godisnowhere | |
Kozmik bir senfoni . . 3
4:44, 16/11/2007
.. Link
![]() “Kozmik Bir Senfoni-Alevilik” adli ucuncu kitabimizda Alevi dedelerin, Allah’in zahiri isimleri olarak Rahman ve Rahimi’i kullandiklarini, batinî (gizli) ismi olarak da “Hû” dediklerini yazmistik. (Unutmayin. Besmele, Kur’an’in en gizemli en sir dolu ve ayni zamanda en acik ayetidir. Cunku Allah bu ayetde, Rahman ve Rahim’dir. Yani affi ve hosgorusu tum alemleri, herseyi kapsayan guctur. Ve iste bu guc de Alevi mistiklerine gore, Allah’in “zahiri” sifatini olusturur!! Ve Allah, hem de her sure’nin basinda “Ben Rahman ve Rahim’im, yani affim ve hosgorum tum alemleri kapsar” dedigi halde, insanlar gene de Allah ile korkutulmus ve hep bu korkuyla buyutulmustur!!.)
Neyse, biz konumuza donelim. Ne demistik? Allah’in zahiri isimleri, Alevi dedelerine gore, Rahman ve Rahim, batinî ismi ise Hû’dur.
Peki, Hû ne demektir? Neyi ifade eder? Hû Arapca 3 uncu tekil sahis zamiridir. Ona anlam olarak sinir konamaz!! Bir varliga, ozellikle de yuce bir varliga isim vermek onu sinirlamaktir!! (Dunya boyutunun disindaki ust boyutlarda varliklar isim ile anilmaz. Dunya boyutunda ki “son bulan yasam” ise Adem denilen sinirli omur bicilmis (Tevrat’a gore 120 sene) “kaliptir”. Kaliptan kurtulan kisim ise olumsuz olan evrensel varligimizdir ve onu “BIR”den (butunden, mutlakdan) ayiran bir isme de sahip degildir!!)
Eger bir varliga isim vererek onu sinirlamak istemezseniz, o zaman o varligi “Hû” diye cagirirsiniz. (Iste Alevilerin birbirlerini selamlarken soyledikleri “Hû erenler” sozunun altinda yatan sir buradadir!!. Onlar cesede, kaliba yani “isim ile sinirlandirilmis bedene” degil, onun icindeki olumsuz varligimiza sevgi ve saygilarini gosterirler Hû diyerek”!!.)
Hû, ondan kim ne anlar ise (O) odur. “O”nun ne mana olarak, ne de madde olarak bir siniri yoktur. “Bu, hakikat’de, hiclik boyutunun varlik alanina cikmis yaratilisini tasdik eden, onaylayici bilinc gosterisinden baska birsey de degildir!!!.
Peki bu bilinc, Arapca’da kendini Hû ile ifade ederken, bizim dilimizde nasil ifade eder? Daha dogrusu, boyle bir ifade edis var midir?
Yazimizin baslarinda demistik ki, “Oyle ilginctir ki, morfojenik rezonans (toplumsal bilinc) ile olusturulan degerler, ama harf, ama sayi, ama semboller, bir taraftan varolusu kusursuz sekilde isleten gizemli guclere donusurken, diger taraftan tum bu degerlerin “mutlak karsiti” olan “Hiclik” kavramina da ulastirirlar bizi”.
Kadim bilgiler, kendi bilinclerimiz ile yarattigimiz tum sembol, harf veya sayi sistemlerinin “bu varolusu ifade eden” ve “enerjinin gizemli surekliligini saglayan” degerler oldugunu soyler bizlere.
“Dusunce” kendisini bu degerler ile “zahiri”, yani acikca bilinen ve gorunen” kilarak “kelama” donusturur. (Ve unutmayin ki, “Hersey kelam ile baslar”. (Heplik boyutunda)
Toplumsal bilinc, varolusu zahirde (gorunende) ifade ederken oyle degerler uretmelidir ki bu degerler ayni zamanda bâtinin da bilgilerini kendi icinde var edebilmelidir! Var edebilmelidir diyorum cunku bâtinin kendisi gizemli bir yol oldugundan, onun ifadeleri de “sakli” olacaktir. “Vardir” ama acikca gorunmez ve bilinmez!! Ifade icinde ifade, sembol icinde semboldur o adeta!!!
Bilgi kitabi, ki Dunya’ya Kur’an’dan sonra hediye edilen 4 uncu kozmik kitaptir ancak hicbir sekilde bir din kitabi degildir, varolusun yaratilisinin “18 sistem yasalari” uzerine kuruldugunu, bunlarin Atlanta boyutundan bile daha once var edildigini, tum alemlerin, bilinen bilinmeyen herseyin bir elektromanyetik alan olusturan bu yasalar uzerinde suregeldigini aciklar bizlere!!!? (Alevi mistikleri, “Bir Ali 18000 aleme bir geldi” diyerek bu sir yasanin ipuclarini vermislerdir aslinda!!!) Ve bunu yaparken de “istisnasiz” her insanin avuc icine Kur’an degerleri ile 18 sayisini bir “isaret” olarak dogustan var etmistir. ( I ve I v sayilari Arapca 18 ve 81 sayilarini ifade eder ve istisnasiz her insanin avuc icinde mevcuttur. Bilgi icinde bilgi; Ataturk’un dogum tarihinin IIv yani 1881 oldugunu hatirlayalim!!).
