SUÇIKTI ADEMAĞA TESİSLERİ SİZLERE HİZMET YARIŞINDA
|
|
 |
 |
 |

 
GELENEKSEL HALK SANATLARI
GELENEKSEL HALK SANATLARI
|
1-Dokumalar:
Balıkesir yöresine göçen Yörükler göçebe yaşam sürerken zamanla yerleşik hayata geçmişlerdir.Dokuma konusunda usta olan bu yerleşimlerde daha çok kirkitli dokumalara rastlanmaktadır.Halı dokumalarıyla ünlü olan Yağcıbedir Yörükleri Balıkesir Yöresinde XVII.yüzyıldan itibaren görülmeye başlamaktadır.Balıkesir’de Yağcıbedir Yörükleri’nin yerleşim yerleri şunlardır:Sındırgı İlçesi Karakaya,Eğridere,Alakır,Çakıllı,Eşmedere ve Gölcük Köyleri,Bigadiç İlçesi Kayalıdere Köyü,Kepsut İlçesi Ahmetölen Köyü.
1.1-Kirkitli Dokumalar
1.1.1-Yağcıbedir Halıları:



Balıkesir İlinde Sındırgı İlçesinde dokunan ve adıyla ünlenen el sanatı olan Yağcıbedir Halıları Balıkesir denilince ilk akla gelen üründür.Bu halılar Yağcıbedir Yörüklerinin ellerinden çıkmakta olup Yörük kültürünün en önemli ürünlerinden biridir.
Yağcıbedir Halılarının iki önemli özelliği vardır.Bunlardan biri doğal bitki yaprağı ve köklerinden elde edilen “kök boya” adı verilen boyalarla boyanmış ipleri diğeri ise özgün motif kullanımıdır.Renkli yün iplerden iştar tipi tezgahlarda dokunan halılarda “yörük düğümü” ya da “Türk düğümü” tarzında dokuma görülmektedir.Halılarda kullanılan renkler koyu kırmızı,koyu mavi,lacivert ve de az da olsa beyazdır.Lacivert renk zeminde ve bordürlerde,kırmızı renk bordürlerde,köşe ve göbek motiflerinde beyaz renk ise bordürlerde ve mihrap çizgilerinde görülür.
Yağcıbedir Halıları motifleri bakımından Karagöz,Heybe Sulu ve Yedi Elli olarak üç gruba ayrılmaktadır.Bu grupların içinde bir çok motif çeşidi mevcuttur.Bunlardan bazıları : Canavar,koyun,geyik,at,yıldız,çiçek,mührüsüleyman,salyangoz,akrep,kartal,heybesuyu,eli belinde,mihrap,kırkayak,çınar yaprağı....Halıların boyutları genelde 110x200 m² dir. Yağcıbedir halıların ömrü 150-200 yıl olup bu halılar kullanıldıkça değer kazanmaktadır.Günümüzde yapımı devem eden halı dokumacılığında renk ve desenlerde farklı taleplerin olması halılarda yozlaşmaya sebep olmaktadır.Buna rağmen orijinal yapıya bağlı kalınarak da halı üretimi Yağcıbedir Yörük köylerinin olduğu (Sındırgı İlçesi Karakaya,Eğridere,Alakır,Çakıllı,Eşmedere ve Gölcük Köyleri,Bigadiç İlçesi Kayalıdere Köyü,Kepsut İlçesi Ahmetölen Köyü.) yerlerde devam etmektedir.
Ayrıca köylerde 3000 civarında halı tezgahı olup,yılda yaklaşık olarak 300.000 adet çeşitli ebatlarda halı dokunmaktadır.Ülke ekonomisine yılda ortalama 1 trilyon TL. arası gelir sağlamaktadır.
1.1.2.-Zili/Sili



