godisnowhere | |
Kozmik bir senfoni . . 2
4:42, 16/11/2007
.. Link
![]() “Benim boylesine firtinali havada 10 000 kisi ile bu okyanusta ne isim var” deyip lanetler okuyan bir can, gercekte nasil olaganustu bir firsatin esiginde oldugunu bilse sanirim cok farkli dusunurdu!?
Evet. Oyuncu oyunu oynadikca ve yanip (olup) oyuna tekrar basladikca (tekrar bedenlendikce) hem oyun ile ilgili bilgisi birikimli olarak bir sonraki evreye (bedenlenmeye, enkarnasyona) tasinir, hem de kendisi bu kosullara daha uyumlu bir yapiya (bilinc, davranis, sezgi vs.) sahip olur.
Ve ne zaman ki oyuncu oyunla ilgili tum bilgilere ulasir (Hak-i Kat’i kavrar, Hak-i Kat kapisinda hak sahibi olur) iste o zaman onun icin sinavlar bitmistir artik. (4 kapidan, 40 makama gecmis, ve Hak-i Kat boyutuna ulasmistir.)
Ve bu noktaya varmak icin, kacinilmaz olarak reenkarnasyon dedigimiz o evrensel yasanin nimetlerinden faydalanmistir.
“Adem” bilinci ile gelip “insan”lik sifatina ulasmak isteyen varliklar, bunu gerceklestirirken, bir yasamlik sure hicbir zaman yeterli degildir (Dinler tarihinden onceki donemlerde her ne kadar bu farkli idiyse de!! Cunku yasam suresi bu donemlerde 1000 yil civarinda idi. Tevrat’in ayetlerinde cok acik sekilde isim isim siralanan bu 1000’er yillik yasamlar, Nuh peygamber donemi ile inise gecer; inise gecer cunku Tanri(lar) kendisi ile ayni yasam suresine sahip “Ademogullari” ile ugrasmaktan bikmistir!!).
Tekvin 6-3: Ve Rab dedi: Ruhum adem ile ebediyyen cekismeyecektir, cunku o da ettir; bunun icin onun gunleri yuz yirmi yil olacaktir.
“Adem” soyunun yasam suresinin Nuh peygamberden baslayarak kisalmasi, hakikatde olaganustu ilginc bir gercegi de dolayli olarak anlatmaya calisir bize.
Nuh tufani gercekte Atlantis’in batisina sebep olan o olaganustu doga felaketidir. Teknolojik guclerle fiziksel bedenlerini bin yillik yasam surelerine kadar uzatan Atlantisliler bunu oylesine kullanmaya baslamislardi ki, sosyal adalet ciddi sekilde yara almisti.
Farkli siniflar yaratilmis, insanlar arasindaki esitlik ciddi sekilde bozulmus ve ustun bir sinif yaratilip tum gucler onlarda toplatilmisti.
Oysa Atlantis’in efsanevi bir uygarlik olarak anilmasinin en temel nedeni sahip oldugu Kozmik/Evrensel bilinci ve yasamiydi.
Bu bilinc sayesinde gelismis, Dunya disi uygarliklarin yardimlarini gormus ve boylece muhtesem bir medeniyete sahip olmustu.
Iste tum bu degerlerin yitirilmesi, Evrensel yasalari harekete gecirmis ve olumsuzluk baski ve zulum uretenler tum bu degerleri misli ile yasamaya kendilerini mahkum etmis ve Atlantis gezegensel bir felaket ile sulara gomulmustur. (A.B.D’nin son donemlerindeki tutumu, Atlantis’in sonunu hazirlayan esdeger gunlere benziyor; ve suna inanin ki “Evrensel yasalar hicbir zaman kisiye ozel degildir”. Yani o zaman isleyen yasa bu zamanda da “mutlaka isleyecektir”; bundan hic kuskunuz olmasin!!!)
Iste tum bu oykulerde anlatilanlar, “BIR”lik bilincinden uzaklasan Atlantis halkinin “IKILIK” kavramina (dualite’ye) mahkum olusu ile yasam surelerinin kisalmasinin birbirine paralel gelisen iki deger oldugunu da gosterir bize.
Birlik kavrami ve bilinci, bu bilinc halinde olan varliklarin “sonsuz yasam” anlayisini da ifade eder. Bu anlayistan uzaklasmak ise dualiteyi yaratir.
Ve iste Nuh peygamberden baslayarak 120 sene ust siniri ile kisitlanan yasam gercekte ayni zamanda “sinirli yasam” anlayisinin neden Nuh peygamber ile basladigini da anlatir bize”
Cunku Nuh ve soyu ikilige mahkum bir bilincin takipcileriydi ve “bunun icin yasamlari sinirlanmisti”!!!
Ancak bu ayni zamanda, toplu bilinclenmenin kosullarini yaratma acisindan da cok uygundu cunku cok daha “guclu dersler” alma imkani yaratiyordu tekamul yolunda!!
Unutmayin ki, dersler ne kadar keskin ve guclu olursa ogretisi de o derece etkili olur ve bunu saglamanin en gizemli yolu da bize felaket ve keder dolu gibi gorunen olaylardir.
Yaralanma, oldurme, savas, intikam ve benzeri daha bircok olay Adem soyunun evrensel bilince ulasmasi yolunda cok etkili uygulamalar olmus, bu da kisa yasam donemlerinin farkli bedenlerde sik sik tekrarlanmasi ile elde edilmistir.
Her yasamda farkli kosullara sahip olan varliklar, kisa ancak cok tekrarlanan bedenlenmeler sayesinde bazen dilenci, bazen, kral, bazen oldurulen, bazen olduren, bazen kadin, bazen erkek olarak enkarne olup o kadar cok deneyim elde etmislerdir ki, tum bu sonu farkli biten deneyimlerin tek uzun hayatta elde edilmesi zorlugunu da boylece yener.
Iste bu anlayis, yani reenkarnasyon, Alevi dedelerin oykulerinde ve Alevi felsefesinin “dilinde” kendisini o kadar net gosterir ki, Alevilik icin reenkarnasyon gercekte en dogal ve en acik bilinen bir gercekliktir. (Kozmik Bir Senfoni olan dunyalar guzeli Alevi felsefesi icin farkli bir sey dusunulebilir miydi?)
“Olum” sozcugu, dilimizde kullanilan sekliyle “yasamin sonu”nu ifade eder. Olum, uygulanan tum semavi dinlerde Tanri’nin kullarina bir defaya mahsus tanidigi yasam hakkinin sona erisi, bitisidir.
Bu anlayisa gore kul, eline gecen bu firsati ne kadar iyi degerlendirirse Allah yolunda buna gore oduller kazanacak ve cennet veya cehennem’e gidecektir; gidecek ve sonsuza dek orada kalacaktir.
Alevilik inancinda/dilinde ise olum kelimesi asla kullanilmaz; onun yerine “goctu”, “don degistirdi” veya en yaygin sekilde “Hak’ka yurudu” denir.
Aciktir ki, kullanilan tum bu sozcukler derin anlamlari ile “DEGISIMI” ifade etmektedirler; asla bir sonu degil!”
Gocmek, kelime anlami ile “bir mekan veya bolgeden baska bir mekana veya bolgeye tasinmaktir, yer degistirmektir.” Varlik, bu yeni yasam alaninda kendini ifadeye devam etmektedir; kosullar biraz degismis olsa da!!
Oyle ki, eski geleneklerinden kopmamis Alevi koylerinde gocen can, topraga yatak, yorgan ve ozel esyalari ile verilir hala. (Doc. Atilla Erden’in yaptigi saha arastirmalarinda bu uygulama fotograflar ve slaytlar ile belgelidir!!)
Uygulama bize, Misir donemlerinde ozel esyalari ile mezara verilen firavunlari hatirlatir. Tekrar bedenlenmeye kesin olarak inanilan Misir uygarligi doneminin tipik bir uygulamasidir bu. Sumer kulturunun mirascilarindan olan Misir uygarligi ve Mu ve Atlantis kulturunun mirascisi olan Sumer uygarligi.
