godisnowhere | |
Kapalı Zihin
10:36, 30/11/2007
.. Link
Beyniniz Tanrı zihnindeki her düşünce frekansını alabilecek şekilde tasarlanmış olmasına karşın, o sadece almanıza izin verdiğiniz frekansları alabilecek şekilde aktive olacaktır; yani, onun aktif olan bölümü sadece kabul ettiğiniz frekanslar ölçüsündedir. Ve sizi bir arada tutan tanrısal Öz’ü bombardıman eden tüm harika düşüncelerin içinde, çoğunuzun izin verdiği biliş, toplumsal bilincin düşük frekanslı düşünceleridir, ki onlar hepinizin deneyimlediği gibi çok sınırlı düşüncelerdir. Ve toplumsal bilince göre yaşadığınızda ve sadece onun sınırlı düşünüşünde ağır basan frekanslarla muhakeme yürüttüğünüzde, beyninizin aktive edilmiş bölümleri yalnızca üst sağ ve sol lop ve belkemiğinin üzerinde bulunan küçük beynin bir bölümüdür. Beyninizin büyük bölümü adeta uykuda bulunmakta, hiçbir şey yapmamaktadır. Çünkü ailenizin, yaşıtlarınızın, toplumunuzun ya da dogmanızın sınırlı düşünüşüne uymayan her düşünceyi reddedersiniz. Onları geri çevirirsiniz, yani sadece başkaları tarafından kabul edilebilecek düşünceleri düşünüp muhakeme etmenize izin verirsiniz. “Kapalı-zihinli” diye bir teriminiz var. Bu çok somut bir tanımlama. Bir kişinin dahi olabilmesinin ve sizin bilmediğiniz şeyleri bilebilmesinin nedeni, onun zihnini, “Eğer öyle olursa, eğer böyle yapılırsa, ne olur?” diye düşünecek şekilde, insanın sınırlı düşünüşünü aşan parlak düşünceleri düşünecek şekilde açmış olmasıdır. Sizin geri çevirdiğiniz düşünceleri o almış ve onlarla mantık yürütmüştür. Siz onları alamazsınız; çünkü henüz onlarla mantık yürütmenizi sağlayacak beyin bölümlerini aktive etmemişsinizdir. Öyleyse, ışık yapınızı sürekli bombardıman eden sınırsız anlayışın büyük düşüncelerine ne olur? Onlar alıcı biriminizden geri itilir ve varlığınızın Öz’ü aracılığıyla düşünce ırmağına geri gönderilirler. Kapalı-zihinli olmak, herhangi bir şeyin beş duyunuzla deneyimlenebilecek değerlerin dışında var olabilmesi olasılığına kapalı olmaktır. Ancak, Tanrı denen âlemde hiçbir şey olanaksız değildir. Eğer herhangi bir şey hayal edilebiliyor ya da düşünebiliyorsa, o vardır; çünkü düşünülüp hayal edilen her şey o anda varoluş âleminde yerini alır. Tüm yaradılış böyle var oldu. Herhangi bir konuda birine, “Bu yalnızca senin hayal gücünün ürünü” dediğinizde, onu aptallığa ve sınırlı yaratıcılığa programlıyor olursunuz. Ve bu dünyadaki çocuklara -hepinize- yapılan da bu. Size söylüyorum, düşünebildiğiniz her şey, vardır. Ve düşünmenize izin verdiğiniz her şeyi -elektromanyetik alanınız onu size çekeceği için- deneyimleyeceksiniz. Biliyor musunuz, kapalı-zihinli olmanın kötülüğü şu ki o sizin mutluluğu ve hazzı bilmenizi engeller. Sizi insanın illüzyonlarına esir eder. Kendinizin ve Tanrı’nın ihtişamını bilmenizi engeller. Kapalı bir zihne sahip olup, toplumsal bilince göre yaşayıp düşündüğünüz sürece, değişiklik getireceği korkusuyla, bilinmeyene asla giremeyecek ya da daha büyük realitelerin olabileceğini düşünemeyeceksiniz. Ve zihninizi açmak kesinlikle değişildik getirecektir, çünkü daha önce, yalnızca yaşayıp ölen düzenli bir dünyada olandan daha çok görülecek, anlayacak