Atlanta boyutu, 18 sistem yasalari, elektromanyetik alanlar... Butun bunlar ne demek Allah askina?
Gelin bu konularla ilgili genis aciklamayi Bilgi Kitabi’nin kendisine birakalim ve bizim oykumuze kaldigimiz yerden sonra devam edelim.
BOLUM 6
ON SEKIZ SISTEM YASASI
Dostlarimiz,
Butunlenen Bilinclere bildirilen Hakikatler sadece Sizler ile alâkali bir Olgu degildir. Yuce Divanin Ozel bir Bildirisi olarak size bildirilen Mesaj mahiyetindeki Hakikatler, bir (Sistemler Nizaminin) Planetinize Mevlânamizin Ozel kanalindan bildirilisidir ki, bu bilgilerin her bir Frekans Gucu daima bilinmeyenlere kanat actirir. Evrenler Hukukunun-Sistemler Nizaminin Musterek bir calismasi ile 18 Sistemler Yasasinin birlesimin bir kolunun sizlere ulastirilmasi ile Hakikatler aktarilmaktadir. Bu yasa, yani 18 Sistemler Yasasi, bilinmezliklerin tum bilgilerini kapsayan ve bu yolda bircok yasalari bunyesinde toplayan, var eden-var ettiren bir guce sahip elektromanyetik bir alandir.
18 Sistemler Yasasi tum Kâinatlar Nizamini kuran, tum sistemleri yoneten ve tum gucleri elinde tutan bir Evrenler-Kâinatlar yasasidir ki, bunu hicbir sekilde, hic kimse asla degistiremez. Ve asla da degistiremeyecektir. Bu elektromanyetik guc alani sizin bilinmezlik sinirinizdir. Iste bizler sizlere bugune kadar kapali kalmis olani yavas yavas aciyoruz. Bu sinir ne Ulu Gucun dusunce okyanusunda, ne de buyuk atomigin icindedir. Bu hepsini ihata eden bir guctur ki, iste buna “18 Sistemler Yasasi” demekteyiz.
Bu gucun binlerce enerji alanindan sadece biri olan, Dogal Denge Kanunlarina paralel hazirlanan sistemi, su an icinde bulundugunuz dogal gurzunuzdur. Ve sizler de bu sistemin tum dogal kanunlarina paralel bir yasamin ortasindasiniz. Ancak simdi bu dogal gurzun evrim butunlugunu tamamlayanlari MUTLAK ALAN’a almaktayiz. Bu Mutlak alan dogal denge kanunlarinin tamamen tersi olan bir guc alanidir ki, burada yasamda Mutlak Yasalar ve Ebedi Hayat gecerlidir. Iste burasi size bugune kadar ALLAH diye tanittigimiz gucun bulundugu GUC ALANI’dir. Bu guc alanindan sonra daha degisik Guc Birimleri, Guc Alanlari ve Kanallari devreye girer ki, iste 18 Sistem Yasalari denilen yasalar sistemi geregince, bu Mutlak Ebedi Boyuttan sonra, 18 Sistem Yasalarinin tum kollari sizlere acilarak bilinmezliklere gore hazirlanirsiniz. Ve oradaki yasamlarin idari sorumlusu olursunuz.
Ancak henuz Dogal gurzun icindeki yasam boyutlarina bu yasalar acilamaz. Ancak mutlak boyuta ulasabilen bir bilinc, Bedensel terkini yapabilen bir guc, bu boyutun frekansina daha degisik bir boyuta yetistirilerek hazirlanir. Ancak ondan sonra evrensel nizamin guc anahtari eline verilir. Her bir sistem bir guc boyutudur. Ancak simdi tum sistemler tek boyutta toplanmaktadir. Su an sizin bulundugunuz guc boyutu (bilinc olarak) mutlak boyuttur. Bu bilince varanlar beden gocunden sonra buradaki boyutun egitimine tabi tutularak mutlak boyuta alinirlar. Ve degisik guc boyutlarinda ebedi guzel hayatlari onlara tevdi edilir. Bilgilerinize sunulur.MERKEZ
DUSUNCE ZINCIRLERINE CEVAPTIR
Dostlarimiz,
Sistemlerin ve nizamlarin daha devreye girmedigi donemlerde 18 Sistem Yasalari da devrede degildi. Olusan butunlukler kendi merkezkac kuvvetlerinin birbirlerinin tesir sahalarindan yararlanarak Evrensel duzeni surduruyorlardi. ALTIN BOYUT donemi dedigimiz ATLANTA Ortamindan sonra devreye giren 18 Sistemler Yasasi, tum kainatlar nizamini bir sisteme oturtmustur. Bu sistemin temeli ATLANTALILAR’in ATALARI tarafindan hazirlanmis, Atlantalilar tarafindan tatbik sahasina alinmistir. 18 sistemler yasasindan sonra gunes boyutlari teessus edilerek, yasam boyutlari devreye alinmis ve INSAN denen varlik bu ortamdan sonra evrime alinmistir. Bilgilerinize sunulur. MERKEZ
Not:Gunesiniz Dunyanizdan daha genctir. Atlantalilar Âdem’den cok once var olmus varliklardir. Onlar sessizliklerin durgunlugunun sinir otesi varliklaridir. (Bilgi Kitabi bilgileri burada sona erer.)