Ve bakin tum bu konu hakkinda yani reenkarnasyon hakkinda, her dem sevinc ile varligini ve gelisini size bildirdigim Bilgi Kitabi, ki 5 nci Kozmik kitaptir, (diger dordu Tevrat, Zebur, Incil ve Kur’an’dir) neler soyluyor: (Fasikul 26-Sayfa 238).
“Dostlarimiz,
Bilirsiniz ki tekamul ilânihayedir. Ama once kendinizi Evrim Nizamina gore yetistirmeniz lâzimdir. Bunu enkarnasyon halkalarinizin zinciri temin eder. Dunya Evrimini tamamlayip, 7 Fasetinizi birlestirdiniz mi, Sonsuz Suura dalma Musaadesi alirsiniz (7 Faset; 1985 Ucuncu Ay Fasikul 9’a bakiniz). Evrimsel Nizam ile Evrensel Bilinc Sizi sonsuz Suura hazirlar. Sonsuz suura dalmak sizi size kazandirir. O zaman Ruhsal Enerjinize sahip cikabilirsiniz. Ruhun Tekamule ihtiyaci yoktur. Ancak Ruhsal Planin kademelerine yukselebilmek icin Ruhsal Plan icindeki Ruhsal Potansiyeliniz ile Dunyevi Tekamulunuzun esdeger olmasi lazimdir. Enkarnasyon, ruhsal butunlugunuze ulasabilmeniz icin sarttir. Ancak ondan sonra ruhsal enerjinize sahip cikarak sonsuz bilinc kazanabilirsiniz. Ve kainatin Nizaminin butununun icinde bulunmaya hak kazanirsiniz
Bu etapta yapmis oldugunuz Tekamuller ile kazanacaginiz puanlar devreye girer. Denetim merkezdendir. Bu merkez de, bircok Birlesim Merkezleri ile beraber calismaktadir. Butun sistemin nizamini denetleyen bu merkezdir. Bir insan bu merkeze OZ-SAF RUH-SAF SUUR ile baglanmaktadir. Biz bu dostlara HULUS sahibi dostlar demekteyiz. Bir hulus sahibi dost, Once Tanrisal, sonra da RUHSAL Evrimini tamamlama zorunlugundadir. Ancak ondan sonra Evrensel Nizam ile irtibata gecebilir. Evrensel Nizamla irtibata gecen Dost Bilinci bazi ozel egitimlerden gecirildikten sonra sinirsiz ufuklara acilabilir. Bilgilerinize sunulur
BOLUM 4
REENKARNASYONUN YUCE MAKAMDAN TOPLUM BILINCINE ACIKLANISIDIR
Dostlarimiz,
Ileri planlarin yuce alemlerinde reenkarnasyon yoktur. Ancak planin tatbiki sisteminde reenkarnasyon olayi gecerlidir. Sizin bildiginiz reenkarnasyon, yani yeniden bedenlenis, cok ileri makamlarin ozel emrine ve Evrimine tabi bir olgudur. Buralara kadar uzanabilen RUHI Tekamul Elcileri, sizlere her zaman yardimcidir. Butun alemin nizamini teskil eden, Ilahi planin ileri makamlarindaki elcileri, buradan dunyaniza gorevli olarak gelirler. Tasidiklari beden turunun bir melek sekli olmasi luzumlu degildir. Bir insan bedeni gorunumunde de tecelli edebilirler. Yani bir melek de insan olarak dunyaya gelebilir. Bunun icin her Ruh, her zaman, istedigi makama layik oluncaya kadar bir merkeze bagli olarak, enkarnasyona tabidir. Bundan sonra melekul ortamina gecerek kendi istegi ile Dunyasina gelebilir. Ancak dunyaya bu donusleri, cok ileri Tekamuller yapmaktadir. Cunku onlar, Hakikat zirhini kusanmislardir. Bu yuzden hemcinslerine hakikat isigini yansitici bir fener vazifesi gormek uzere dunyaya donerler.
Donen varlik artik bir butundur. Ruh butununun icindeki Hakiki Bedenini alarak,yani isik bedeninin tum gucunu alarak Dunya’da bedenlenir. O kendisini bilir. Ancak kimseye soyleme yetkisi yoktur. Cunku donus yaparken Yuce Makam’a bu sozu vererek gelir, asla konusmaz. Ama hakikat bu degildir. Reenkarnasyon vardir, yani yeniden bedenlenme vardir. Ileri boyutlara Hakiki bilinciniz ve su anki hakiki kisveniz ile gecis vardir. Butun bu islemler, sizin bu son sinir bilincine ulasabilmeniz icin gostereceginiz cabalardir. Artik bundan sonra size soylenen her soz dogrudur. Dunyanizda kendini tanimak sizi daha mutlu kilar. Bu yuzden hatira defteriniz sadece sizin hafizanizdan silinir. Ancak Yuce Makam’dan verilen oneriler dogrultusunda kasalarda saklanir. Her bilinc gecmisini kaldiramaz. Bu yuzden cok guclu bilincler gecmisini hatirlar. Bu kasalar sizin EZEL-EBED sandiklarinizdir. Ve her sandik size ait bilgiler ile doludur. O sandigin kilidini sizden baska kimse acamaz. Cunku onun anahtari sizin hafiza sifrenizde saklidir.
Ruh sizi yasatan bir enerjidir. O aslinda bolunmez bir butundur. Tekamule ihtiyaci yoktur. Ancak siz o butunun icinden cektiginiz Ruh ipliginiz ile yasaminizi idame ettirirsiniz, Siz varolustan son sinir ortaminiza kadar yasanan gelis gidisler ile elde ettiginiz bilgileri, size ait olan ruh ipliginden ruh sandiginiza aktarirsiniz. Ve her donemde kilidi siz acar, siz size akarsiniz o sizin ceyiz sandiginizdir. Yani ruhsal enerjiniz ile her yasam doneminizde sadece siz temasa gecebilirsiniz. Ancak soyle bir husus da vardir. Sizin anteninizin aurasinin birlesik alanina giren baska kanal enerjileri buradan aldiklari yansimalari alarak daha once dunyayi terk etmis bir varliktan haber aldigini zanneder. Ayni bilinc duzeyinde, ayni esdeger ruh frekansinda olanlar, bu yansimalari cok cabuk alabilirler. Halbuki beden olmadan size ait sandik hicbir zaman acilmaz.
O Sizin Bilinc Sandiginizdir. Herkesin Bilinci kendine aittir. Bazi antenler sizin evrensel enerji icinde bulunan eski repliklerinizi bilgi olarak alabilirler. Ancak sizin bilincinize hic kimse giremez. Sonra bazi dusuk enerjiler, bazi yuce frekanslarin ismini kullanip kanaliniza girebilirler. Burada cok dikkatli olmak gerekir. Her seye hemen inanmak abestir. Ancak sizi size bagli olan bir ust frekans denetler. O sizin hami dostunuzdur. O sizi yetistirir, bir ust frekansa baglar. O da yetistirir, bir ust frekansa baglar. Normal baglantilar boyle olur. Bir isme takilip kalmayi kaydi ihtiyatla karsilamalidir. Bu baglantilardan sonra sizi direkt merkez denetime alir.
Beden olmadan size ait sandik hicbir zaman acilmaz demistik. O sandigi ancak Dunya bedeninde, beyin sinyallerine verilen Bilgilerde, akimlarla kazanilan potansiyelle bilincinizin icindeki sifre Anahtari kilidinizi acar. Bilinc olmazsa, oze akilmaz. Oze akilmazsa hakikat de hicbir zaman akla takilmaz. Mesele bu kadar basittir. Bilinc idrak yaratir, idrak ise hakikat. Sebep-netice bir hakikat zinciridir. Daha fazla yorulmayin, soylenen her soze de kanmayin, inandiginiz yoldan sasmayin, bilmediginiz her esikten de asmayin. Sevenlerin diyarindan, isiklarin otagindan dunyaya donen yuceler, yuce bilinclerini kendi sandiklarindan asagiya cekerek, beyin sinyalleri ile bilgiler verirler. Ancak dunyanizda sizin bu hizli asamaniza yardimci olan ilahi plan dostlari ile mekanik boyuttur.