Düz kirkitli dokuma türü olan zililere Balıkesir’in dağ köylerinde sık rastlanmaktadır.Kullanılan motif isimleri:beyaz tabak,gök tabak,çiyan ayağı,tavuk ayağı ve yedi baladır.Boyut olarak,motif sayısı ele alınarak,yedi tabaklı veya dokuz tabaklı olarak zililer yapılmaktadır. Renk olarak kahverengi,beyaz,kırmızı,mavi seçilmekte ve sipariş üzerine renk dokusu değiştirilmektedir.Yörede Kepsut İlçesi’nin Dedekaşı Köyü Zili dokumalarıyla ünlüdür.
1.2-Mekikli Dokumalar
1.2.1.-Bez Dokuma :
İpliği kumaş haline getirme işine dokuma denilmektedir.Balıkesir Yöresinde özellikle Manav Köylerinde bez dokumalar halen yapılmaktadır.
Genelde ev sakinleri ve marangoz işbirliği ile yapılan dokuma tezgahları bu köylerde hemen hemen her evin bir odasında yer almaktadır.Bez dokumaların atkısında orlon,çözgüsünde pamuk ip,marama adı verilen baş örtülerinde ise yün ip kullanılmaktadır.Kırsal kesimin ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak yapılan dokumalar çaput kilim/yaygı,marama,bohça olarak değerlendirilmektedir.
1.2.2-Şayak-Aba Dokuma :
Şayak-Aba koyun yünü veya yapağı kullanılarak “Çufalık” adı verilen tezgahlarda dokunan kaba ve kalın bir kumaştır.Bu dokuma çeşidini daha çok Balıkesir İlçelerinden Balya,İvrindi,Kepsut ve Dursunbey’de kırsal kesimde yapıldığı ve giysi olarak kullanıldığı görülür.
1.3-Keçe Yapımı :