Demistik ki” Hû, Allah’in gizli ismidir” ve Arapca’da 3 uncu tekil sahisi ifade eder! Ona anlam olarak sinir konamaz ve her kim ondan ne anlarsa “O” odur!
Peki Hû yani 3 uncu tekil sahis zamiri bizim alfabemizde hangi harf ile sembolize veya ifade edilir bilir misiniz?!O.Evet O,bizim alfabemizde ifade ettigi anlama sinir konulamayan,“herkesin kendi bilincine gore bir deger olan sembol veya harftir.”
O, sayi olarak ise sifir degerini ifade eder! Sayi sistemine neden sonra dahil edilmis ve bu sistemin “en onemli sayisi ve semboludur. (Bunun neden boyle oldugunu daha sonra gorecegiz) Dunyasal morfojenik rezonansin yarattigi sayi sistemi, 10’lu sayi sistemidir. Oysa evrensel sayi sistemi, tum duzenin uzerinde kurulu olan 12 li sayi sistemidir ve ilginctir ki bunun hemen tum ipuclari insanlara verilmisken bizler gene de bunu gorememis ve 10’lu sayi sistemi ile sahip oldugumuz “kisitli bilinc yapisini” ifade etmisizdir!?
Bir yilin 12 aya bolunmesi, 1 gunun 2x12 saatten olusmasi, 12 astrolojik burc olusu, dinlerdeki 12 Havariler, Septler veya Imamlar, hepsi gercekte bizlere evrensel sayi sistemini hatirlatan degerlerdir.
Insanin “biyolojik duzeni” inanilmasi zor ama gercekte “aya gore yapilandirilmistir”. Ay, Dunya uzerindeki gezegensel etkisi ile, tum canlilarin, hatta denizlerin bile yapilarini etkileme gucune sahiptir. (Butun o kurt-adam filmlerinin nereden kaynaklandigini saniyordunuz?!). Gokyuzunde en guclu sekilde goruldugunde denizleri bile yerinden oynatan, insanlarin kan dolasimini ve sinir yapisini etkileyen, Dunya’nin sipirituel bilincini (evet, Dunya Gezegeninin sipirituel bir bilinci vardir) cekim gucu ile disina ceken, (ve boylece medyumlarin calismalari icin en uygun kosullari hazirlayan) cekim gucu ile mineralleri dis kabuga dogru yaklastiran (bilgeler ve samanlar bunun bilincinde olduklari icin bitki ekim zamanlamasini mutlaka dolunaydan once yapin derler) hep Ay dedigimiz o gizemli gezegendir!!!. (Hatirlarsaniz, “Kozmik Bir Senfoni-Alevilik” adli calismamizda soyle demistik: “Muhammed Gunestir (zahir’de olan) Ali ise Ay’dir (batin’da olan). Ve batin, yani Ay, yani Ali, Tanri’nin gercek yoludur.)
Ay, 4 evrede tamamladigi hareketini (dolunay olup tekrar basa donusu) toplam 28 gunde bitirir. Bu degerler bir taraftan, ana unsurlar olan fiziksel varolusun “4” yapi tasini bize 4 evre ile hatirlatirken (Toprak, Hava, Ates ve Su) bunun 7 ile (insanda var olan 7 enerji cakrasi) carpimi da bize Ay’in bir tam hareketini verir (4x7=28). Cikan degeri (28) evrensel sayi sistemini ifade eden 12 ile carparsak; 12x28=336 sayisini buluruz. (Ki bu sayilarin toplami da bize 12 rakamini verir)
Elde ettigimiz 336 sayisi, Ay’a gore duzenlenmis bir yilin ve 12 Ay ayinin (inanilmaz!! Dunyasal sayi sistemi ile olusturdugumuz 30-31 gunluk zaman dilimini bile onun ismi ile yani Ay diye adlandirmisiz ama gene de bu ikilemi gorememisiz !!!?) gun olarak sayisal karsiligidir.
Butun bu rakamlar ve onlarin ifade ettigi degerler bize evrensel varolusun ifadelerini batinî olarak verirler. (Cunku bu bilgiler “yapi taslari arasina gizlenmislerdir”)
Peki, dunyasal yani 10’lu sayi sistemi ile ifade edilen ve bir yilin 365 gun olarak kabul edildigi bilgi ile ne yapacagiz? Eger 365 rakamindan 336 rakamini cikartirsak ne elde ederiz biliyor musunuz? 365-336=29. 29 rakami bizim sinirli Dunya bilincimizi ifade etmek icin kullandigimiz “Dunyasal alfabemizdeki harf sayisidir”. (Alevi erenleri “sir soylemek” isteyen insanlarin, Dunya kelamina aracilik yapan harflere Hak-Muhammed-Ali uclemesini eklemeleri gerektigini soylerler. Ali ile batin’î, Muhammed ile zahir’i ve Hak ile mutlaki ifade eden bu sozler gercekte o varligin eristigi tekamul boyutunun bu 3’lu deger anlayisini yani, batinî, zahiri ve mutlak ile ilgili olan sirlari da kapsadiginin bir gostergesidir)
Baska bir bilgi de bu 29 sayisinin bir artik ay icin gerekli olan 28 gunu yarattigi, boylece toplam ay sayisinin 13 oldugu (ki bu sayi en guclu enerjilerden birini ifade eder (Bkz. Kozmik Bir Senfoni- ALEVILIK), artik 1 gunun ise her zaman kapali kalacak olan o “SON KAPIYI” ifade ettigidir.
