edebiyat


<%Açıklama%>

Ana Sayfa | Profil | Arşiv


Yeni Öğretim Yılına Girerken:Sırrı Er

Gönderildi - 06:05, 12/1/2006

 

ÖğRETİM YILINA GİRERKEN

Sırrı ER

Yaşadığımız toplumda önemli bir yer tutan ve birçoğumuzu yakından ilgilendiren eğitim ve öğretim maratonu yeniden başlıyor. Öğrenciler, öğretmenler ve veliler, yeni beklentilerle ve taze ümitlerle öğretim yılına girecek, görevlerini yerine getirmeye çalışacaklar.

Bir öğretim yılına daha girerken veliler yeni masraflara göğüs germek için hazırlanıyorlar. “Çocuğumuz okusun, gönlü kırılmasın.” diyerek okul için gerekli ihtiyaçlar alınacak. Aile bütçesi altüst olsa bile çocuğa hissettirilmeyecek, birçok fedakârlık yapılarak gelir-gider arasında denge kurmaya çalışılacak. Gün geçtikçe artan kitap, defter, kırtasiye fiyatları, hesapta olmayan sürpriz harcamalar, geliri sınırlı olan aileleri zor durumda bırakmaktadır. Aile bütçesi anormal bir seyir takip etmektedir. Çocukları için birçok zorluğa göğüs geren anne ve babalar, -haklı olarak- emeklerinin karşılığını görmek istiyorlar, onlardan başarı bekliyorlar. Fakat bazen evdeki hesap çarşıya uymuyor, öğrencilerin bir bölümü başarısız oluyor, birçok sebepten dolayı.

Eğitim ve öğretim çalışmaları, öyle geniş kapsamlı bir olgudur ki, birçok konuyla (yakın veya uzak) bağlantısı vardır. Belirlenen amaca ulaşmak için çeşitli araçlardan faydalanarak kaliteyi ve başarıyı engelleyen etkenler vardır. Bu engeller, toplumun ve ailenin yapısına, mevcut imkânlarına veya kişilerin psikolojik durumlarına göre değişebilir.

Öğrenci ailesinin maddî durumu ve satın alma gücü, okullarda başarıyı etkileyen bir faktördür. En azından; öğrencinin özel bir dershaneye devam etmesi, başarı durumunda olumlu bir değişiklik meydana getirmektedir. Özel dershanelere bir “güvence” gözüyle bakılıyor. Bu durum da, dershane sahiplerini fazlasıyla memnun ediyor.

Mevcut eğitim ve öğretim sisteminin gereği olarak aşamalı bir şekilde sınavdan sınava koşan öğrenciler, kendilerini zor yarışlar içinde buluyorlar. Kazanmak arzusu ve kaybetmek korkusu içinde bocalayan öğrenciler küçük yaştan itibaren dershanelerle ve test kitaplarıyla haşır-neşir oluyorlar. Tatil günlerinde çocuk bahçesi yerine dershanelere giden çocukları görünce birçok duygu uyanır içimde. Çocuklarımızı daha ilkokul sıralarında iken gelecek kaygısıyla şartlandırıyor, onlardan yaşlarının üzerinde gayret ve olgunluk bekliyoruz. Onları, küçük yaşta başını kitaptan kaldırmayan küçük bilginler haline getirmek istiyoruz. Çocukluğunu yaşayamadan hayatın gerçekleriyle baş başa kalıyorlar sevimli küçükler.

Geliri sınırlı, imkânları az olan ailelerin çocukları kendi gayretleriyle başarıya ulaşmak zorundadırlar. Zorlukları yene yene amaca ulaşmak, başarılı olmak zordur; fakat çok daha güzeldir. Eğer öğrencinin iradesi zayıfsa daha işin başında karamsar duygulara kapılmakta, işi sıkı tutmamakta, derslerine gereken ilgiyi göstermemektedir. Özel dershanelere gidememekte; ancak reklamlarını görebilmektedir o kuruluşların.

Öğretmenler, bu öğretim yılında da, -kapasiteleri dahilinde- öğrencilerine faydalı olmak ve yeni bilgiler öğretebilmek için çaba harcayacaklar, birçok fedakârlık sergileyeceklerdir.

Öğretmen-öğrenci-veli arasında uyumlu bir bağlantı kurulduğu taktirde, eğitim ve öğretimde başarı oranı daha çok yükselecektir. Eğer bu üçlüden her biri görevini aksatmadan yerine getirirse, öğrencinin okulda başarısız olması için hiçbir sebep yoktur.

“Zahmet olmadan rahmet olmaz” inancıyla, mutlu sonlara varabilmek için çok çalışmak gereklidir. Zorlukları yenmek gereklidir. Biliyoruz ki; ancak, ellerini dikenlerden sakınmayanlar güzel güllere ulaşabilirler.


{ yorum yap }


{ Son Sayfa } { Sonraki Sayfa }

batak oyna