![]() |
İran KedisiGönderildi: 30/6/2006 - 11:46 - 6 Yorum - Yorum Yaz - Link
Tanrı insanı cezalandırmak için iran kedilerini pet shoplara (pet şov) doldurmuştur. İşte sizde büyük bir günah işlediyseniz iran kedisi satın almak istersiniz. Dünyanın en geri zekalı kedileridir. Kafataslarının yamuk olması veya burunları olmadığından dolayı beyinlerine oksijen gitmediğinden de olabilir.Genetik de olabilir. Ancak o kadar gerizekalılar ki hepsinin sinerjik etkisi olabilir. (sinerji: birbirleriyle etkileştiğinde birbirlerinin toplamından daha büyük değer yaratma durumu). Her kedi iç güdüsel olarak tuvaletini kedi tuvaletine yaparken iran kedileri genelikle halının ortasına yaparlar. Hatta pek çoğu klasik kedi oturuşu yaparken sıçtıklarından paçaları hep bok içindedir, uzun tüylü olmalarına rağmen hiç kendilerini yalamadıklarından eğer taramazsanız iki gün sonra bütün tüyleri yapağılaşır.Uzun tüylü kedi olmasına rağmen bizim ülkemizde hep traş ettirilirler. Kafatasları yamuk olduğundan dolayı her zaman için kedinizin göz yaşı ile ilgili problemleri de hiç bitmez. İran kedilerinin pek çoğu satın alındıktan sonra ya hemen sonra ya da bir kaç yıl sonra illaki birisine çakılır. (verilir). İşte bu yüzden iran kedileri günahkarların kedisidir. ![]() BİLGİ VE DEğERİGönderildi: 30/6/2006 - 10:12 - 0 Yorum - Yorum Yaz - LinkBugün bilginin ne değeri var? Eğer öyle olsaydı bilgi sahibi olanlar zengin olurdu dedikten sonra bana da değil mi diye konuşmalarını onaylatmaya çalıştılar. Düşündüm de doğru söylüyordu.CAHİLLİK KÖTÜ HUYLU KANSER GİBİDİRGönderildi: 18/6/2006 - 02:15 - 0 Yorum - Yorum Yaz - LinkUZAYIN SONU VARDIR; CEHALETİN SONU YOKTUR.Biraz da insanlar!Gönderildi: 16/2/2006 - 10:45 - 0 Yorum - Yorum Yaz - LinkSanki burada bahsettiklerim insanlar değilmiş gibi oldu. Trafik bizlerin pek önemsemediği, yaşamımızın büyük bir kısmında yer alan, farkında olmasak dahi öldürmezse süründüren bir tehlikedir. Eğer birazcık okuduğumuz fizik derslerinin anlamını kavrayabilmiş olsaydık durumun ciddiyetini daha iyi kavrayabilirdik. Potansiyel enerji, kinetik enerji kitaplarda gördüğünüz bir takım harflerin ve sabitlerin çarpımı ve bölümünden ziyade sizi ve arabanızı parçalayabilecek bir güç olduğunu kavrarsanız trafikte yapmakta olduğumuz deliliklerin yarısını bile yapmaktan korkarsınız. Siz aracınızı keyifle sürmekteyken, sizi koruyan ve aracınıza hakim olmanızı sağlayan tek şey yolun sürtünme kuvvetidir. Biliyorum sizin lastikleriniz en yumuşağından ve sizi en çok koruyanından. Aklınızda bulundurmanız gereken bir nokta daha var. En iyi lastik sizinkisi olduğuna göre yanınızda, arkanızda, önünüzde seyreden araçların lastiği sizinkinden daha zayıf demektir. Ben en dar yerden yılan gibi süzülebilirim, önümdeki aracı bir metre aralıktan takip ederim o kadar aralık benim durmam için yeterli sanıyorsanız arkanızdaki araç bagajınızı ezip aracınızı hatcback yaptığında en iyi lastiklerin sizin aracınızda olduğunu hatırlayın! Arkadaki aracınki sizinki kadar iyi olmadığını da aklınızla bulursunuz... Arkadaşlar, Sizin düşündüğünüz gibi bazı kişiler önündeki araçla arasında bıraktığı aralık cesur-aptal mı demeliydim- insanların slalom yapması ve makas atması için bırakılmıyor. Aracınıza arkadan vurdukları zaman haklı olduğunuzu düşünmeyin. Arkanızdaki aracın tamponundan elli santim önünden geçmeye çalışırken bir aksilikle frene basmak zorunda kalırsanız o araç sırtınıza çıkabilir(yani çıkar) .