12 li sayi sisteminin bizi getirdigi bu noktada duralim ve biz 10’lu sayi sistemini irdelemeye geri donelim. Demistik ki 10’lu sayi sisteminin en onemli sayisi ve/veya sembolu 0 (sifir) dir.
O (harf olarak) ve O (sayi olarak) gercekte bir “ortak degerin” farkli ifadelerinden baska birsey degildir. (Kadim bilgiler bize her harfin bir rakam karsiligi ve dogal olarak da her rakamin bir harf karsiligi oldugunu soylerler. Tum batini ogretilerin ayni kaynaktan ciktigini unutmayin; ve bu kaynagin da butun uygarliklarin ondan var oldugu Mu uygarligi oldugunu da gene hatirlayin. Iste bu bâtinî/ezoterik ogretilerden/okullardan biri olan Hermes ve takipcilerinin, bir adayi inisiye ederken (Tukcede “el vermek” denilen olay) kullandiklari sembolleri anlatan asagidaki paragraf ele aldigimiz konu ile yakindan ilgilidir. (Cihangir Gener: “Ezoterik-Batini Doktrinler Tarihi”-Yenilik Basimevi:
“... adayi Kutsal Semboller Muhafizi adi verilen gorevli rahip karsilar ve birinci sinavi basariyla tamamladigi icin kendisini kutlardi. Bu salonda yer alan 22 dev heykelin altinda 22 temel sirri ifade eden ayni sayidaki harfler ile bunlarin sayisal sembolleri vardi. Bunlardan 1 sayisi ve “A” harfinin, Tanri’nin ve O’nun yeryuzundeki en yuksek ifadesi olan insanin sembolu oldugunu ogrenen adaya diger sirlarda sirasiyla verilirdi”-s.34.
Hermes’in, bilinen yazili tarihten cok once (yani en az 10.000 sene once) rahip adaylarini inisiye etmek icin kullandigi bu bilgiler gercekte bize hic de yabanci degildir. Tasavvuf’a biraz ilgisi olan her insan bilir ki Arap alfabesindeki elif harfi, batini/ezoterik ogretide insani temsil eder!!! HER NE KADAR ALFABE DEGISMISSE DE, KOZMIK IFADE AYNEN, ANLAM BULMUSTUR!!! Hermes’in “A” harfi ve “1” rakami neyi ifade etmisse 10.000 sene once, Arap alfabesinin Elif’i de ayni seyi ifade etmistir.
O kadar ki, sevgili Itzhak Bentov, yaptigi kozmik bilinc yolculugunda Alef/Elif ile karsilastiginda (Alef olarak da yazmamin sebebi Bentov’un Musevi olmasi ve dogal olarak gordugu yapinin (Elif ve 3 cakrasi) Ibrani alfabesi ile anlam bulmasindandir.) Hermes’in 10.000 sene once ogretilerinde yer alan tum gizemleri kendisi aynen deneyimlemistir. Elif, aydinlik yuzunden 22 temel Ibrani harfini tam bir duzen icinde bosluga yayarken, karanlik yuzunden de ayni harfleri kaotik bir yapida varolus’a yaymaktadir. Zaman ve mekanin olmadigi boyutlardaki degismeyen Hak-i Katlerdir tum bu ifadeler. Ister Hermes’in, ister Bentov’un isterse de Yunus’un bilinci ile deneyimlenmis olsun!??
Oylesine inanilmazdir ki, 0 rakaminin harf olarak bir karsiligi yok iken (ki olmamasi da son derece dogaldir cunku “HIC”ligi ifade eder!) sembolik anlamda onu birebir ifade eden harf 0 harfidir. Ve o harfi bizim alfabemizin, (siki durun) 18 inci harfidir. “(Ne demistik; varolus 18 sistem yasalari uzerine kurulmustur!!!)
Diger taraftan O (Sifir), tum bu hiclik boyutunu ifade edisle beraber oylesine bir bilinc yapisi ortaya koyar ki sasirmamak elde degildir. Sayi sistemini 1’den 9’a kadar sayarsak, bu noktadan sonra ileriye (gelecege veya sonsuzluga) dogru gidebilmemiz ancak ve ancak “Hicligi” ifade eden O (Sifir) sayisi ile mumkundur (Unutmayin 9 (dokuz) degisim, donusumu ifade eder. Bundan sonra gelen 10 sayisi ise sadece ve sadece ilk baslangicin yani, 0 1 rakamlarinin ters yazilisindan baska birsey degildir. Eh, demisler ya, “Gorunen, gorunmeyenin tezahurudur diye!! (Unutmayin, sizin aynadaki tezahurunuzde de sag taraf solda, sol taraf sagdadir!!)