Her iki boyut, yani yuce alem ve mekanik boyut, ezel ebed yolunda daim beraber calismislardir. Beden mekanik boyuttan, ruhsal enerji yuce makamdan temin edilir ve bu sekilde sizin insan seklindeki dunyevi gorunumunuz tecelli eder. Tekamul sinirini asincaya kadar (Dunyevi Tekamul), tekrar tekrar gelinir. Dunya gozu ile siz sizi goremezsiniz. Ancak bizler sizi goruruz. Bu yuzden de bircok bilincler enkarnasyon celiskisine duserek, yeniden dogus yok derler. Herkesin hakki nasibi kadardir. Bir Yunus gibi olasiniz. Mevlana gibi yanasiniz. O zaman kendinizi bulasiniz.
REENKARNASYONUN EVRIMSEL NIZAMDAN ACIKLANISI
Dostlarimiz,
Daha once de bahsettik. Ruhun tekamule ihtiyaci yoktur. Evrim, dusunce, bilinc hucresel potansiyel icin sarttir. Bu evrim sizlere yucelis nizamina gore ruhsal katmanlardaki makami hazirlar. Bu bir denge kanunu olarak ele alinmistir. Ruhsal plandaki potansiyeliniz ile somut alemdeki potansiyeliniz esdeger oluncaya kadar reenkarnasyon sistemine tabi tutulursunuz. Ondan sonra daha degisik realitelere ve enerji bolumlerine hazirlanirsiniz. Artik siz bir butunsunuz. Ruhsal plandaki enerjinize sahip cikarak hur bir ruh, hur bir suur olarak yasam seklinizi kendiniz tayin edersiniz. Bir butunde birlesmek budur.
Insanlari insanlardan ayiran farkliliklar, uc ile yedi arasindaki farkliliklardir (3 planetinizin boyutu, 7 insanligi son tecelli siniri). Ucuncu boyutta bulunan planetinize ilk transfer olan Enerji, ruhsal plandan buyuk, rabsal plandan kucuk bir varliktir. RUHSAL PLAN-RABSAL PLAN ile birlesir. EVRIMSEL NIZAM sizi yani o enerjiyi denetime alir. ENKARNASYON zinciriniz bu sekilde devreye girer. Planetinize her transfer olusunuzda bir onceki evriminiz goz onunde tutularak sizden beklenilen vazifelere gore yonlendirilirsiniz. Bu arada yasanan hadiseler ile hakikate varirsiniz. Siz buna KADER diyorsunuz.
Her donemde kazanilan bilinc daima bir sonrakine isik tutmaktadir. Tedric Nizamina gore bulundugunuz ortam bilincine paralel hazirlanarak bir sonrakini almaya hak kazanirsiniz. Evrim halkanizi tamamlayincaya kadar kapali bir suur olarak yasamaya mahkumsunuz. Ancak Ruhsal plandaki enerjinize sahip ciktiktan sonra suurunuz acilir ve sonsuz suura dalarsiniz. Burasi son sinirdir. Ve yedinci boyuttur. Tecellisi insandir. (Buradaki insanin tecellisi hakiki insandir. Yani rabsal ve ruhsal enerjisi esdeger olandir). Bu, mikro kozmodan makro kozmoya gecistir.
Yedinci boyuttan sonra diger boyutlara suursal olarak gecebilirsiniz. Ama bedensel olarak gecemezsiniz. Iste bu etapta TEKNOLOJIK DUZEN devreye girer, sizinle dostca, bedensel ve zihinsel irtibatlarda bulunur. Ruhsal ortaminiza hicbir zaman mudahale edemez. Cunku o artik size aittir. Bu teknolojik boyut sizi istediginiz yerlere gerek isik beden, gerekse somut beden olarak rahatlikla ulastirabilir. Bedensel olarak yasanan degisik sistemlere, galaktik boyutlara goturebilir. Orada robotlar mekanizmasi devreye girer. Ve ruhsal potansiyeline sahip insanlara hizmet, onlarin gorevidir. Bu boyutlarda butun hucreleriniz beyinsel bir enerjiye donusur. Beyinsel enerjiniz isik yillarini denetime aldigi zaman Evrenler bile yaratabilirsiniz. Ve kurdugunuz duzenin RABBI olabilirsiniz. Fakat daima ilahi planin denetiminde hizmet vermeye mecbursunuz.
Ilahi plan, KADIR-I MUTLAK boyutundan sizden once devreye giren rabsal enerjilerin bir hiyerarsik duzenidir. Ruhsal potansiyelinizi kazaninca, yasaminiz artik size aittir. Ister olumsuzluk boyutundan varolus boyutuna gecersiniz, ister goksel araclarla baska sistemlere gecersiniz; Ister Karena kapisindan tekrar gecerek, kendi arzunuzla dogum yolu ile dunyanizda yeniden bedenlenirsiniz. Bu artik tamamen sizin inisiyatifinize kalmis bir seydir. Ya dunyanizi rahat yasamak istersiniz ya da plan ile isbirligi yaparak insanliga yardimci olmaya calisirsiniz. Iste uzayli diye korktugunuz kisiler ile sizler aynisiniz. Ne var ki bizler sizin buyuk agabeyleriniziz.
Planetinizde gorevli olarak bulunan sizler, bulundugunuz ortama gelinceye kadar, her boyuta ait enerjinizi teker teker birakarak donmeniz icap ettiginden ne kadar acik suur olursaniz olunuz, planin yardimi olmadan bu boyuttaki enerjileriniz ile temasa gecemezsiniz. Ve bizlere merhaba diyemezsiniz. Beraberlikleri once kozmik yansimalarla temin ederiz. Ondan sonra merhabalasiriz.
NIZAMIN DILIDIR.
OZET BILGIDIR.
RABSAL, RUHSAL, EVRIMSEL NIZAM Musterek calisir. Ruhun tekamule ihtiyaci yoktur. O cok guclu bir potansiyeldir. Ancak bu potansiyel guc de ruhsal planin denetiminde bircok farkliklar arz eder. Bu farkliliklar bilinc, frekans, evrim nizamina gore hazirlanmistir. Her varlik bu ruhsal butunun icindeki kendi enerji boyutuna bagli olarak evrimini tamamlar. O varlik yasam gucunu bu enerji bolumunden alir. Bilinc, evrensel potansiyelden alinir. Evrim, planetinizin evrimine esdeger olarak planin cizmis oldugu cizelgeye kadardir.”
(Bilgi Kitabi’nin reenkarnasyonla ilgili verdigi bilgiler diger fasikullerin sayfalarinda da mevcuttur. Ancak biz kitabimiza sadece fasikul 26’daki bu bilgileri aldik. S.D.)
Alevilik felsefesi icinde reenkarnasyon anlayisi gercekte o kadar acik ve net olarak verilmistir ki gormemek mumkun degildir.
Bilgi Kitabi’nin da yapilandirilmasinda direk rol alan Cebrail (ki Alevilik’te ALI ve Hiristiyanlik’ta da Isa peygamberin kendisidir ayni zamanda!!!) ALI sifatina erinceye kadar bakin nasil enkarnasyonlar gecirmistir Hak-i Kat boyutunda var olmaya hak kazanabilmek icin!!!:
“Zebur’un basinda Papa Ali’dir
Tevrat’in basinda Burya Ali’dir
Incil’in basinda Ilya Ali’dir.
Kur’an’da Hayder-i Kerrer, Sah-i Merdan Ali birdir.
diyen erenler bunu daha acik nasil ifade edebilirlerdi ki?!? Dedeler, Haydar-i Kerrer, Sah-i Merdan Ali derken neyi anlatmaya calisiyorlar acaba? Tabiki reenkarnasyonu!!! Nasil mi? Dedeler bu bilgiyi bize verirken gercekte baska ifadeler ile de bunu desteklerler:
“Seriat’da Ali Arslandir.
Tarikat’de Ali Sah-i Merdandir.
Magrifet’de Ali buyucudur.