Hiç kimsenin fren mesafesi içine girmeyin. Buralar sizin şerit
değiştirmeniz için değil gerektiğinde güvenli olarak durabilmek içindir.Biraz ders gibi oldu ama bu konuda yazılacak çook şey var. Kendinize iyi bakın. hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu...Gönderildi: 24/10/2005 - 04:00 - 0 Yorum - Yorum Yaz - LinkSevgili Totok, Hayatında ilk defa bizi üzdün. Hadi buna üzüntü demeyelim. Biliyorum ki bizi üzmüş olmak hiç hoşuna gitmeyecektir. Ama ayrılık acısına dayanmak hiç kolay değilmiş. Dün akşam midyeli pilav yaptım. Bu sefer sen kaçırdın. Mutfakta ağlamaktan hep gözlerim şişti. Yok be oğlum bu seferki soğan değil, bildiğin gibi midyeli pilavın içine soğan koymuyoruz. Buraya bir tane kedi düştü. Kendisine ev arıyor. Korkağın teki biliyor musun? Kedi misin lan sen diyorum ona. Tırnağın olmaz. Aman be olmuyor ki böyle. Dün senin kanından bir kediyle karşılaştık. Büyük torunun. İçim çok fena oldu yine. Aynı sana benziyor. Omzunda lekesi yok bir de pantolonu. Gözleri kehribardı tabii ki. Giderken bize neyi öğrettin biliyor musun? Kimsenin senedi yokmuş meğer ve ölüm bize bir adımmış. Hep gelecek için yapılan planlar her an yalanmış gerçekleşmediği sürece. Yaa işte böyle. Umarım keyfin yerindedir. baban. BAŞLIKSIZGönderildi: 11/10/2005 - 04:59 - 1 Yorum - Yorum Yaz - LinkÇOCUKLAR,TOTOK ÖLDÜ... geri döndümGönderildi: 8/10/2005 - 06:05 - 1 Yorum - Yorum Yaz - LinkKusura bakmayın. Uzun zamandır hiçbir şey yazmamışım.Biraz yaz rehaveti çokça da tembelliğime verirsiniz. Şimdilik kısa bir merhaba diyorum ve en kısa zamanda hemen geri dönüyorum....Kuş Yıkamanın İncelikleri!Gönderildi: 17/7/2005 - 03:10 - 0 Yorum - Yorum Yaz - LinkUzun yıllardan beri görüşmediğimiz bir arkadaşımız dün ziyaretimize geldi. Bugünkü bomba ondan geldi. Eee meslek veteriner hekimlik olunca konu tabii ki eskiden aldığı kuşlara geldi. Küçük oğullarının ısrarıyla bir tane muhabbet kuşu almışlar. Eşi kuşun yıkanması gerektiğine karar vermiş. arkadaşımız nasıl yapılacağını bilmediği için sürekli karşı çıkıyormuş. Bir komşu ziyaretinde konu açılmış ve komşu kadın bunda ne var ki ben size yıkarım hemen demiş. İki kafadar hiç vakit kaybetmeden hemen eve çıkıp kuşu yıkamaya koyulmuşlar. Komşu kuşu yakalayıp, bir çocuk yıkar edasıyla musluğun altında şampuanla güzelce kuşu köpürtmüş. Zavallı kuş da can havliyle kadının elini gagalıyormuş. Böyle zor oluyor diye kafasını da avucunun içine almak istemiş ve başını 180 derece çevirip avucunun içine almış! Kuştan gelen ince bir çıt sesiyle kuşun bir daha hiiiç banyo ihtiyacı kalmamış. Bu hikayeyi anlatınca aklıma hemen iki sene önce yaşadığım bir başka olay geldi. Yine eski bir arkadaşa hal hatır sormak için telefon açmıştım. Kendisi o an için yeni evlendiği eşine bir sürpriz yapmakta olduğunu söyledi. Eşinin güzel ve büyük bir akvaryumu varmış. Bu akvaryumu temizleyerek eşine bir jest yapmak istemiş. Birden neler yaptığını anlatmaya başladı. Önce balıkları akvaryumdan çıkartıp su dolu bir kabın içinde bekletirken akvaryumu