Butun bunlarin yaninda O, sembol olarak da bir anlam ifade eder mi? Tabi eder! Yasamin sonsuz dongusunun ‘kesintisizligi’. O sembolunun cizimindeki hareket seklinin tum gezegenlerin, guneslerin, galaksilerin, evrenlerin ve de atom ve atom alti parcaciklarin ortak hareketi olan “donusu” (Alevi ve Mevlevi semahlarinin sirri da budur) anlattigi acik degil midir?
Cagdas bir evliya olan benim sevgili Bentov’um yaptigi kozmik yolculukta “O” ile karsilasmadan once, bu sonsuz boslukta varlik alanina cikmis herseyi kendi icinde barindiran o yapiya donup baktiginda,tum galaksilerin, evrenlerin, kozmoslarin ve super kozmoslarin hepsinin, devasa bir kure icinde olduklarini gorur; sonsuz boslukta “mavimsi neon bir isikla parlayan” devasa, kusursuz bir “inci tanesi”!!!.
Ve bu devasa inci tanesinin, 2 boyutlu cizimde ifade edilis sekli de, en gizemli sayi, harf ve sembol olan “O” dur. Alfabenin 18 nci harfi olan gizemli harf, sayi ve sembol olan “O”!!!
Alevi mistikleri icin “hû”, tanimlanamayan, bilinemeyen ve anlasilamayan “Yaradan Guc” icin kullanilan kelime idi.
Okult calismalarin en ilginc ve dogal detaylarindan birisi ise, her farkli inanc toplumunun, benzer bilgiye kendi inanc sistemleri araciligiyla ulasmasidir; yani batini bir bilgi olan Alevi mistiklerinin bu ifadesine, yani Tanrinin gizli adi olan “Hû” ye Musevi Kabalacilarinin da kendi bilinc ifadeleri ile ulasmasi ve onu ortaya koymus olmasi.
Islam tasavvufu bu gize kendi bildigi yolla ulasirken ayni gize Hiristiyanlik Gnosis ile Musevilik de Kabalistler yolu ile ulasmis ve hepsi de, istisnasiz olarak ayni bilinci ifade etmislerdir. Islamin kendi dil bilimi ile “Hû” dedigi bu guce, onlar “YHVH” demislerdir.
Musevi dininin takipcileri YHVH kelimesini, sahip oldugu olagan ustu frekanstan ve ifade ettigi bilinc boyutundan dolayi “telaffuz dahi edilmesi mumkun olmayan” bir konumda kabul etmisler ve onun yerine “Adonai” demislerdir.
Nasil okundugu veya okunmasi gerektigi konusunda bile kesin bir bilgiye sahip olmadigimiz bu kelime (YHVH), Musevi dostlarin dilbilgisinde “Adonai” diye ifade bulurken ayni zamanda cok ilginc bir noktaya da tasir bizi.
“Adonai”, evrensel bilinci ifade edebilen ust boyut varliklarin ortak selamlasma ifadesidir de ayni zamanda. Varliklarin isim ile sinirlandirilmayip, sahip olduklari bilinci ifade eden aura rengi ve/veya frekansi sayesinde tanindigi bu boyutlarda “Adonai” yani YHVH adeta Alevi/Bektasi erenlerinin birbirlerini selamlarken kullandiklari “Hû” gibidir.
Alevi Senfonisi’nin Kozmik oldugunu, Alevi felsefesinin kozmosun temel ifadelerini tasidigini soylerken ve Aleviligin La frekansindaki bilinci ifade ettigini soylerken pek de abartmamisiz demek ki!!!
“Hû” yani (O) tum mistikler tarafindan ifade edilmis bir degerdir ve kimsenin tekelinde de degildir. Butun inanc sistemleri, kendi icinde bu degeri yaratmistir bir sekilde. Oyle ki, Masonluk dahi bunu sembolik olarak ifade etmis ve “hicbir zaman acilamayacak bir son kapi her zaman kalacaktir” demistir.
Iste, o “son kapisinin ardindaki guc”un ifadeleri olan “hic”lik ve “hep”lik yapisi, sevgi ile varlik alanina cikmis bir butun’un parcalarindan baska bir sey degildir.
Hiclik’ten Heplige dogru hareket eden bu yapi, Hepligin kendi icinde parcalara bolunup farkli yapilar ile ifade bulmasiyla Imam Cafer-i Sadik’in o unlu sozunu hatirlatir; “Bilim bir tek nokta idi; gafiller onu cogaltti.”
Imam Cafer-i Sadik, kendi bilinc boyutunun frekansini da yansitan bu soz ile hakikat boyutu bilincinden uzak olan varliklarin dusunce yapilarini anlatir bize. Okult bilgilerin hemen tamaminda daire (veya sifir rakami) icinde bir nokta ( ) ile ifade bulan bu bilinc hali, ayrintilarinda o sonsuz kaotik ve adeta anlasilamaz yapiya donusur. Ve iste bu bilinc halinin ifadesi Imam Cafer-i Sadik icin “gaflet”ten baska bir sey degildir!?! Gaflettir cunku “Hakikat Boyutunun disindaki tum yapi aldatici ve yanilticidir. Sizi sonu gelmez bir kabusa mahkum eder. Hirsinizin, egonuz ve maddenin esiri olup tum varolusun bu degerler uzerine kuruldugunu sanirsiniz. Butun bunlarin arkasinda yatan HAKIKATI goz ardi edip sadece dunyasal degerlere saplanip kalmis, bunlara mahkum yasayan gafiller olursunuz!?!