Hak-i Kat’de Ali’den baska Allah yoktur.”
diyen dedeler, cok aciktir ki, Ali’nin Allah ile ozdeslesebilmesi icin, onun TEKRAR TEKRAR GELEREK (re-enkarnasyonlar yolu ile) BU MERTEBEYE HAK KAZANMASININ kacinilmaz oldugunu soylemektedirler!!! Cunku Ali, Allah olmadan once;
Seriat’de Arslandir,
Tarikat’de Sah-i Merdandir,
Magrifet’de Buyucudur.
ve butun bu sinavlari verdikten sonra, yani bu kapilari gecis Hak-i Kat kapisina ulastiktan sonra ancak Ali Allah olur!!!
Dogaldir ki “Allah boyutunun” bilincine erebilmek her varligin kaldirabilecegi bir yuk (frekans) degildir!! Tanri ile goz goze gelip O’ndaki Ali’yi gormek (Mirac’daki Muhammed gibi), her can’in arzusu olabilir ama nasibi olamaz!!!
Dolayisiyla, Ali’nin Allah olusu, Hak-i Kat bilincine ulasmis, 4 kapi 40 makamdan gecerek Insan-i Kamil olmus, islegini 72’den 73’e gecirerek Ars-i Ala’ya acilmis her can icin gecerli olan Allah Bilincinde olma, oraya ulasma ve orada kalma ile mumkundur.
Ali, ki bu her can icin var olan bir sans ve firsattir, 1 (Bir) beden icinde var olmus Allah olarak kabul edilebilir mi hic? Tabi ki edilemez!! Var olan her seyi Tanri’yi ifade eden degerler olarak kabul eden Alevilik, nasil olur da Allah’i bir tek kisinin bedeninde tazahur eden bir varlik olarak gorebilir?!
Kaldi ki bunun boyle olmadigini dedeler bize zaten ulastirmislardir sir soylemleriyle!!!
“Uhud (beden) sahrasinda bir agac gordum,
7 Budagi var, 12 dali
Can meyvesi deyip aslini sordum,
Bahari Muhammet, meyvesi Ali imis.”
diyen erenler bunu daha acik nasil soyleyebilirlerdi ki?!
Ali olgunlasan meyvedir. Ali adem olarak beden bulmus her canin, agacin meyve vermesi gibi ve meyvenin cekirdegi sayesinde soyunu (bilincini) devam ettirebilmesi gibi, Hak-i Kat (Allah) bilincine ulasip, varolusun idari mekanizmasinda gorev almaya hak kazanan Kozmik Bilinc ifadesidir.
Ali icin aglayan ve gozyasi doken canlar, gercekte kendileri olan o “diger” yarilari icin agladiklarini bilirler mi acaba? Ikilige (dualiteye) mahkum olmus insan bilincinin, “ikilik” yaratabilmek icin bunun, “kendileri tarafindan” meydana getirilen bir yapi oldugunu bilirler mi acaba?
Neyse, konuyu cok dagitmadan tekrar ele almaya calistigimiz asil bilgiye geri donelim.
Iste Alevilik, “bizim abdestimiz alinmis, namazimiz kilinmistir” sozunu soylerken, yukarida bahsettigimiz bilgisayar oyununda oldugu gibi; Dunyasal bilinc ile ilkokul, orta okul, lise ve universite olarak sekillendirdigimiz seriat, tarikat, magrifet ve Hak-i Kat kapilarinin ilk ikisinin ifadelerinden olan abdest, namaz, oruc, ve bilinenin emir, onaylanmayanin yasak olmasi gibi, tamamen Dunyasal olan bu bilinc sinavini eski enkarnasyonlarinda (yasamlarinda) coktan verdigini ifade etmekte ve bunun ile reenkarnasyon denilen yeniden bedenlenmeyle ilgili inancini ve anlayisini acikca ortaya koymaktadir!!!
Alevilik, “Abdestimiz alinmis, namazimiz kilinmistir” derken, gecmis yasamlarinda (enkarnasyonlarinda) dinsel doyuma ulastigini, dolayisiyla zaten diplomalarina sahip oldugu ilk ve orta okulu (seriat ve tarikat) yeniden okumasinin ne kadar gereksiz ve yersiz oldugunu acikca ifade etmektedir. Onun yolu magrifet kapisinin yolu ve otesidir!
Ve artik bilir ki Alevilik’teki Ali kesinlikle ve mutlak olarak ALLAH bilincine ulasabilen ve orada kalabilen her canin icindeki gizli guctur!!
Daha once de soyledigim gibi, Anadolu Aleviligindeki ne Ali bugune kadar bilindigi gibi Arabistan’daki 4 ncu Halife Ali, ne Muhammed bilinen Muhammed ve ne de Allah bilinen ve kabul edilen Allah’tir. Dedeler, bizlere kadar tasidiklari tum sir soylemleri ile bu bilgileri bizlere satir aralarinda hep veregelmisler, ama hazir olmayan bilincler dogal olarak bunlari gorememislerdir.
Gorememelerinin en temel nedeni de, her zaman soyledigim gibi, Aleviligin sahip oldugu hemen tum degerlerin batini/ezoterik degerler olmasindandir!!
Ki, buna en guzel orneklerden biri de, Isa mesih ile Aleviligin olaganustu iliskisi oldugunu bir not olarak dusup bunu daha sonra ele alacagimizi soyledigim bilgidir.
Anadolu Aleviligindeki Ali figuru ile, Hiristiyanliktaki Isa Mesih figuru, hemen hemen ayni degerleri ifade eden anlayis sergilerler.Isa Mesih Hiristiyanlar icin ne kadar Lord(Tanri) ise, Ali de en az o kadar Allah’tir Aleviler icin(Hak-i Kat’de).
Hak-Muhammet-Ali uclemesi ezoterik deger olarak ne ifade ediyorsa Alevilik’te, Baba-Ogul-Kutsal Ruh uclemesi de ayni degerleri ifade eder Hiristiyanlik’ta. Her ne kadar, Isa da, Ali de zahiri olarak yanlis degerlendirilmelerse de (iste bunun icin diger kulturler onlarin Tanri’nin bedenlenmis hali oldugunu hicbir zaman kabul etmeyeceklerdir) ezoterik temelde her iki fugurun de inanilmaz bazi ortak degerleri vardir. (Diger kulturlerin, bu figurlerin ait olduklari topluma ifade ettikleri degerleri kabul etmemelerinin en temel nedeni, Tanri veya Allah olarak sifatlandirilan bu varliklarin bu gucu sadece kendi bedenlerinde toplamis olmalarindan kaynaklanmaktadir ki bu da aslinda hem Hiristiyanligin hem de Aleviligin takipcilerinin kendi yanlis yorumundan dogmustur. Cunku, hem Isa’nin, hem de Ali’nin geleneksel kabul gormus sekli, varolan her seyden kopuk ayri bir Tanri veya Allah anlayisidir ki bu hicbir zaman ezoterik/batini ogretinin kabul edebilecegi bir sey degildir!!!)
Isa da, Ali de gercekte her can’da var olan Tanrisal gucun ifadelerinden baska bir sey degildir. Onlar, evrensel/ kozmik bilince kapanmis dusunce yapilarini tekrar harekete gecirmek, gercegi unutmus insanlara tekrar bu gercegi hatirlatmak icin var olmus, gorev yapmis iki sevgili candir. Isa Hiristiyan canlar icin ne ifade ediyorsa, Ali de Alevi canlar icin ayni degerleri ifade eder!!
Ama, maalesef, zahiri bilinc ile ele alindigi icin yanlis degerlerdir bu ifadeler.
Ve bu iki can’in ortak degerlerinden bir digeri de, onceki kitabimizda ele aldigimiz ama, okurlardan aldigimiz tepkilerden anladigimiz kadariyla, tam olarak anlaslamayan Ali’nin meshur cifte uclu Zulfikâr’idir.