ve katılacak şeyleriniz olacaktır. Sadece, size işlenen o sınırlı düşünceleri kabul ettikçe, beyninizin öteki bölümlerini asla aktive edemeyecek ve varoluşunuzun her gününe hâkim olan düşüncelerin ötesindeki düşünceleri alıp deneyimleyemeyeceksiniz. Standardınız olarak kabullendiğinizden daha büyük olan bir düşünceyi kabul ettiğiniz her seferinde, o düşünce beyninizin bir başka bölümünü amaçlı kullanım için aktive eder. Bu Biliyor musunuz, dahi olmak çok kolaydır. Yapmanız gereken tek şey, kendi adınıza düşünmeye başlamaktır. Beyin, birçok insan için anlaşılamayan büyük bir gizem olmuştur. Açıp baktıklarında içinde sıvıdan başka bir şey bulamamaktalar ki bu sıvı, sudur. Su elektrik akımının bir iletkenidir. Su ne kadar yoğunsa, ilettiği elektrik akımı o kadar büyür. Beyninizin kullanılmayan bölümlerindeki sıvı daha yoğundur, çünkü bu bölümlerin görevi, yüksek düşünce frekanslarını daha büyük elektrik akımlarına çevirerek daha yüksek bir hızla tüm bedene göndermektir. Böylece, düşüncelerin bu çalışmayan bölümlere ulaşmasına izin verdiğinizde, bedeniniz aktive olarak daha hızlı ve derin bir biçimde karşılık verir. Bir kez beyninizin bütünü kullanıma açıldığında, bedeninizle her şeyi yapabilirsiniz. Aldığınız her düşüncenin duygusunu kaydedip tutan ruhunuz vasıtasıyla beyniniz ve onun bedendeki etkinliği bedeninizi düşünceleriniz doğrultusunda yeniden biçimlendirebilir. Eğer beyniniz tam kapasiteyle kullanılsaydı, bedeninizi bir anda ışığa dönüştürebileceğinizi ve onun sonsuza dek yaşayabileceğini biliyor musunuz? Bir organınızı yitirdiğinizde beyninizin yeni bir organ oluşturma yeteneği olduğunu biliyor musunuz? Tümüyle kullanıldığında, beyniniz bedeninizi bir anda tamamen iyileştirme, ya da fiziksel olarak istediğiniz biçime sokma yeteneğine sahiptir. Beyninizin tüm kapasitesi çok büyüktür; ancak sınırlı düşünüşünüzle onun sadece üçte birini kullanabiliyorsunuz. Geriye kalanın ne işe yaradığım sanıyorsunuz, kafatasınızdaki boşluğu doldurmaya mı? Bedeniniz varlığını beyninize ve genel düşünüşünüze göre sürdürür, çünkü beyninize girmesine izin verdiğiniz her düşünce elektriğe dönüşerek bedeninizin her hücresini besler. Ancak, çocukluğunuzdan beri toplumsal bilinçle muhakeme ettiğiniz için, büyüyüp yaşlanmanız ve sonra ölmeniz gerektiği şeklindeki programlamayı kabul ettiniz. Böylece, bu düşünceyi kabul ettiğinizden, bedeninizdeki yaşam gücünü düşürmeye başladınız, çünkü “yaşlanma” düşüncesi her hücreye yavaş ya da düşük frekanslı elektrik kıvılcımı gönderir. Elektrik hızı yavaşladıkça, bedenin çevikliği azalır, çünkü bedenin kendini yenileme ve onarma yeteneneği azalır. Böylece yaşlanma başlar ve bunu bedenin ölümü izler. Ancak, eğer sürekli olarak yüksek düşünce frekanslarını almanıza izin verseydiniz, bedeninize daha hızlı ve daha yüksek-güçlü elektrik akımları gönderecektiniz ve beden sonsuza dek anda kalacak, böylece asla yaşlanmayacak ve ölmeyecekti. Ama, hepiniz yaşlanacağınızı ve öleceğinizi biliyorsunuz, böylece yavaş yavaş akım azalır, azalır, azalır... Beyninizin şu anda aktive edilmemiş bölümleri yalnızca “bilmek”le bedeninizin zarar görmüş herhangi bir bölümünü