Ama ne olursa olsun, adem bilincine cozulmez baglarla bagli gibi gorunen tum bu varliklar bile yine de Tanri’nin “kosulsuz sevgisi” ile sarilmislar ve bu lutuftan yararlanmislardir. Yararlanmislardir cunku “Sevgi kozmik yasadir.”
Sevgi herseydir. Ve hersey de Ali’dir!! Ali Tanrisal bilincin, sevginin kendi olmaya hak kazanmis bu yasamin “meyvasi”dir!! O varolus’un en buyuk sirlarindan biridir! O bedenlenmis melek, beden almis Tanri’dir.
“Kozmik Bir Senfoni-ALEVILIK” adli eserimizde hatirlarsaniz ALI sifresinin dinler tarihinin 5 buyuk meleginin isimlerinde de var oldugunu belirtmistik:
Cebr ail
Mik ail
Azr ail
Ref ail
Israf il
Yukarida adlarini andigimiz 5 buyuk melegin isimlerinde var olan (Israfil haric) ail harflerini eger i harfi sona gelecek sekilde yeniden duzenlersek bunun bize Ali sifresini verdigini hayretle goruruz. (Duzeni bozan Israfil kelimesindeki f harfini aradan cikartirsaniz Israil kelimesini elde edersiniz ki bu da bize kiyamet de sura ufleyecek melek olan Israfil ile ilgili ilginc bir ip ucu verir!!!)
Peki, tum buyuk meleklerde Ali sifresinin olusu bize ne anlatmaktadir?!
Israrla ve surekli olarak hatirlattigim bir gercegi bir kez daha analim; ister Alevilik olsun, ister Kabbala, ister samanizm veya isterse Misir’in piramitlerinin issiz adalarinda gerceklestirilen binlerce yil onceki inisiyasyonlar, batini ogretilerin tumu ayni kaynagi kullanmis ve bu kaynagi farkli dillerde ogretiye cevirmislerdir; yani bilgi, ne olursa aynidir.
Iste ayni kokene sahip bu farkli ogretiler, bakin bizim 5 buyuk melek olarak bildigimiz bu gucleri baska nasil anlatirlar: (Cihangir Gener-Ezoterik-Batini Doktrinler Tarihi-s.22)
“Naacal ogretisine gore (ki yazar bu bilgilerin alindigi tabletlerin 15000 yillik oldugunu ve kayip Mu uygarligina ait oldugunu soyler! S.D.) Tanri, sevginin ta kendisidir ve tum evreni de sevgi uzerine kurmustur. Ancak bu evrensel sevgiyi kavrayabilecek vasifta olan ruhlar ona geri donebilecek yeterliliktedir. Bu vasiflara sahip bir insan olabilmek ancak Naacal kardesi olmakla ve kardeslerin de ogretiyi derece derece sindirmeleri ile mumkundur. (Islam tasavvufuna “bilgi ehline verilir” olarak yansiyan soz.) Naacaller, yalnizca ustad rahiplerin bu asamaya ulasabileceklerini kabul ederler.
Naacal ogretisinin bir diger temel dayanagi Tanrisal Nurdan cikmis olan 4 temel gucun kainati kaosdan duzene gecirmis olduklari teorisidir. (Onceki kitaplarimizda piramitlerin, eger cozmeyi bilirsek, evrenin sirlarini tasidiklarini belirtmistik. 4 koseli (4 temel guc) kare uzerine oturmus 4 ucgen yuzeye sahip bu yapilar (4 yuz x 3 koseli ucgen=12 sayisini verir. Bu da 1+2=3 sayisini verir ki bu da 1’den (“BIR”) sudur edip 2’lik yapisina gecen maddesel varolusun 1 ile (“BIR”) ile birlikte (1+2=3) yasam bulmasini ifade eder!!! Bu istisnasiz olarak tum ezoterik/batini ogretilerde farkli sekillerde ifade bulmus bir degerdir; bu dinler tarihi oncesinde zaman gelmis, Osiris-Isis-Hamus olarak anlatilmis, zaman gelmis Hiristiyanlikta Baba-Ogul-Kutsal Ruh olarak anlatilmis ve zaman gelmis Alevilikte Hak-Muhammet-Ali olarak yer almistir. Ama ne olursa olsun tum gizli ogretilerde mutlaka farkli sembollerle verilmistir; ve iste bu nedenledir ki ben her zaman ve israrla derim ki, Alevilik’te var olan tum soylem, sembol ve harfler batinidir ve ne Ali, ne Muhammet ve ne de Allah geleneksel anlami ile anlasildigi sekli ile anlasilamaz!!) en tepe noktada tum yuzeylerin (4 ucgenin) birlestigi “BIR”den (1) 4 temel guc ile duzene sokulmus olan yasama (4 koseli kare ile temsil edilen tabana) 3’ler araciligi ile yansir. (Ucgen yuzeyler ile.) Ve ters yonde de, yasamdan “BIR’e (1) en tepeye ulasmak icin de gene 3’lere ihtiyacimiz vardir!!! S.D.) Tanri’nin kendi asli nitelikleri olarak kabul edilen bu dort temel guc, “dort buyuk insaatci”, “dort buyuk mimar”, “dort buyuk geometri ustadi” olarak adlandirilir. Bu 4 temel eleman ates, yel, su ve topraktir.