Keçe hammaddesi yün olan,yünün sabunlu su ile ıslandırılıp birçok işlemden geçirilerek dövülmesi ile oluşturulan bir kumaştır.Türklerde göçebe yaşam ile ortaya çıkan geçmişi uzun olan bu el sanatı azalarak da olsa günümüze kadar gelmiştir. Kullanım alanları ise:Yaygı keçesi,paspas,kepenek,külah,yelek,pantolon,çantadır.
Keçenin yapımında yün yapılacak eşyaya göre tartılır ve yay-tokmak yardımıyla veya Makine ile taranıp,kabartılır.Yere açılan hasıra göz kararı ile yünün büyük bir kısmı saçkı ile atılarak yerleştirilir ve hasır rulo şeklinde sarılır.
Bu sırada yünün keçeleşmesini sağlayacak sabunlu su için kazana su konulur ve kaynatılır.Kaynayan suya sabunda eklenerek ateş üzerinde su karıştırılır ve bu sabunlu su keçenin oluşumundaki her aşamada kullanılır.
Rulo olarak sarılan hasır açılır ve yassılmış yünün üzerine tasa konulan sabunlu su süpürge yardımıyla,yünün her tarafına gelecek şekilde sepilir.Islandırılan yün hasıra sarılır. Hasırın dışına Tepme İşleminde kirlenmemesi için çuval bezinden sargı sarılır ve ip ile hasır sıkıca bağlanır.Keçe Ustası ayakları ile hasırı dükkanın içinde bir götürüp bir getirerek Tepmeye başlar.Tepme İşlemi yaklaşık yarım saat sürer ve yün gitgide gevşemeye başlar.I.Tepmeden sonra açılan hasırda keçeler ters yüz edilir.Keçenin kenarları kaba yün ve sabunlu su kullanılarak el yardımıyla düzeltilir bu işleme Çatkı denilir.
Keçenin sağlamlığını arttırmak için keçenin altına ve üstüne bir kenara ayrılan yün saçkı ile sepilir.Eğer kepenek yapılıyorsa kepeneğin ense ve külah kısmı da bu sırada sepilmektedir.Sabunlu su yünün üzerine sepilerek hasır toplanır ve bağlanarak II.Tepme İşlemi gerçekleşir.Bu işlem yaklaşık yarım saat sürer ve açılan hasırdaki keçeye istenilen motif veya sipariş veren kişinin ad ve soyadı baş harfleri,sipariş üzerine yapılmıyorsa yapan Ustanın adını baş harfleri daha önceden hazırlanmış renkli keçe parçaları kullanılarak sabunlu su ile yapıştırılır.Tekrardan sabunlu su kullanılarak ıslanan keçe hasıra sarılarak bir on dakika daha tepilir ve keçe hasırın içinden çıkarılıp tezgah üzerine alınır.
Sargı ile sarılan keçe kol gücü ile dövülüp haşlanmaya başlanır.Keçe iki üç saat boyunca hem ıslandırılır hem de dövülür.Kol ile dövme işleminin çeşitli biçimleri vardır:Yuvarlama,Kollama,Körükleme.Zaman geçtikçe keçe sertleşip sıkılaşmaya başlar ve biraz da küçülür.Yünün rengi keçe rengine gelince keçe katlanarak suyu süzülsün diye bir kenara konulup bir gün dinlendirilir.Böylece sık sık sabunlu su ile ıslandırılan keçenin emmediği suyu da akıtılmış olur.
Keçe ertesi gün tezgah üzerine alınarak düzden,tersten,enden ve boydan olmak üzere farklı şekillerde katlanarak bir süre yuvarlama yapılır. Sonra tezgaha açılan keçeye tokaçla
vurularak keçenin katlama yerleri ve kenar kısımları düzeltilir.Keçe sırığa sarılır,yaklaşık on dakika sırık ile keçe tezgah üzerinde yuvarlanıp açılır.Tokaç ile vurularak düzeltilen keçe şekline uygun bir şekilde asılarak kuruması için açık havaya çıkarılır.Havanın sıcaklık durumuna göre kuruma işlemi bir veya iki gün sürmektedir.
Yapılan keçe türü Çoban Kepeneği ise son Tokaçlama İşleminden sonra Tokaç yardımıyla kepeneğin ön yüzünde açılacak olan kanatlar belirginleştirilir ve bıçak yardımıyla aşağıdan yukarıya bu kısımlar açılır.Makas ile ense ve yaka kısmı düzeltilir.Yeni açılan yivler el ile ovularak sertleştirilir.Böylece bu kısımlardan oluşacak açılımlar önlenmiş olur.Kepenek şekli bozulmasın diye askıya asılarak açık havada kurumaya bırakılır.
Desen Oluşturmada Kullanılan Renkli Keçenin Hazırlanması:
Bir teneke kutuda veya kazanda kaynatılan suyun içine istenilen renk için yün boyası atılır ve karıştırılır.Boya boza kıvamına gelince kazanın altındaki ateş azaltılarak içine renksiz keçe parçaları atılır ve kaynamaya bırakılır.Boyanın içine atılan bir avuca yakın tuz boyanın keçeye tamamen geçmesini sağlar ve yarım saate yakın boya içinde bekletilen keçeler istenen rengi alınca boyadan çıkarılır.Açık havaya çıkarılarak kurumaya bırakılır.
Bu şekilde bir çok renkten hazırlanan renkli keçeler desen yapımında kullanılır.Keçeler desene göre kesilerek kullanılır.
Yapılan keçe ürünleri sanayii ve kırsal kesimin ihtiyacını gidermeye yöneliktir.Balıkesir’de yapılan sanayi keçeleri ile kepenekler Eskişehir,İzmir,Ankara, İstanbul, Kastamonu, Bilecik, Bursa ve civar ilçelere pazarlanır.
Balıkesir Merkez’de ve Savaştepe İlçesi Sarıbeyler Beldesi ve bazı dağ köylerinde yapımı devam etmektedir.
1.4-Oya Yapımı :

.jpg)
Oya; iplik,boncuk,pul gibi gereçlerle tığ,iğne,mekik,firkete ve şiş kullanılarak çeşitli tekniklerle yapılan el sanatı ürünüdür.Oyalar isimlerini hayvanlardan,bitkilerden,figürlerden ve nesnelerden alırlar.Balıkesir yöresinde yaygın olarak yapılan oya çeşitleri iğne ve boncuk oyacılığıdır.
İğne oyası,iplik üzerine veya kumaş kenarına motiflerin iki veya üç boyutlu olarak genellikle tane şekillerinin yan yana dizilmesi ile oluşturulmaktadır.
Balıkesir’de iğne oyacılığında en tanınmış merkez Gönen İlçesidir.Yapılan oya modellerinin başlıcaları şunlardır:Sepette gül,katlı gül,gelin yelpazesi,gelin tacı,selvi yaprağı,kollu karanfil,kabak çiçeği,zilli maşa,portakal oya,dut oya,horoz ibiği,zülem kadeh,beşli kiraz,cilveli kiraz,tül işi,kirazlı çark,dutlu biber,hercai menekşe,sinek oya.Yapılan oyalar süs,çeyiz ve hediye olarak değerlendirilir.İlçede oya yapımı kadınlar arasında yaygın olup aile ekonomisinde büyük paya sahiptir.
Gönen çevresinde özel bir yeri olan oyacılığın,ilçede Salı günleri kurulan “Oya Pazarı” ve her yıl 6 Eylül Kurtuluş Etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “Oya Festivali” ile gelişmesi ve sektörünün oluşması sağlanmıştır.
Ayrıca Tığ Oyası (Tığ Danteli) de Balıkesir Yöresinde yaygın olarak görülmektedir.www.gonenoyasi.com'dan oya ve dantel çeşitlerini görebilirsiniz.
.jpg)
2.Ağaç İşleri :