Alevilik ogretisinin bir diger sirri olan Zulfikâr gercekte Hiristiyanlik’ta Tanri olarak kabul edilen Isa Mesih ile, Alevilik’te Allah olarak kabul edilen (Hak-i Kat boyutunda) Ali’nin de ortak degerleridir!?!? Bakin bu konuda “Kozmik Bir Senfoni-ALEVILIK” adli eserimizde neler soylemisiz: (s.154)
“Bakin Papus, inisiyeler icin Astroloji Adli kitabinda, bir cok eski kulturde doganin uyanisi, hayatin yeniden canlanisi olarak kabul edilen 21 Mart tarihinin karsiti olan Astrolojik deger icin –yani Koc burcu icin- neler soyluyor:
“Kabalistik olarak, Koc burcu, kozmosun, buyuk (bilge) adaminin basini ve beynini (sinir sistemini) temsil eder. Bu, bazen gudu bazen de zeka olarak adlandirilan, doga’nin eylemci, dusunen ilkesidir. Ezoterik planisferde, bu burcun yerine Benjamin gecer ve Yakup (Jakop) on iki ogluna hayir dua ederken... (Ezoterik planisferde, 21 Mart dogumlu bu enerjinin yerine gecen Musevi isimlerine ve Yakup’un on iki oglu olusuna dikkat. S.D.)
Entelektuel duzlemde, Koc, .... bedende basi yonetir (Buraya lutfen cok dikkat edin. S.D.): “Agzindan cifte uclu bir kilic cikti” (S.73).
Israrla ve surekli olarak yineledigim, Aleviligin tamamen ezoterik/batini bir ogreti oldugu gercegi kendini burada bir kez daha cok net ve acik olarak gosterir.
Hz. Ali’nin dogum gunu kabul edilen 21 Mart tarihi Astrolojik olarak Koc burcuna denk gelir. O Koc burcu ki kozmosun buyuk bilge adaminin basini (Alevilik’teki Ars-i Alâ, 7 Kat evren) ve beynini (sinir sistemini) temsil eder!!! Ve bu ayni zamanda “doganin dusunen ilkesidir.” (Dedelerin “insan akil ve mantik ile donatilmis ademdir” sozunu hatirlayin ve ademin siradan bir beden, insana kulluk eden bir arac oldugunu unutmayin!?! (“Kula kulluk etme”nin gercek anlami iste burada yatar!!!)
Ve bakin tum bu ozelliklere sahip olan, astrolojide koc burcu ile temsil edilen ve kozmosun buyuk bilge adaminin basinin (Ars-i Alâ’nin, 7 kat evren sirrina ulasmis varligin) ifadesi olan Ali’nin bir diger sirri nedir:
“Koc (Ali, Ars-i Alâ’ya ulasabilmis her can) bedende basi yonetir. “Agzindan cifte uclu bir kilic cikti” (Papus-S:73)
Hak-i Kat boyutuna, Allah bilincine ulasmis her canin kacinilmaz olarak sahip olacagi bu cifte uclu keskin kilic (kelâm) Tanri’nin da gercekte kendini ifade edisinin en temel araciligini yapar; cunku “her sey kelâm ile baslar” (Bu konuyla ilgili Alevilik’teki ve Mevlevilikteki ortak bir sirri daha sonra ele alacagiz)
Nefes dedigimiz ve Tanri’nin, “Ben size nefesim ile can verdim” dedigi bu guc, sahip oldugumuz buyuk ve kucuk diller olmasa, (yani Zulfikar) hicbir zaman “akil ve mantik ile donatilmis adem olan” bu insan dedigimiz varligin dusunce gucunu kelama ceviremezdi!!! Ve “her sey kelâm ile baslar “denilen bu sonsuz var olusun mekanizmalari da sonsuza dek suskun kalirdi!?!
Iste bu “cifte uclu keskin kilic”, yani Zulfikâr (cunku Hak-i Kat’in dili keskindir), ne kadar Ali Allah’tir inancindaki Ali’ye aitse Alevilik’te, bir o kadar da Mesih olarak kabul edilen ve Tanri’nin bedenlenmis hali olduguna inanilan Isa’nin da sahip oldugu en guclu silahtir?!? (Cunku Isa da Hak-i Kat’in dili ile konusmustu!!).:
Incil-Yuhanna’nin Vahiy Kitabi:
Bab 1/16: Ve sag elinde 7 yildiz vardi. Agzindan cifte uclu bir kilic cikiyordu. Yuzu butun gucuyle parlayan gunes gibiydi.
Bab 1/17: Ve onu gordugumde olu gibi ayaklarina serildim. Ve o, sag elini uzerime koyarak soyle dedi: Korkma, Ben ilk ve sonum;
(“Ilk ve sonum” ifadesi Isa’nin kendisi ile ilgili kullandigi “Alfa ve Omega’yim” tanimlamasinin farkli seklidir ve biz buradan anliyoruz ki yukaridaki sozler Mesih Isa’nin sozleridir.)
Bab 2/12: Bergama’daki kilisenin melegine soyle yaz; Bunlari, iki agizli keskin kilici olan soyler:
Bab 2/16: Tovbe et; yoksa ben sana gelecegim ve agzimin kiliciyla onlara karsi savasacagim.
Bab 2/18: Tiyatiro’daki kilisenin melegin soyle yaz: Bunlari, gozleri atesin alevi gibi ve ayaklari saf pirinc gibi olan Tanri’nin oglu soyler:
Bab 2/18: ‘deki son cumleden bir kez daha anliyoruz ki “agzinin cifte uclu kilici” ile savasmaya gelen insanoglu/Mesih Isa’dan baskasi degildir!!, O cifte uclu Hak-i Kat boyutunun keskin kilicidir ki ayni zamanda Hak-i Kat’de kendinden baska Allah olmayan Ali’nin de sahip oldugu en onemli guctur.
Isa Mesih’in “agzimin kilici ile savasacagim” dedigi bu gucu Alevi bilgeleri Ali’nin hemen tum oykulerinde onun en buyuk gucu olarak betimlemis, Zulfikâr, Ali’nin hemen tum savaslari kazanmasindaki en temel guc olmustur. (Ezoterik olarak anlatilan ve gercekte tamamen semboller ile ifade bulmus bu deger, zahiri bir bilinc ile dinlendiginde, dogal olarak, bu gunun gencleri tarafindan son derece sacma bulunup hic dusunulmeden red edilmistir. Ve bu tur sir bilgiler maalesef yanlis anlasildigi icin yeni kusak, bu oykulere hep kuskuyla yaklasmis ve sonunda ogretiden uzak kalmistir. Oyle ya; nasil olur da Ali’nin Zulfikâr’i, dedelerin anlattiklarina gore, 70 arsin uzayip tum dusmanlarini bir defada yok edebilirdi ki?!??)
Iste Tanrisal bilincin bu en keskin kilici, (nefesi kelâma donusturen dil) yani cifte uclu Zulfikâr, yani “nefes ile can bulan” ademin, akil ve mantik ile donatilmasiyla insanoglu, Mesih, Ali bilincine erismesi aslinda dedelerin baska bir” sir soyleminde” coktan ifade bulmustu bile;
“B’nin altindaki nokta benim”(!!!)
Arap alfabesindeki B harfini ( • ) kast ederek soylenmis bu sir sozler, aslinda bu konu ile ilgili su ana kadar soyledigimiz hemen her seyin tasdikcisi ve ispatidir adeta. Arapca’daki B harfi ( • ) altindaki nokta olmadan ifade bulamaz (yani sagirdir); Aynen Tanri’nin nefesimiz ile kelamda ifade bulmasi gibi!!!
Kozmik bilinc, yani Tanri, varolus icinde ifade bulabilmek icin akil ve mantik ile donatilmis Adem’e muhtactir. Adem tanrisal nefesi tasiyan ve bunu bilinc ve idrak ile kelama donusturen Allah’in yeryuzundeki halifesi olarak ayri dustugu/dusuruldugu sonsuz bilincin ozlemi icinde hep ona kavusma arzusu ile doludur.
Sevgili Mevlana bunu dizelerinde bakin nasil olagan ustu siirsel bir ifade ile anlatmis. (Tahir-ul Mevlevi’nin tercume ve aciklamasi ile-Serh-i Mesnevi-S.53):
“(Nefistan): Kamislik demektir ki, ney’in yetistigi ve ter u taze durdugu yerdir. Ney yapilacak kamisi oradan cikarirlar. Kafi derecede kuruyunca, olcusune gore iki ucundan keserler. Bogazini ayiklayip gogsune ve arkasina kizgin demirle yedi dene delik acarlar. Basina (Baspâre), ayagina (Parazavra) takarlar. Bogumlarina tel sararlar ve uflemege baslarlar. Hâl-asine olanlar, ondan cikan muessir sesten, ayrilik sevkâsi ve teellum sadâsi duyarlar. Nefs u hevâ esiri bulunanlar bile, o muessir sedâdan az cok muteessir olurlar.
