

Hüküm yalnızca Allah'ındır. Gerçek O'ndan gelir. Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse kendi aleyhinedir. Faydası kendinedir Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse kendi aleyhinedir. Zararı kendinedir.

Âyetlerimizi inkâr edenden daha zalim kim vardır? Zâlimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onların kazançlarının bir faydası olmayacaktır. İnkârcıların zararı, ancak kendilerinedir.

İyi akıbet ise Allah'tan korkanların olacaktır. O, kendisinden korkanlarla beraberdir.

Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? Kıyamet günü Allah, aranızda adaletle hükmedecektir.

Onlar o kimselerdir ki: Allah'a ve O'nun ayetlerine inanırlar, namaz kılarlar, zekat verirler,yoksullara yardım ederler. Cennetler onlaradır.

Onlar o kimselerdir ki: ayetlerimizi alaya alırlar, inananlara gülüp geçerler. Cehennem onlaradır. Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır? O, gizlediklerinizi de bilir açıkladıklarınızı da.

*Kim, (yalnız) dünya hayatını ve zinetini istemekte ise, işlerinin karşılığını orada onlara tam olarak veririz ve orada onlar hiçbir zarara uğratılmazlar.

İşte onlar, ahirette kendileri için ateşten başka hiçbir şeyleri olmayan kimselerdir; (dünyada) yaptıkları da boşa gitmiştir; yapmakta oldukları şeyler (zaten) bâtıldır.*

Allah tektir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İyi bilin ki Allah'ı acze düşüremezsiniz. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa O, bilir.


(Posted by Nîda)
Kalıcı Link

SEBELİLER SÛRESİ20/5/2008


Tâ. Sîn. Mîm


Her şey Allah'ın dilemesi ve takdiri iledir. O,gücü her şeye yetendir. İyice anlamanız için âyetlerimizi işte böyle açıkça bildirmedeyiz.


Hiçbir şey Allah'tan saklı gizli kalmaz. O, her şeyden haberi olandır. (göğe yükseleni, yere gireni ve ondan çıkanı bilir. O, esirgeyendir, bağışlayandır.)

Kıyamet ansızın başınız gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşecektir. Ne güç gündür o gün.
İnanan ve iyi işler işleyenler kurtuluşa erdirileceklerdir. Onlardır ki, Allah'a ve onun ayetlerine inanırlar, namaz kılarlar, yoksullara yardım ederler. Cennet o kişileredir.
İnkâr eden ve kötü, şer işler işleyenler ise hüsrana uğrayacaklardır. Onlardır ki, ayetlerimizden yüz çevirirler, peygamberlerle alay ederler, inananlara gülüp geçerlerdi. Cehennem O kişileredir.
Âyetlerimizi hiçe sayandan daha zalim kim vardır?

Rüzgârı Süleyman'ın emrine verdik. (ve onun için erimiş bakırı sel gibi akıttık.) Süleyman'ın cinler, kuşlar ve karıncalardan mürettep orduları vardı. Cinler Süleyman'a denizin derinliklerinden inci ve mercan çıkarırlardı. (Rabbinin izniyle cinlerden onun için iş yapanlar vardı. Kalelerden, heykellerden, havuz gibi çanaklardan sağlam ve ağır kazanlardan ne isterse cinler ona yaparlardı.)


Süleyman, insandan olan ordusu ile karınca dolu bir vadiye geldiğinde, içlerinden bir karınca “Ey karıncalar, yuvanıza girin. Süleyman ve ordusu sizi bilmeden çiğnemesinler”dedi. Süleyman bunu duyunca gülümsedi.


*(Süleyman) Kuşları araştırıp Hüthüt'ü göremiyorum? Bir yere mi gizlendi? Ona şiddetli bir ceza vereceğim veya onu kestireceğim, yoksa bana neden bulunmadığını gösteren bir delil versin” dedi.*

*Hüthüt çıkageldi ve dedi ki: Senin henüz bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Sebelilerden doğru bir haber getiriyorum.*
*Onların hükümdarının bir kadın olduğunu gördüm. Ona her şey verilmiş. Bir de büyük tahtı var.*
*Onu ve kavmini Allah'ı bırakıp da güneşe secde eder buldum. Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş. Onları doğru yoldan çıkarmış, doğru yolu bulamıyorlar.*
*Bunu da göklerde ve yerde gizledikleri ve açığa vurdukları her şeyi en iyi bilen Allah'a secde etmemek için yapıyorlar.*
*Allah tektir ve O, büyük arşın sahibidir.*
*Süleyman (Hüthüt'e) Sebeliler hakkında doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın? Göreyim. Git şu mektubumu onlara ver. Sonra kenara çekil bakalım ne cevap verecekler? Dedi.
*Sebelilerin hükümdarı (Belkıs): 'Ey ileri gelenler' dedi.'Bana güzel bir mektup geldi. Bana bir fikir verin. Sizi çağırmadan kesin bir karar veremedim.**
*O,Süleyman'dan geliyor. “Esirgeyen ve acıyan Allah'ın adı ile yazılı. Ve Bana karşı ululanmayın. Bana teslim olarak gelin” demekte.*
*Onlar, şöyle dediler: “Biz kuvvet sahibi ve şiddetli savaşır bir topluluğuz. Fakat emir senin. Ne dilersen yap.”*
*Dedi ki: Hükümdarlar bir şehre girince orasını harap ederler ve halkının ileri gelenlerini alçaltırlar. Bunlar da öyle yapacaklardır.*
*Onlara bir hediye gönderelim ve bakalım elçiler dönüp ne cevap getirecekler?*
*Elçiler Süleyman'a varınca Süleyman, “Bana mal ile mi yardım ediyorsunuz? Allah'ın bana verdikleri, sizin verdiklerinizden hayırlıdır. Fakat siz hediyeniz ile övünürsünüz. Onlara geri dön; öyle bir ordu ile geleceğim ki karşı duramayacaklar. Onları oradan hor ve zelil bir halde çıkaracağım”dedi. *
*Ve, Ey ileri gelenler, dedi. Onlar bana teslim olmadan bana onun tacını ve tahtını kim getirebilir?”*