Semavi dinlerin dogusu ile, bu dort temel eleman 4 bas melek olarak adlandirilmistir. Naacaller bu 4 temel gucu gamali hac ile sembolize etmislerdir. Jeolog Niven’in buldugu tabletler uzerinde rastlanan bu haclardan, kollarinin dordu de ayni uzunlukta olan 4 gucun esitligini, uclari kivrik gamali haclardan agizlari sola donuk olanlarin iyiligi, saga donuk olanlarin ise kotulugu simgelediklerini goruyoruz. Bu konular uzerinde derin arastirmalar yapmis olan Hitler’in imparatorluguna sembol olarak ucu saga donuk gamali haci secmis olmasi (yani kotulugu simgeleyen yapidaki haci) bir tesaduf degildir. Isa’nin da ogretisinde kullandigi hac sembolu ayni kaynaktan, MU’dan gelmektedir.”
Sn. Cihangir Gener’in sozleri burada biter. Ama bize cok degerli bilgileri de vermis olur!! Varolusun en temel 4 elemani duzen saglayici 4 guc, ezoterik/batini/ gizli ogretilerin Ates, Su, Hava ve Toprak olarak isimlendirdigi bu 4 temel yapi tasi, semavi dinlerin ortaya cikisi ile (yani 3200 seneden beri) birer dinsel figur olan 4 temel/buyuk melek olarak insanlara ogretilmislerdir; o 4 buyuk melek ki, Azrail, Mikail, Cebrail ve Israfil, kendi icinde Hak-i Kat’de Allah olan Ali’nin sifresi ile donatilmislardir!!! Dedeler, “Bir Ali 18 000 aleme bir geldi” derler ve alemi yaratilmislarin tumu olarak kabul ederler; yani ates, su, hava ve topraktan olusan yasamin kendi. Ezoterik/batini ogretiler, adem denilen akil ve mantik ile donatilacak varligin 4 temel elementden ortaya ciktigini soylerler. Yani semavi dinlerde 4 buyuk melek olarak ogretilen Cebrail, Azrail, Mikail ve Israfil!!! Ve iste sir da budur!! Ali, ki Hak-i Kat’de Allah’tir, iste bunun icin Cebaril’in de kendisidir Alevi inancinda!!! Ali gercekte Mikail’in de, Azrail’in de, Israfil’in de, varolan her seyin de iste bunun icin kendisidir. Ali Turk diline, bu gunler icin bulunmak ve ortaya cikartilmak uzere oylece sokulmus bir gizli sifredir. Aynen Hiristiyanlik’taki Mesih Isa’nin “Insanoglu” sifati ile ozdeslestirilmesi gibi.
Ve boylece bir diger sirra ulasiriz. Neden sirlar Turkce icine yerlestirilmistir ve neden 5 nci Kozmik kitap olan Bilgi Kitabi (digerleri Tevrat, Zebur, Incil ve Kur’an’dir.) Turkiye’de insanliga hediye edilmistir?!?
Batik Mu uygarligini arastiran James Churchward’in bu konudaki en onemli kaynaklari 1883 yilinda Bati Tibet’de bir manastirda buldugu ve o manastirin bas rahibi Rishi tarafindan kendisine verilen 15 000 sene once yazilmis “Naacal Tabletleri”dir!!
Churchward 2 yil boyunca basrahip Rishi’den Naacal Tabletleri’nin yaziliminda kullanilan dil olan “olu dili” ogrenir ve 50 yil suren arastirmalarinda ikinci en onemli kaynagini Amerikali jeolog William Niven’in 1921-23 yillari arasinda Meksika’da yaptigi kazilar sirasinda ortaya cikan 11 500-12 000 yil once yazildiklari saptanan 2600 dolayindaki tabletlerden elde eder!! Bu tabletler sayesinde Churchward, batik uygarlik Mu ile ilgili olaganustu bilgilere ulasir ve boylece bilinen unlu eseri ortaya cikar.
Ve boylece bizi ilgilendiren bilgiler de !!! Mu uygarliginin en buyuk kolonisi, Churchward’in deyimiyle “Mu’dan sonraki insanoglunun en buyuk uygarligi” (siki durun) Uygur Imparatorlugu idi!!!? Uygur Imparatorlugu hemen butun Asya’yi ve Avrupa’yi kapliyordu ve Churchward’a gore tum ari irklarin kokeni de gene Uygurlara dayanmaktaydi!!! Peki bu unlu Uygur Imparatorlugunun merkezi neresiydi dersiniz? Tabi ki Orta Asya!!!!!
Tum dogu efsaneleri, buyuk tufan oncesi Orta Asya’nin bugun coller ve bozkirlarla kapli alanlarinin son derece bereketli topraklar ve ormanlar ile ortulu oldugunu iddia etmektedir. Ve Naacal tabletlerine gore Uygur kolonisi, 70 000 sene once Mu’larin kurdugu ilk kolonidir. O Mu uygarligi ki, daha o zamanlarda, yani zamanimizdan 70 000 sene once, Dunya disi varliklarla iletisim kurabilen, uzayin derinliklerine seyahat edebilen ve sahip olduklari evrensel bilinc ve teknoloji ile yasam suresini 1 000 yillara kadar cikartabilen bir muhtesem medeniyetti!!!