boşaltıp bir güzel temizlemiş ve sonra tekrar suyla doldurup balıkları içine almış ardından sofra tuzuyla akvaryum suyunu iyice tuzlandırmış. Hatta tam vaktinde aradığımı tuz oranını nasıl ayarlayacağını bilemediğini söyledi. Gerçekten tam vaktinde aramıştım. Çünkü onlar tatlı su balıklarıydı! Neyse ki hiç birisi ölmeden kurtulabilmişlerdi. Peki olaylar bir birini çağırıyor. Aynı arkadaşımız balıkları kurtardığımız için teşekkür etmek için telefon açmıştı. Onu ikinci bir faciadan kurtardığımız için çok mutluydu. İlki mi? İşte geliyor. Yıllar önce onun da baktığı bir muhabbet kuşu varmış. Bazen çok gürültü yapar onu rahatsız edermiş. O da eğitmek için çok bağırdığında karanlık banyoya götürürmüş kafesi. yeterince cezalandırdığını düşündüğünde kuşu yerine geri alırmış. Böyle yaptığı günlerden birinde kuşu geri getirdiğinde daha çok bağırıp çağırmaya başlamış ve yemlerini de kafesin dışına doğru dağıtmış. Bu sefer daha büyük bir ceza gerektiğini düşünen arkadaşımız kuşu banyoya kapatmakla kalmamış yemini de önünden almış. Kafasında da bir ceza süresi belirlemiş. Kuş git gide sessizleşince iyi bir iş yaptığından emin cezasının sona erdiği gün ballı çubuklar ve yeni yemler alıp eve gelmiş. Kutlamanın yapılacağı gün tam bir haftanın dolduğu günmüş. Fakat eve geldiğinde karşılaştığı manzara bir kutlamayı değil bir cenaze töreni yapılmasını gerektiriyormuş.(Kuş dersini iyi almış olmalı!) Arkadaşımız olayı anlattıktan sonra şöyle devam etti. Tam da cezası bitmişti ama kuş öldü. Aslında inanılmaz olan kuşun üç günden fazla hiç bir şey yemeden canlı kalabilmesiydi. Zavallı iyi direnmiş doğrusu. işte totokGönderildi: 12/7/2005 - 04:23 - 0 Yorum - Yorum Yaz - Linkcep telefonları ve bizlerGönderildi: 12/7/2005 - 01:19 - 1 Yorum - Yorum Yaz - Linkbundan altı yedi ay önce arkadaşım ingiltereye gitmişti turist olarak gelirken hediye olarak cep telefonu getirmiş. telefonun içinde her türlü aksesuarı vardı. usb kablosu, bilgisayar için sürücüleri ve yazılımı, yedek bataryaları, slim ve long life tipinde, kulaklıkları vb. belki aklıma gelmeyen de vardır. tabii o merakla yurt dışında telefon hakkında yapılan yorumları filan okuyorum. telefonlar üzerine yorum yapan bir köşeyi yazan birisi bu telefonun aksesuarları eksik yoksa fena değil demiş. sony ericson marka muadili telefon bluetooth kulaklığını da yanında veriyormuş bu telefon sadece telli kulaklığı veriyormuş bir de yine sony nin ki üzerinde 128mb hafıza kartını da üstünde veriyormuş bununki yokmuş. o yüzden beğenmemiş fazla. aynı arkadaşım buradan bir telefon aldı kendisine. içinde bilgisayar için yazılım cd çıktı başka bir şey yok. ben de bilgisayarla iletişim kurunca süper oluyor kablosunu da alsana dedim. 