Insan-i kâmil de, mense-i feyzi olan ayan-i sabite aleminden ayrilip su beseriyyet sahasina geldigi ve firketin acikli istirabini cektigi icin, yureginden fiskiran tesirli sozler, kim olursa olsun dinleyenleri, kabiliyyetleri derecesine gore muteessir eder. Fakat, teessurden teessure fark vardir. Onun icin; Ney yahud firkate ugramis insan-i kâmil der ki:
“Istiyak derdini serhedebilmem icin, ayrilik acilariyla serha serha olmus bir kalp isterim”
Ney, yani adem, nefes ile ihya edilmedikce ici bos, anlamsiz, siradan bir varliktir. Yuvasindan (kamisliktan) koparilmis, ozunden uzaklastirilmis ve turlu islemlerden sonra ney olup nefes ile can bulmus ve bu nefesin gucuyle her notasinda ayrilik acisini onu dinleyenlere aktarabilmistir.
Aynen, ozunden koparilip siradan bir beser olarak adem kalibina mahkum edilen ve Hak-i Kat’e tekrar kavusabilmek icin insan-i kamil olma yolunda onun aski ile yanan ve bunu, eger onu anlayabilen varsa, kelâm ile beyan eden varliklar gibi. Ve iste;
“Sir-ri Hak-i Kat icin ask ile yanmak gerekmis once”
deyisimizin nedeni budur. Cunku, ilahi askdan gozu kor olmamis hic kimse Hak-i Kat’in sirri ile yuzlesmeye hazir degildir daha!!!
Ilahi aska dusen ve “Hak-i Kat’de Ali’den baska Allah yoktur” bilincinin esigine gelen her bilinc, varolusun gizemli iliskilerini yavas yavas kavrayacak ve sunu gorecektir: Eger bugun elimizde yeterli teknolojik donanim olsaydi ve evrenin frekansini olcebilseydik, onun La frekansinda oldugunu hayretle gorebilecektik. (Iste Islam olmak ile Musluman olmak arasindaki fark budur. IsLAmiyet icinde evrensel La frekansini tasiyan bir sifredir, degerdir. Muslumanlik ise belli sekilsek kaliplar icine sikistirilmis bir dunyasal ogretidir, terbiye edistir. Ve bunun icindir ki tum kutsal kitaplar ve ogretiler, batini degerleri ile ISLAM’dirlar; yani evrensel bir ogretinin, evrensel bir yap-bozu tamamlayan degisik parcalardirlar!!!)
Ve eger ayni La’yi bir sifre kelime olarak ter yonden yazsaydik o zaman Al olacakti! Ve bu da, kendilerine bu frekansi mesken tutmus Kizilbaslara mekan olacakti; Al-evi!!! Alevilik La-eviliktir, Yani evrensel frekansta olmaktir. Bilinci ile bu frekansa ulasmak ve orada yasamaktir.
Il sozcugu tum semitik dillerde Tanri anlamina gelir. Al ise evrenin frekansidir. Her ikisini birlikte bir sifre olarak kullanirsak karsimiza ALI cikar! “(Soldan ters LA, sagdan da ters IL) Bu ayni zamanda LA (AL+I) frekansindaki insandir da (insanin I’si). Bu Tanri’nin kozmik frekansi ile evrensel insanin birlikteliginin de gizemli bir sifresidir!!!
ALI, tum semitik alfabelerde, sayisal karsilik olarak 41’dir. A=1, LAM=30, I=10=41. Iste bunun icindir ki biz insanlar “41 kere masallah” deriz ve bilmeden Ali’yi kutsariz!!! Unutmayin ki Alevilikte Muhammed Mim idi ve Mim de sayisal karsilik olarak 40’tir. Ali ise 41 dir. 40 tamamlanma sayisidir. 41 ise Aliyi verir bize. Yani Il ile Tanri ve LA ile evrensel frekansa ulasmis olan insani (I)!!!
Varlik alanina cikmis yaradilisin, isigin degisik yogunluktaki frekanslarindan olustugunu daha once gormustuk. Bu kavrama Arapca’da Sudur teorisi dendigini, ayni bilginin Alevi dedeleri tarafindan Kehf ile Nun, (+) ve (-) olarak dizelerinde bizlere verildigini de gormustuk. (Maddeyi olusturan Kehf (+) ile Nun (-) birlikte okundugunda ne olur biliyor musunuz?!; Khun!!. Khun sozcugu “ol” anlamina gelir!!! Yani, varlik alanina cikmis yaratilisin olusmasi icin Allah’in verdigi ilk komut!!!)
Dolayisiyla, varlik alanina cikmis yaradilisin frekansinin hem (+) icin hem de (-) icin farkli ifade edilmesi gerekmez mi?!? Tabi ki gerekir!!! Oyleyse nasil olacaktir?
Ustad Bentov, yaptigi olaganustu kozmik bilinc yolculugunda varlik alanina cikmis yaradilisin bircok degisik evreler halinde gerceklestigine sahit olur! Bizim evrenimiz ve icinde bulundugu Elif’in altinda 49 evrenden olusan Kozmos, yuzbinlerce Kozmoslari icinde barindiran Super Kozmos, olusmakta olan super Kozmoslar, nirvana, super nirvana (bu benim deyimimdir) dir. (Nirvana, o makama ulasan varliklarin enerjiyi varliklari icinde degistirmeden (notr olarak) geciren kisilerin ulastigi makamdir. Bu adeta, dunyanin en sakli kosesine cekilip inziva hayati yasayarak bunu gerceklestirmek isteyenlere ayrilmis kutsal bir mekandir. Super nirvana ise biraz farklidir. Buraya ulasmak isteyen canlarin inzivaya cekilme haklari yoktur. Onlar okyanusun ortasina 10 metre yukaridan suya birakilan ve arkalarinda, “hey islanmak yok yalniz ona gore” diye bagirilan, topluma hizmet icin kendi varliklarini her turlu tehlikeye atan yucelerdir!!!)
Bentov, bu makâmin da son olmadigini, bundan ote baska bir seyler oldugunu hisseder. (Beden denilen bu duvar aradan kalktiginda, insan olarak 20 saate alacagimiz bilgi toplamini kozmosta dusunce yoluyla birkac saniyede elde ederiz!!) Sonsuz boslukta uzaklarda muhtesem parlaklikta bir isik gorur ve oraya yonlenir. Ve iste oradadir. (Kozmosta, zaman da mekan da sizin bilincinizin tekamulu nispetinde yok olur. Her yerde ve her zaman ayni anda var olabilirsiniz!!!)
Fakat o da ne! Inanilmaz bir sey gerceklesir!!! Bentov’un karsisindaki bu sey “Varlik alanina cikmis yaradilisin tumunu kontrol eden, yaratan, varligi ile onu besleyen Bentov’un kendisinden baska biri degildir!!!!!! Tum bu eglencenin patronu, kendi “Yuksek Benliginden baska bir guc degildir”
Bentov, saskinlikla, bu inanilmaz parlakliktaki yuksek benligine yaklasir ve onunla tek vucut olacak sekilde ic ice gecer ve inanilmaz bir sey olur. Bentov’un yuksek benligi ile “BIR”lesmenin sonucu, “sonsuz bir BOSLUKTUR” Evet.
“BIR”LIK ALANI HIC’LIKTEN BASKA BIR SEY DEGILDIR!!!!?
Inanilmaz! Sadece sonsuz bir bosluk; hicbir sesin, isigin, rengin olmadigi bir sonsuz bosluk.
Iyi, ama bunu bize yuzlerce yildir (Islamiyetin basindan beri) zaten soylemiyorlar miydi?! Tabi ki soyluyorlardi da (daha dogrusu soyletiyorlardi) biz bilmiyorduk!!! Nasil mi?