yeniden oluşturma yeteneğine sahiptir. Bedeninizin kendi kendini iyileştirebileceğini bildiğiniz anda, bu düşünce zarar görmüş bölüme merkezî sinir sistemi yoluyla büyük bir kıvılcım gönderir, bu her hücredeki DNA faktörünün hücreyi kusursuz bir biçimde kopyalamasına ve yenilemesine neden olacaktır. Kusursuz bir biçimde! Bunun mucizevi bir şey olduğunu mu sanıyorsunuz? Oysa, olması gereken budur! Bedeninizin iyileşebilmesinin tek yolunun doktorlardan ve ilaçlardan geçtiğini sanıyorsunuz. Evet, onlar işe yarıyorlar, çünkü işe yaradıklarına inanıyorsunuz. Size bu işi kendi başınıza başaramayacağınız söylendi ve buna inandınız; böylece, bu biliş var olduğu sürece de başaramazsınız. Ancak, işitecekleri şeyin mutlak bir gerçek olacağını bilerek şifacıları aramış olan varlıklar vardır. Ve bunu “bildiklerinden,” bu onların bedenlerinde mutlak bir gerçek haline gelmiş, böylece onlar bir anda iyileşmişlerdir. İşte “bilmek” bu güce sahiptir, ve o bedeninizi istediğiniz gibi değiştirebilir. Bedensel hareketlerinizde bile sınırsız olma kapasiteniz var, çünkü beden öyle olacak şekilde tasarlanmıştır. Varoluşunuzun her anında -uyurken uyanıkken, bilinçli ya da bilinçsizken- sürekli olarak Tanrı zihninden düşünceler alıyorsunuz. Ve sizi bir arada tutan tanrısal Öz vasıtasıyla hangi düşünce frekanslarının gelmesine izin verirseniz, yaşamın duygu denen tek ödülünü ve realitesini deneyimleyeceksiniz. Böylece kendini mutsuz, cansız, huysuz, korkulu, buruk, öfkeli, kıskanç, sabırsız, sevilmeyen, istenmeyen hisseden siz, hangi düşünce frekanslarını hissetmenize izni veriyorsunuz? Toplumsal bilinç. “Mutluluk nerede?” diye soruyorsunuz, “Sevgi nerede? Sonsuzluk nerede? Tanrı nerede?” Sadece bir düşünce uzaklıkta... Öz’ünüzden her an geçen tüm o harika düşünceleri neden bilmiyorsunuz? Çünkü onları bilmek istemediniz. Toplumsal bilincin gölgesinde yaşamayı, bir sürü gibi davranıp düşünmeyi seçtiniz. Yaşamınızı sürdürebilmek için topluma uymayı, toplum tarafından kabul edilmeyi seçtiniz. Bilmek istemediniz, çünkü egemen olduğunuzu, Tanrı olduğunuzu, sonsuz olduğunuzu, her şeyi bilen olduğunuzu düşünmeniz ailenize, arkadaşlarınıza, dininize, ülkenize aykırı düşmek anlamına gelecekti. Böylece gücünüzü teslim ettiniz. Egemenliğinizi teslim ettiniz. Kim olduğunuzu unuttunuz. Beyninizi kapattınız. Onu tekrar nasıl açacağınızı öğretmek için buradayım. İnsanın binlerce yıldır umarsızca aradığı bu sonsuz gizem, “Tanrı” denen bu dini figür nedir? O düşüncedir ve onun kendini alma ve, kendini alarak, olma ve kendini genişletme yeteneğidir. İşte Tanrı tümüyle budur: düşüncenin bütünü, yaşamın doruğu. Ve kendi varlığınız içinde tümüyle Tanrı olma gücüne sahipsiniz -tümüyle- çünkü beyniniz tam kapasiteyle kullanılsaydı, sonsuza dek bu an olacaktınız; bilinen her şeyi bilecektiniz; güneşin rengi, denizin derinlikleri, rüzgârın gücü ve ufkun üzerindeki yıldız olacaktınız. Tanrı’yı bütünüyle bilmenizi ve O olmanızı engelleyen şey nedir? Değişmiş-ego, çünkü değişmiş-ego, Tanrı olan tüm düşünce frekanslarını kabul etmeyi reddederek Tanrı’yı dışlıyor, böylece zarar görmeden, güvenlik içinde yaşayabileceğini düşünüyor. İşte