400 milyonluk telefonun usb kablosu 50 milyonmuş. oha be. işte bu telefon şirketlerinin türkiyeye bakışı. bu telefonu bu şartlarla yurtdışında satrmaya kalksalar anca millet bir yeriyle güler bir tane satamazlar. ama nedense burada ali kıran baş kesen gibiler hatta hepsi bir biriyle anlaşmış gibiler. valla isyan ettim ben bu işe. işte öyle bir şey 2Gönderildi: 12/7/2005 - 01:07 - 0 Yorum - Yorum Yaz - Linkherkese merhaba, hani kusan bir köpek vardı. takip edenler hemen hatırlayacaktır. önce müjdeli haber. yaşıyormuş. şimdi de gözleri çapaklanıyormuş. ne yapabileceğini soruyor. çayla pansuman yapabileceğini söyledim. sonra aklıma sizler geldiniz. birden sakın sıcak çayla köpeğin gözlerini yakma diye ünledim. çocuk da şaşırdı. hayır beni de gülme aldı kendimi sıktım gülmemek için. niye yakayım ya sıcak çayla köpeğin gözlerini diye sordu. bazı arkadaşlar öksürüyor diye tasmayı sonuna kadar sıkmandan endişeleniyor diyemedim! çalınan bağışlar2Gönderildi: 5/7/2005 - 07:33 - 1 Yorum - Yorum Yaz - LinkBundan böyle eskisi gibi burda aç hayvanlar var bana para verin yardım edelim demek öyle kolay olmayacak. işte böyle ayaklarına dolanıyor. lütfen biz de her ne konuda olursa olsun bir yere bağış yapıyorsak lütfen yaptığımız bağışları takip edelim. özellikle internet üzerinden toplanan bağış kampanyalarına itibar etmeyelim. blogsferdeki herkesin bu konuda duyarlı olduğunu düşünüyorum. eğer hesap vermekten kaçınıyorlarsa bu işin içinde bir iş olduğunu bilelim ve yanlarına bırakmayalım. neyse son günlerde pek beni güldüren çıkmadı ben de size aktarayım. ama kesin çıkar yakında bunu hissediyorum. akşamları mehmet ali nin şovunda jess i gördükçe hep eğer hayvan baksa ne olur diye düşünmeden de duramıyorum. herhalde hayvanını çok sever ve iyi bakardı. herkese iyi günlerrrrrrrrrrrrrrr. çalınan bağışlarGönderildi: 29/6/2005 - 07:52 - 1 Yorum - Yorum Yaz - Linkherkese selam, arkadaşlar bugünkü konu pek iç açıcı değil. bazı kişiler ne yazık ki hayvanseverliği geçim kapısı haline getirmiş durumdalar. hayvanlar için saf insanların paralarını topluyorlar daha sonra paraları toplamak için gerekçe gösterdikleri yerler yerine buharlaştırmakla meşguller. videosunu ve konuşmalarının çözümlesini gördüğünüz kişi için www.kedigen.com internet sitesinde açılmış bağış kampanyasının sonucunu göreceksiniz. bu konuda daha çok konuşuruz. http://www.geocities.com/gercekbu
bu kampanyayı yaptıkları sayfaları onlar sunucularından kaldırdıkları güne kadar bu adreste inceleyebilirsiniz: http://www.kedigen.com/forum/viewtopic.php?t=15957 işte öyle bişiGönderildi: 25/6/2005 - 12:39 - 1 Yorum - Yorum Yaz - Link-alo. merhaba ben a.c. -merhaba. -köpeğim kusuyor. sabahtan beri üç dört kere kustu. nedendir? -bir çok sebebi olabilir. bunu uzaktan söylemek çok zor. -maması bitmişti ev yemeği verdik ondan olabilir mi? -olabilir tabii. özellikle yaz sıcağında ev yemekleri kolay bozulabiliyor. -yok beklemiş değil. ocaktan yeni inmiş sıcak sıcak. kısa bir sessizlik... -ağzı bağlı zaten! -nası yani? kusan hayvanın ağzını bağlı mı tutuyorsunuz? -evet. bütün gün bağlı tutuyoruz. -ama hayvan kusuyor diyorsunuz. kusmuğu nefes borusuna kaçarsa boğulabilir. -bir şey olmaz. aralardan çıkıyor. -iyi de ağzını niye bağlıyorsunuz? -çünkü havlıyor. -sen en iyisi köpeğin ağzını hemen aç ve getir muayene edeyim. -tamam.