Ne demistik? “Varlik alanina cikmis yaradilisin frekansinin hem (+) hem de (-) icin farkli ifade edilmesi gerekir!!! Dogru ya, Alevi dedeler kehf ile nun’dan olustugunu soylediklerine gore bu varolusun, o zaman iki farkli guc icin iki farkli sembol gerekir.
Peki, La frekansindaki evrenimizin iki gucun etkilesiminden oldugunu biliyorsak ne yapmamiz gerekir? Tabi ki La ile onun ziddi olan bir sembolu etkilesime sokmak!! (Cunku evrenimiz bir taraftan varliklari yaratirken, diger taraftan kara delikler araciligiyla yasam suresinin sonuna gelenleri tekrar yaratmak uzere icine ceker!! Kucuk bir oyun daha! Bilin bakalim, evrenin bu ozelligi, yani ak delik-kara delik gercegi, bir evren olan insanda hangi sekilde vardir???)
Evet ne demistik, La ile onun ziddi olan bir sembolu etkilesime sokarsak “hepligi” yani varlik alanina cikmis yaradilisin tamamini sembolize edecek sifreye, sirra ulasabiliriz!!!
Oyleyse yapalim bakalim, ortaya ne cikacak? LA duz ise tersi (ziddi) da AL olmaz mi? Evet olur, biz boylece “heplige” ulasamaz miyiz? Ulasiriz! Yani AL+LA sembolik olarak bize “HEPLIGI” verir!! Geriye ne kaldi? Bizim dedelerin soyledigi ve Bentov’un da deneyimleyip anlattigi “HICLIK”! Bunun da bas harfini yani “H” harfini sona eklersek ne olur? (Unutmayin, Alevi dedeleri Allah’in iki adi oldugunu, birinin zahiri (acik) birinin de batini (gizli) oldugunu soylerler ve acik olana “Rahman ve Rahim”, gizli olana ise “Hû” derler. Peki hû ne anlam ifade eder? Hû, Arapca 3. tekil sahis zamiridir ve ona sinir konamaz!! Bir yuce varliga isim vererek onu sinirlamak istenilmiyorsa o zaman Hû kullanilir! Hû, ondan kim ne anlarsa o’dur!!! Ona anlam olarak hicbir sinir konamaz!!!
Evet, hicligi simgeleyen “H” harfini, hepligi simgeleyen bu kelimenin sonuna eklersek ne olur?
AL+LA+H!!!
Evet. Allah! Inanilmasi zor ama, Islamiyetin ilk gununden beri bize sifre olarak verilmis, yuzlerce yildir soyledigimiz bu Tanri’nin en buyuk ismi aslinda basindan veri bize mutlak gercekligi anlatiyormus da haberimiz yokmus. Kendi icinde sifreledigi “Heplik ve Hiclik” boyutu ile bizim bilincaltlarimizi surekli zorlayan bu sifre, gecmiste ve gunumuzde sadece belli ustadlara kendini acmistir; o da farkli sembollerle!
Aleviler mi? Merak etmeyin, onlar, basindan beri gercegi biliyorlardi!!!
“Daha Allah ile cihan yok iken
Biz onu var edip ilan eyledik.
Kendisine layik bir mekân yok iken
Hanemize aldik mihman eyledik.”
diyen Edip Harabi gibi erenler; “O’nu kendi bedenlerinde misafir ettiklerini” soyleyecek kadar bunun bilincindeydiler!!! (Kozmik Bir Senfoni-ALEVILIK kitabindan.)
Peki ama, madem ki Allah dedigimiz ve sahip oldugumuz bilinc ile ona belli bir anlam ve ifade yukledigimiz bir guc (ki bilinc sadece ve sadece deneyimledigi seyleri tarif etme ve ifade etme gucune sahiptir. Bizler hicbir zaman deneyimlemedigimiz bir seyi dusunemeyiz ve de tarif edemeyiz.) bizim kavrayabildigimiz ve sirrina erebildigimiz bir gucse, o zaman GERCEK SIR NEDIR?!?
Fransiz mistik arastirmaci, ve okultust Papus (Dr. Gerard Encausse 1865-1918) “Inisiyeler Icin Astroloji-Ege Meta Yayinlari” adli kitabinda bakin bizimle hangi bilgileri paylasiyor:
“O halde ara-lustral gun, pozitif olarak ele alindiginda, yani kismen onceki kismen sonraki yila aitmis gibi dusunuldugunde, kacinilmaz olarak bu iki yili birlestirir ve iki 365’er gunluk yili 731 gunluk bir yil ciftine donusturur.” (Bu rakkamin (731) olaganustu onemini biraz sonra anlayacagiz!)
Papus’un “ara-lustral gun” olarak tanimladigi bu zaman dilimi, Dunya’nin Gunes’in etrafinda bir yillik turunun 365 gunden artan sureleridir.
Fransiz mistik, kendisinden yaklasik 50-60 yil sonra dogmus olan bir baska olaganustu arastirmaci ve adeta cagdas bir evliya olan sevgili Bertov’un calismalarina ulasma sansina sahip olsaydi elde ettigi bu sayinin (731) cok farkli bir boyutunu da gorebilecekti belki.
Bentov, yaptigi Kozmik yolculuk sirasinda varolusun bircok sirrina ulasirken bunlarin icinde Kozmoslarin yapilari da vardir. Bu konuyla ilgili, “Kozmik bir Senfoni-Alevilik” adli kitabimizda sunlari yazmisiz:
“... Bizim evrenimizden baska var olan sonsuz sayida evren mevcuttur. Hepsi belli bir butunluge bagli olan, belli olusumlar sergileyen yapilardir. Ornegin, bizim evrenimizin icinde bulundugu ve yoneticisinin Elif oldugu yapi butunlugu, ileride de anlatacagimiz gibi, 7 kattan olusan ve her katinda 7 evren bulunan bir spiral yapidir. Bu yapinin adi Kozmos’tur!! Eger bilincinizi biraz daha genisleterek daha buyuk bir butunluge bakarsaniz, bu kozmoslardan 7 tanesinin, adetâ balik yumurtalari gibi; biri gobekte, digerleri onun etrafinda olmak uzere neredeyse birbirine yapismis halde bulundugunu gorursunuz.
BOLUM 5
Bu yedi kozmosun ustunde de, yapiyi zorlamadan en dogal sekilde durabilecek 3 kozmos daha vardir. Ve bu ucun ustunde en yukarida 1 tane daha; ve boylece yapi en ustte 1, altta 3 ve en altta 7 olmak uzere toplam 11 kozmostan olusan tetrahedrona dayanan uc boyutlu bir sekil alir.
Bu yapi yani; “1/137 (137 sayisi ile 731 sayisinin benzerligine dikkat), atomlarin, kristallerin, daglarin ya da yapisal olarak var olan her seyin boyutunu belirleyen saglam yapi ya da olusum degismezi olarak da bilinir. Kozmik modelle iliskilendirdigimizde bu degismez evrenin bir parcasini ya da kesrini ifade eder. Bu yapi, tetrahedron, evrenin en temel yapisini olusturur. (Bu arada 1’in 3’e ve 3’un de 7’ye ulasarak var oldugunu goz ardi etmeyin.)
Yapi ayni sekilde diger yone dogru da devam eder. Temel 7’yi ortak kullanarak ters yonde de en ustte 1, onun altinda 3 ve ortak kullanilan 7 kozmos...”
Bentov’un calismasindan alintilar yaptigim yukaridaki bilgilerin hemen devaminda tekrar Papus’e donup gene ayni kitaptan yeni bir bilgi aktaralim satirlarimiz arasina:
“O halde gercek bir yuzyil aslinda 4’er yillardan olusan 32 grupluk bir destedir (s.130).”
Oncesi, teknik bir takim terimler ve yaklasimlar icerdigi icin buraya almadigimiz bu calismanin sonucunda Papus’un elde ettigi yukaridaki sayilar Bentov’un bulduklari ile beraber ele alindiginda yepyeni ufuklara goturur bizi.