bu yüzden değişmiş-ego, gerçekten de, sizin anti-mesih (deccal) dediğiniz şeydir, çünkü o sizin Tanrı’nın çocuğu olduğunuzu inkâr eder. O, sizin bu düşünceyi kabul etmenize ve, Tanrı’nın ve sizin bir ve aynı olduğunuzu, sonsuzluğu yaratma gücüne de, ölümü yaratma gücüne de sahip olan tanrısal prensip olduğunuzu idrak etmenize izin vermez. Anti-mesih, değişmiş-ego’dur ve o toplumsal bilinçte hüküm sürer. Sınırsız düşünmeye izin vermeyen odur; ve onun dogması korku, yargılama ve hayatta kalma mücadelesidir. Mesih ise içindeki Tanrı’nın gücünü, güzelliğini, sevgisini, sınırsız yaşamını tümüyle ifade eden insandır. O, dogmayı, kehanetleri, korkulan aşarak, tanrısal olduğunu idrak eden ve bu idrak olan insandır; çünkü o toplumsal bilincin ötesinde Tanrı denen sınırsız gücün bulunduğunu bilir. Böylece, anti-mesih ve Mesih aynı tapmağı paylaşır, ve bu tapmak sizsiniz. Her şey sizin içinizdedir, çünkü siz olan Tanrı hem anti-mesih’in hem de Mesih’in olmasına izin verir. O, yaşama ve ölüme izin verir. O sınırlılığa ve sınırsızlığa izin verir. “Mahşer günü” (kıyamet günü savaşı) kehanetini duymuşsunuzdur. Eh, siz mahşer gününü hayatınız boyunca yaşıyorsunuz. Mahşer günü savaşı, Tanrı idraki ile anti-mesih’in sınırsız düşüncelerin beyninize girip sınırsız olarak ifade edilmesine izin vermeyen değişmiş-ego’nun- kabullenilişi arasındaki savaştır. O toplumsal bilinç ile sınırsız biliş arasındaki savaştır. Mahşer günü savaşı dışınızdaki değil, içinizdeki bir savaştır; o içinizde uyanan Mesih ile sizi yönetmek isteyen değişmiş-ego’nun çatışmasıdır. Bu yüzden, bu kehanet bu zamanlarda gerçekleşmektedir. Tanrı olmak, sınırsız biliş, sınırsız varlık olmaktır. İnsan olmak ise zihnini daha büyük bilgiye açmayan, teoriyi kabullenip onu yaşama geçirmeyen, öğretmen olacağına öğrenci kalan, araştırıp keşfetmek yerine korunmayı seçen sınırlı yaratık olmaktır. Size söylüyorum, bilinebilecek her şeyi bilme yeteneğine sahipsiniz. Ve istediğiniz her şeyi tezahür ettirme yeteneğine de sahipsiniz. Eğer isterseniz, bedeninizde sonsuza dek yaşama yeteneğine de sahipsiniz. Ama, tüm bunlara değişmiş-ego “Hayır” diyor. Bu yüzden, insanın kim olduğunu bileceksiniz, ama Tanrı daima bir gizem olarak kalacaktır
Ramtha
{ Önceki Sayfa } { Page 10 of 35 } { Sonraki Sayfa } |
HakkımdaProfilim Arşiv Arkadaşlarım Fotoğraf Albümüm LinklerDKBBilgi Kitabı Onlar Osho KategorilerSon YazılarGerçek - maharajEnerjinizi canlandırmak ve Dengelemek Affetmek Zihin Hara Yaradılış -- Edgar Cayce Ramtha affirmations 17 saniye Ramtha Nefes Teknigi (Bilinc & Enerji) Kapalı Zihin Bilmenin Bilimi Kozmik bir senfoni . . 3 Kozmik bir senfoni . . 2 Komizk bir senfoni . . 1 Abraham'dan Aydınlanma çok bireysel bir şarkıdır Lao Tzu Rüyaların Psikolojisi 7 Beden suçluluk Öfke 2 bağımlılık yaratan bir enerji . . . sorunlarım var Hatırlatma Kozmosun Kardeşliği Adına Mesnevi, cilt 3-4, s. 94 Buda Zorba Kızgınlığın Psikolojisi-ÖFKE Esrarengiz Üçüncü Göz İlmi 2 Esrarengiz Üçüncü Göz İlmi 1 Ölümden Dönme Deneyimi Kaosun muhteşem düzeni Varoluş osho .. foton kuşağı Krishnamurti aydınlanması Osho'nun aydınlandığı AN Olayın Özü Arkadaşlarım onursargin |