iki gün önceki telefon görüşmesidir ve gerçektir. köpeğin akibetini merak edenlere not: biz de bilmiyoruz. gelen giden yok tabii ki. iki ihtimal var. a şıkkı köpek boğuldu. b şıkkı artık kusmuyor. bilim kurgu gibi değil mi?
güzel bir kedi ve çirkin sahibi.Gönderildi: 21/6/2005 - 05:43 - 0 Yorum - Yorum Yaz - LinkUzun zamandır yeni bir kayıt eklemeye fırsatım olmadıysa da traji komik olaylar olmaya devam ediyor tabii ki. Bundan bir kaç gün önce bir kadın geldi yeni bir kedi yavrusu almış. Kedi çok güzel bir kedi. Siyah ve beyaz desenli. Bana gelmeden önce bir eczaneye gitmişler üzerine toz! dökmüş, ardından pet shopta damla damlatılmış, başka birisi bir şey yapmış bla bla bla... kedi ishal ne yapacağız? ne bileyim ben kardeşim kedine ne yapılmış ddt mi dökmüş üstüne tebeşir tozu mu o ne damlatmış hiç biri işe yaramamış her birine de beşer onar milyon vermiş. oh olmuş. salak gibi kedini hiç bir şeyden anlamadığı paranı kapmak için birşeyler yapana götürürsen hak ediyorsun diyeceğim ama o kedinin günahı ne? sonuç:
what should and what should never beGönderildi: 6/6/2005 - 05:18 - 0 Yorum - Yorum Yaz - Linkvalla başlık led zeppelin'den ne olmalıydı ve asla olmamalıydı. şarkının konuyla tek ilgisi asla ne olmamalı kısmı. peki girişi biraz uzattım. cumartesi günü akşam klinikten yorgun argın eve dönmüştük. eve geldiğimiz daha onbeş dakika ya olmuş ya olmamıştı. bir telefon bir hasta sahibi uğramak istediğini söyledi. ben aklımdan kesin bir hasta getirecek eve geleceğine kliniğe gitsin diye geçirdiysem de bir şey söylemedim. o da zaten sanki geçerken bir beş dakika uğrayacakmış gibi konuştu. az sonra yanında hiç tanımadığım birisi ve daha önce hiç görmediğimiz bir köpekle birlikte gelmişler. yanındaki kişi kardeşiymiş. köpek onbeş yaşında pekinez cinsi bir köpek. söylediklerine göre bir önceki gün kalp krizi geçirmiş ölmüş sonra geri dirilmiş! bu hayata geri dönüş olayından beri de arka ayakları doğru düzgün tutmuyormuş. daha sonra da bir yıldan beri köpekte kasık fıtkı olduğuınu ve gün geçtikçe büyüdüğünü söylediler. bu arada daha dur demeye kalmadan üçlü kanapenin üzerine koymalarıyla köpeğin işemesi bir oldu. ardından da özür dileyeceklerine aman onlarında kedisi var nolcak dediler. köpek bu işer tabii ki demeyi de ihmal etmediler. sanki kedimiz her zaman sağa sola işiyor. senin salak köpeğinle benim kedim bir mi? kusacağı zaman bile tuvaletine koşan bir kedi o. ben bir yandan koltukların kılıflarınla uğraşırken eşim de muayeneye devam etti. bu sırada köpeklerini çok sağlıklı beslediklerini ilan ettiler. her gün bir salatalık(hıyar) yiyormuş. günde bir salatalık. hem