Ve bu inanilmaz uygarligin en buyuk ve ilk kolonisi, Turklerin ana yurdu olan Orta Asya’da ki Uygur imparatorlugu idi. O Orta Asya ki tum batini/ezoterik ogretilerin kokeni olarak kabul edilen Samanizm’inde yuvasidir.
Ve o unlu Mu kolonisinin yasadigi Orta Asya, Turk dilinin de dogdugu ve tum Turk soylarinin dilini olusturan Turkce’nin ilk konusuldugu yerdir.
Ve o Turkce ki, tum diller uzerinde yapilan inceleme sonucunda, bilgisayar diline en yatkin, en rahat kullanilan dil olarak kabul edilmistir.!!!!!? (Mu uygarliginin o donemde bilgisayar teknolojisine sahip olmadigini dusunmuyorsunuzdur sanirim?!?!)
70 000 sene onceki Mu uygarliginin en buyuk kolonisi olan topraklarin dili olan dil, 70 000 sene sonra, insanoglunun uzaya cikmasinin arkasindaki ve yaptigi inanilmaz bilinc ve teknolojik sicramanin temelindeki en buyuk guc olan bilgisayara, en uyumlu dil olarak kabul ediliyor!!!!?
Mu’ya kadar giden bir konusma dili (Turkce), tum ezoterik/batini ogretilerin kaynagi oldugu kabul edilen Samanizm’e direk ulasan Alevilik ve insanligin irsadi icin Dunya’ya hediye edilen 5 nci kozmik kitap olan Bilgi Kitabi’nin Turkiye’de ortaya cikmasi?!?!
Yaklasik 26 000 yillik dongusu olan bir siklusun, aynen bir dairenin tamamlanabilmesi gibi, basladigi noktada sona ermesi gerekmektedir.
Kapanan siklus’un, sona erecek zamanin ve ortaya cikacak olaganustu enerjilerin etkilerine hazir olmak istiyorsaniz, bagislamayi (“incinsen de incitme”), affetmeyi ve kosulsuz sevgiyi (“sevgi bizim dinimizdir, baska dine inanmayiz”) kendi sarsilmaz degerleriniz olarak mutlaka yaratin ve yasatin. Ve tum bu degerlerin sizin ogretinizin, felsefenizin bir parcasi oldugunu da unutmayin.
O ogreti ve felsefe ki, alemlerin var oldugu gunden beri var olan, mirac ile sembolize edilen tanrisal bilincin ilahi boyutlardan gelip adem denilen varligin “kubbesinde” agirlanmasindan beri, bizim olan (“Hanemize aldik, mihman eyledik”), yasamin icinde Hak-i Kat bilincine ulasarak ALI olabilmis her canin, bu yasamin ilahi boyutlara hediye etmesi gereken “olgunlasmis meyve” oldugunu hatirlatan (“Balasi (bahari) Muhammet, meyvesi Ali”) Kozmik Bir Senfoni’dir!!!
“Ben seni yarattim, sen de beni”der Bilgi Kitabi’nda (O) guc!!
Dogrudur. “Bizler kelam ile ifade bulmus tanrisal nefesleriz”.
Bizler “B”nin altindaki noktayiz.
Bizler “4 kapidan 40 makama gecmis”, “islegini 72’den 73’e secmis” erenleriz.
Bizler caniz, bizler cananiz.
Bizler seveniz, sevileniz.
Bizler yaratan ve yaratilaniz.
Ve;
(O) ne ise, biz (O)’yuz!!!
{ Önceki Sayfa } { Page 12 of 35 } { Sonraki Sayfa } |
HakkýmdaProfilim Arþiv Arkadaþlarým Fotoðraf Albümüm LinklerDKBBilgi Kitabý Onlar Osho KategorilerSon YazýlarGerçek - maharajEnerjinizi canlandýrmak ve Dengelemek Affetmek Zihin Hara Yaradýlýþ -- Edgar Cayce Ramtha affirmations 17 saniye Ramtha Nefes Teknigi (Bilinc & Enerji) Kapalý Zihin Bilmenin Bilimi Kozmik bir senfoni . . 3 Kozmik bir senfoni . . 2 Komizk bir senfoni . . 1 Abraham'dan Aydýnlanma çok bireysel bir þarkýdýr Lao Tzu Rüyalarýn Psikolojisi 7 Beden suçluluk Öfke 2 baðýmlýlýk yaratan bir enerji . . . sorunlarým var Hatýrlatma Kozmosun Kardeþliði Adýna Mesnevi, cilt 3-4, s. 94 Buda Zorba Kýzgýnlýðýn Psikolojisi-ÖFKE Esrarengiz Üçüncü Göz Ýlmi 2 Esrarengiz Üçüncü Göz Ýlmi 1 Ölümden Dönme Deneyimi Kaosun muhteþem düzeni Varoluþ osho .. foton kuþaðý Krishnamurti aydýnlanmasý Osho'nun aydýnlandýðý AN Olayýn Özü Arkadaþlarým onursargin |