Artik cok iyi bildigimiz gibi varolus kendisini dualiteye mahkum etmis bir yapidadir. Ifade ettiginiz veya sahip oldugunuz bilinc boyutuna bagli olarak varolusu ele aldigimizda, ister yasadiginiz 3 boyutlu bu hayatta, ister Kozmos’un idarecisi olan Elif’in yapisinda, ister Tanri bilincinin (En-el Hak) ifade edildigi boyutta ve hatta isterseniz Allah boyutunun ifadesinde, hepsinde, IKILIK (Dualite) kacinilmaz bir ilahi yapisal gercekliktir.
Papus, bizim 1 yil olarak kabul edip yasadigimiz zaman dilimini, astrolojik hesaplamalarla, (artik zamani da ele alarak) bolunmus bir yapinin yarisi olarak kabul eder ve iki yarimin (365 yani gunluk 2 yilin) toplam gunlerinin bize 731 sayisini verdigini soyler!!!
731 sayisi, ise, Bentov’un Kozmik yolculugunda deneyimledigi tetrahedron, yani, evrenin en temel yapisini ifade eden sayinin aynisidir!!!? (7 Kozmos temel alinarak, her iki tarafta 3’er tane daha ve en ustte de 1’er tane daha)
Yasadigimiz zaman anlayisini bile mahkum ettigimiz dualiteyi ortadan kaldirdigimizda elde ettigimiz bu sayi veya yapisal gerceklik, tetrohedronun cift tarafli bir varolusa sahip oldugu gerceginden ele alinirsa o zaman bu, bizi her bir sayi kumesinin 2 birlesik yili ifade ettigi toplam 4 yillik bir zaman dilimine (731-iki 365 gunluk yil diliminin artik zamanlarla olusturdugu bir gunler toplami idi) ulastirir.
Papus, Bentov’un ortaya koydugu tum bu Kozmik yapisal gerceklerden (belki de) hic haberdar olmadigi halde, astrolojik hesaplamalarla ilginc bir sekilde kendi boyutundan sahip oldugu bilgilerle, gercek bir yuzyilin aslinda “4’er yillardan olusan 32 grupluk bir deste oldugunu” soylemistir. (Her kozmos kumesinin sayisal yapisinin 4 yili ifade ettigini sanirim anlamissinizdir)
Papus’un yolundan gitmeye devam eder ve 32 grupluk bu 4’er yillari birbiri ile carparsak 32x4=128 sayisini buluruz ki, Papus’un “gercek yuzyil” olarak tanimladigi bu zaman dilimi Rab Yahova’nin Tevrat’da Ademogullari icin uygun gordugu yasam suresinin hemen hemen aynisidir (120 sene).
Belki de cok daha ilginc olani ise, ingilizcede century olarak isimlendirilen yuzyil kelimesi “bazi etimologlara gore yillarin birbirini takibi (latince segui, takipten) bazilarina gore de yasamin zamani (!!!) demektir. (Gaelik saoghol)”-Papus (s.130).
Varolusu, (Heplik boyutunu) “BIR”in parcalanmis ve kaotik bir yapisi olarak ele almis ve bu kaotik yapinin ayni zamanda ilahi bir denge anlayisiyla “duzene” sokuldugunu soylemistik.
“Evrenin en temel yapisini” olusturan tetrahedronun sayisal ifadesi, gercekte kendi icinde inanilmaz bir sirri da saklar; Ilahi yasalarin sayisal yansimalarini!!!
137 veya 731 olarak siralanan rakamlar dikkatli bakildiginda ilginc bir etkilesim veya ortak bir gelisimi anlatir bize!? Her bir sonraki sayi, kendinden bir onceki sayi ile arasindaki farkin toplamindan meydana gelmektedir. “BIR”in bolunmesiyle baslayan bu gelisme, 3 ile devam etmek icin 1 ile 3 arasindaki sayisal fark kadar sayinin 1’e eklenmesi ile olusmaktadir. Yani 3 ile 1 arasindaki sayi farkini 1’e ekleyerek (=3-1=2, 2+1=3)
Ayni kural 7’ye ulasmak icinde gecerlidir. 3’ten 7’ye ulasmak icin, 7’den onceki sayilarin toplami kadar sayiyi (yani 4’u) 7’den onceki son sayiya (yani 3’e) eklemek zorundayizdir.
Belki de en ilginci ise, ayni yasayi ileri dogru devam ettirdigimizde elde ettigimiz sayidir. Toplami 11 olan 137 sayilarini (yani “BIR”in 3’e, ve 3’un de 7’ye yansiyarak varolusunu) ayni mantik ile isleme tabi tutarsak; 11+7 (137 rakaminin son sayisi)=18 sayisini verir bize!!!?
Alevi Kozmik ogretilerinde “Bir Ali 18000 aleme bir geldi” denilen, Bilgi Kitabinda “18 sistem yasalari” olarak anilan tum bu bilgiler gercekte, yukaridaki bilgilerin de bize gosterdigi gibi “Ayni “BIR”in kendi icinde bolunmesi ile olusan bir yapidan baska bir sey degildir!!!? Ve gene aciktir ki, her seyin ama her seyin toplam ifadesi, “Butunu” yani “BIR”i veren bir yapidadir. “BIR”in 3’e (Hak + Muhammed + Ali veya Baba + Ogul + Kutsal Ruh), 3’un 7’ye (7 suptil cakradan olusan bedene sahip insan) ve 7’nin de 18’e ulasmasi, varolusun uzerinde olusacagi yapisal degerlerin temel kavramlarini yaratmis olur.
Insan bilincinin urettigi her seyin ama istisnasiz olarak her seyin Kozmik Bilinc’den bir yansima oldugunu bir kez daha size hatirlatip, ulastigimiz 18 sayisinin bizim kulturumuzde ifade ettigi onemli bir degeri buraya bir kez daha almak istiyorum.
“Kiyamet Oykuleri” adli calismamizda “Hû Erenler” basligi altinda yayinladigimiz oykude sunlari soylemistik:
HÛ ERENLER
“Tesaduf Tanrinin bir diger ismidir sadece” demis ustatlar. Tum varolusun gercekte bir “hiclik” ten olustugunu ve buna ragmen bu sonsuz alemlerin “Tanrisal sayilar, degerler ve denklemler” uzerine oturtulmus olacagini dusunmek, sinirli bilincler icin gercektende anlasilamaz kavramlardir.
Oyle ilginctir ki, morfojenik rezonans ile (toplumsal bilinc) olusturulan degerler, ama harf, ama sayi, ama semboller, bir tarafta varolusu kusursuz sekilde isleten “gizemli guclere” donusurken, diger taraftan tum bu degerlerin “mutlak karsiti” olan “Hiclik” kavramina da ulastirirlar bizi!!.
|
HakkýmdaProfilim Arþiv Arkadaþlarým Fotoðraf Albümüm LinklerDKBBilgi Kitabý Onlar Osho KategorilerSon YazýlarGerçek - maharajEnerjinizi canlandýrmak ve Dengelemek Affetmek Zihin Hara Yaradýlýþ -- Edgar Cayce Ramtha affirmations 17 saniye Ramtha Nefes Teknigi (Bilinc & Enerji) Kapalý Zihin Bilmenin Bilimi Kozmik bir senfoni . . 3 Kozmik bir senfoni . . 2 Komizk bir senfoni . . 1 Abraham'dan Aydýnlanma çok bireysel bir þarkýdýr Lao Tzu Rüyalarýn Psikolojisi 7 Beden suçluluk Öfke 2 baðýmlýlýk yaratan bir enerji . . . sorunlarým var Hatýrlatma Kozmosun Kardeþliði Adýna Mesnevi, cilt 3-4, s. 94 Buda Zorba Kýzgýnlýðýn Psikolojisi-ÖFKE Esrarengiz Üçüncü Göz Ýlmi 2 Esrarengiz Üçüncü Göz Ýlmi 1 Ölümden Dönme Deneyimi Kaosun muhteþem düzeni Varoluþ osho .. foton kuþaðý Krishnamurti aydýnlanmasý Osho'nun aydýnlandýðý AN Olayýn Özü Arkadaþlarým onursargin |