de sağlıklı besleniyormuş. yaaa yaa ne demeli acaba? köpek kedimin yemeklerini görmesiyle dalması bir oldu. koskoca tabağı silip süpürmesi bir saniyeydi. normal tabi köpek ömrü boyunca aç dolaşmış. bu arada aslında köpeklerinin veterineri x bey miş. x beyden de son derece memnunlarmış. anlata anlata bitiremediler. köpeğini de o kadar çok seviyor ki köpeğinin öldüğünü düşündüğü an baygınlık geçirmiş, ancak bir tam gün boyunca veterineri x beye gitmek yerine beş dakikalık bir gece ziyaretiyle halletmeye çalışıyor. gecenin sonunu merak edenlere: çok sevgili köpeğini en kısa sürede x beye götürmesini tavsiye ettik. umarım gitmişlerdir.
sonuç ne yapmamalıyız?(what should never be)
galiba bu konuda daha detaylı yazı yazmak lazım. herkese sağlıklı günler diliyorum.
kuzu ve pirinç diyeti!Gönderildi: 3/6/2005 - 03:11 - 1 Yorum - Yorum Yaz - Linkherkese selam, bugün anlatacaklarım iki ayrı olay birincisini bir arkadaşımdan dinledim. Kliniğine gelen bir dalmaçyalı köpek fıçı gibi olmuş. bir fıçıya dört çubuk takın alın size işte o köpek. Hastanın geçmişini alırken öğrendikleri şu daha önce bir deri rahatsızlığı olmuş ve veteriner hekim kuzu eti ve pirinç diyeti yapmasını önermiş. ancak hasta sahibi her halde dinlemediği için o günden beri köpeklerine kebabçıdan şiş kuzu ve pilav söylemişler ve köpeğin diyeti buymuş. işte ikincisi, köpeğe daha önce bir yerde traş yaptırmışlar. bu köpek terier cinsi bir köpek; traştan sonra cildi kabarmış pütür pütür ve büyüteç ile baktığında onların üzerinde hareket edebilen siyah noktacıklar olduğunu fark etmiş. bunun bir tür böcek olduğunu anlamış daha sonra hayvan çok kaşınıp çok eziyet çektiği için onu iyileştirmeye karar vermiş. Düşünüp taşınmış ve yolunu bulmuş! küçük küçük bezlere ağdayı sürüp hayvanın tüm vücuduna uygulamış. en çok da parmak aralarında zorlanmış ancak tedavi başarılı olmuş ve UYUZ iyileşmiş. ne demeli bilmiyorum tabi. merak edene not. köpek hala canlı
işte ilk yazımGönderildi: 1/6/2005 - 05:42 - 1 Yorum - Yorum Yaz - Linkburada yazacaklarım başımdan geçen şeyler. Arkadaşlarla bir araya geldiğimiz de birbirimize anlatıp gülüyoruz. Aramızda kalmasın, hepimizin arasında kalsın!
-merhaba ben xxx, kukinin sahibiyim. -buyrun. -kuki birkaç gündür halsiz. -evet, dinliyorum. -burnu kurnu ve arada titremeler geçiriyor da... acaba parkinson olmuş olabilir mi ben onu merak etmiştim -?!!! bence en kısa zamanda kliniğe getirmelisiniz. ciddi rahatsızlığı olabilir. muayene olması gerekli -yok eğer parkinson değilse gelmek istemiyorum! -peki iyi günler
kuki bir ispanyol cocker. ne demeli böyle bir sahibi var allah kurtarsın
|
![]() |