Dursunbeye özgü su yatıkları

İvrindi İlçesi Korucu Beldesi ve köylerinde daha çok gördüğümüz ağaç işleri yapımına yörede dağ köylerinde de rastlamak mümkündür.
Ağaçtan yapılan eşyalar:Kaşık,oklava,kirkit,ağızlık ve bastondur.İvrindi İlçesi Korucu Beldesinde yapılan ağaç kaşıklar boyanarak süs eşyası olarak da değerlendirilmektedir.
3.Çömlek Yapımı :

Çömlek yapımı için uygun toprağın alınarak sulanıp,çiğnenmesi ve yoğrulması ardından motorlu çark üzerine konulup el ile şekil verilmesi ile oluşturulan eşyalara çömlek denilmektedir.Günümüzde İvrindi İlçesi Kayapa Beldesi’nde çömlek ürünleri desti,küp,sigara tablası,saksı ve güveç yapılmaktadır.Plastik eşyaların çıkması toprak işlerindeki talebin azalmasına sebep olmuştur.
4.At Arabası Yapımı :

Motorlu taşıt araçlarının çıkmasıyla önemini kaybeden at arabası yapımı yörede günümüzde yalnızca Susurluk İlçesi’nde yapılmaktadır.Ahşaptan yapılan at arabaları renkli boyalarla çeşitli manzaralar boyanarak süslenmektedir.
5.Yorgan Yapımı :

Balıkesir İlinde Yorgan Yapımı uzun yıllar öncesine dayanan bir sanat dalıdır.Teknolojinin gelişmesi,hazır çeyiz,hazır yorgan,hazır yastık sektörünün hızla ilerlemesi yorgan sanatını olumsuz etkilemiştir.Yörede yorgan ihtiyacını genelde Balıkesir Merkez’de bulunan on altı adet yorgan dükkanı karşılamaktadır.Yorganlar kullanımlarına ve isteğe bağlı olarak iki çeşit yapılmaktadır:Gündelik ve Fantezi(Model) Yorganlar.Çok emek isteyen bu el sanatında günümüzde model çeşitliliği dikkat çekmektedir.
|
BALIKESİR HALK OYUNLARI
BALIKESİR HALK OYUNLARI

DURSUNBEY BARANASI


Dursunbey baranası
|
Balıkesir Halk Oyunları zengin bir yapıya sahiptir.Yörede bulunan birçok farklı etnik grup kültür çeşitliliğini ortaya çıkarmaktadır ve bu halk oyunlarınada yansımaktadır. Genel olarak bakıldığında İlde oyunlar daire,düz çizgi ve karşılıklı geçişler şeklinde oynanmaktadır.Yöredeki oyunlar genel halk oyunları türlerinden Zeybek,Güvende,Kaşık Oyunları ve Bengi sınıfına girmektedir.
Balıkesir Yöresinde Günümüzde Oynanan Başlıca Halk Oyunlarının İsimleri:

Harmandalı,İkili Güvende,Toplu Güvende,Bengi,Baydan Nazmiye,Karyolamın Demiri,Akpınar,Hatçam,Azime,Bağ Yüzünün Çamları,Durnalar,Tüllek(İğde Dalı),Demirciler,
Ağır Hava,Koca Arap,Kemeraltı,Doğanlar Zeybeği,Sekme,Kayalcanın Taşları(Yörük Ali),Mendili Oyaladım,Karşılama,Şerifem,Aşağı Yoldan,Tünleme,Mende,Yörük Dağı,Ninna,
Suda Balık Oynuyor,Sarı Karınca,Köroğlu,Aldı Dereleri,Koybatın Dereleri,Dursunbeyin Hanları,Şıngır,Edremit Güvende,Yılanı Yılanı,Savaştepe Zeybeği,Bandırmalı Güzelim,Alay Havası,İsmailler Zeybeği,Koca Kuş,Koca Ceviz,Dada Zeybeği,Entarisi Damgalı,Oğlanın Adı Hakkı,Ergama,Sabai Güvende,Tabancalı,Kozak Dağının Çamları,İsmailli,Yanık Hatçem.
Kadınların Oynadıkları Oyun Adları:

Akpınar, Hatçam, Mende, Azime, Durnalar, Demirciler,Tüllek (İğde Dalı), Mendili Oyaladım,Yörük Dağı,Ninna,Suda Balık Oynuyor,Bandırmalı Güzelim,Kozak Oyunu,Entarisi Damgalı,Oğlanın Adı Hakkı,Ergama,Sarı Karınca.
Kadın Oyunlarında Çalgı:
Geleneksel olarak bakır tava,kazan,kaşık ve zilli maşa kullanılmaktadır.
Erkeklerin Oynadıkları Oyun Adları:


İkili Güvende,Toplu Güvende,Bengi,Ağır Hava,Karşılama,Koca Arap,Kemeraltı,
Sekme,Kayalcanın Taşları,Şıngır,Edremit Güvende,Yılanı Yılanı,Savaştepe Zeybeği,Alay Havası,İsmailler Zeybeği,Koca Kuş,Dada Zeybeği,Doğanlar Zeybeği,Aldı Dereleri,Koybatın Dereleri,Sabai Güvende,İsmailli,Tabancalı.Dursunbey baranası.
Erkek Oyunlarında Çalgı:
Geleneksel olarak bağlama,davul,zurna veya klarnet kullanılmaktadır.
Yörede oynanan başlıca oyunlar şöyledir
PAMUKÇU BENGİSİ
Yörede ünlü olan oyun çeşitlerinden biridir.Pamukçu Köyü ile bu oyun özdeşleşmiştir. Kelime anlamı “sonu olmayan,ebedi” olan oyunun menşeisinde cengaverlik unsuru bulunmaktadır.Benginin kendine has bir çıkış havası vardır.Asıl havadan ayrı olup gezinti şeklindedir.Bengi 8-10-12-15 kişi ile oynandığı gibi,daha fazla kişilerle de oynanır.Bengi’de beş figür vardır.Figür aralarındaki hareketler ise oyunun manasını belirler.Oyunlar daire biçiminde ve soldan sağa doğru oynanır.
Pamukçu yöresinde köy düğünlerinde,bayramlarda ve eğlencelerde İkili Güvende,Toplu Güvende ve Bengi oynanmaktadır.Bengi oyunun yurt çapında tanıtımı için 1975’de Pamukçu Köyü’nde bir dernek kurulmuştur. Dernek faaliyetlerini sürdürmektedir.
İKİLİ GÜVENDE
Murat KARABULUT tarafından derlenen oyun köy düğünlerinde, bayramlarda, Akpınar eğlencelerinde ve sohbetlerde gençler tarafından oynanır.
Sadece iki kişi tarafından oynanan bu oyun oldukça hareketlidir. Belirgin figürleri dönme ve çökmelerdir. Bu oyun boy ve kabileler arasında yapılan mücadelede, iki tarafın en güçlü savaşçılarının karşılaşmasını temsil eder.
Oyuna başlamadan önce müzik eşliğinde kısa bir gezinti yapılır. Yörede bu gezintiye “ Aldırma “ , oyuna başlama haline gelmeye de “ Oyuna Alma “ denir. Baştan sona kadar çökme ve dönme figürlerinden meydana gelen oyun, hızlı tempoda yapılan seri hareketlerle sürdürülür.
TÜNLEME
Sevinç YAŞAR tarafından derlenen oyun bayanlar tarafından düğün ve kına gecelerinde oynanmaktadır.Daha çok Balıkesir ilinin Kepsut ilçesine bağlı Ahmet Ölen köyünde bu oyun görülmektedir.
Oyun kadın ve genç kızların bakır tava ile söyledikleri türkü eşliğinde en az dört kişi veya daha fazla kişi ile kaşıkla oynanmaktadır.
1-Oyun Türküsünün Sözleri:
Sevdiğim aşağıda ben yukarıda savaşam
İzin ver Allah’ım yare kavuşam
Sen benimsin ben seninim ey güzel.
Barış, mezarların kar olmayınca
Girmem evinize yar olmayınca
Bu tepeden o tepeye ev olur
Alem sevdiğine yanar del(i) olur.
2-Oyunun Figürleri :a)Düz Figür:Figür sağ ayakla nokta yapılarak başlar.Sağ ayak taban basarken sol ayak dizden yukarı çekilir ve sağ ayak üzerinde iki kez sekme yapılır. En son olarakta iki ayağın tabanı yere basılır.Aynı zamanda kollar baş hizasında yanda yukarıya kaldırılır.
b)Geçiş Figürü:Figür sağ ayak nokta yapılarak başlar.Sağ ayak taban basarken sol ayak parmak ucu ile vücut ağırlığı yukarıya çekilir,bu hareket iki kez tekrar edilir.Daha sonra sol ayak taban basarken sağ ayak dizden yukarı çekilir ve bir kez sekme yapılır bundan sonra sağ ayak tabanı basılırken sol ayak dizden yukarı çekilir ve iki kez sekme yapılır.En son olarakta iki ayağın tabanı yere basılır.Aynı zamanda kollar baş hizasında yanda yukarıya kaldırılır.
3-Oyunda Giyim –Kuşam:
1-Başa;altta çetki üstte çember (Allı bez-Karanfilli bez )
2-İçe;Dokumadan göynek yada dokuma olmayan fistan
3-Üstte;Kaftan ( Üçetek )
4-Yakalık
5-Zıbın
6-Kemikli bağ
7-Şal ( Arkalaç )
8-Peşkir
9-Yün çorap
4-Oyunda Aksesuar : Kaşık.
BALIKESİR GELENEKSEL GİYSİLERİ
a)Kadın Giysileri:Baş giyiminde ilk al bez başa sarılıp uçları başın üst kısmına gelecek şekilde bağlanır.Al bez Yörüklerde ipek veya saten kumaştan olup,başın arkasına gelecek kısmı pul ve boncuklarla işlenmiştir.Kenarları yeşil şeritli boncuk,pul ve karanfillerle oyalanmıştır.Al bezin üzerine alın bezi bağlanır.Yörüklerde alın bezinde hakim renk çoğunlukla siyahtır.Bezin kenarları boncuk ve pullarla işlidir.Türkmenlerde ise al ve yeşil olmak üzere iki renk vardır.Başta öne ve arkaya gelecek olan bölümlerin ortaları ve uçları pullarla işlidir.

Üst bedene göynek/gömlek giyilir.Kadın gömleklerinin boyu ayak bileğine kadar uzun,Yörüklerin yaşadığı bazı dağ köylerinde ise diz altında ön ve arka beden bütün halinde kesilir.Gömleklerin etekleri dize kadar çepeçevre kırmızı ve mavi yün iplerle işlenir.Yakası göğüse kadar açıktır.Bu açıklık düğme veya iğne ile kapatılır.Türkmenler de ise gömlek grep kumaşından yapılır.Belden başlayarak yan tarafa gelecek şekilde üçgen bir parça eklenir.Bu parçanın etek kısımları su taşı ve pullarla işlenir.Bu parçanın üst bölümünden aşağı doğru sarkan oya işleme üzerine püsküller görülür.Gömleğin altına şalvar (işlemeli don) giyilir.Şalvar pamuklu,dokuma bezden yapılan bol ağlı bir giyim parçasıdır.Donun üstüne iç etek ve en üste de üçetek giyilir.Üçetek ismi entarinin belden aşağı kısmının üç ayrı yaprak,dilim halinde yapılmasından gelir.Kutnu,telli,altı parmak,atlas benzeri kumaşlardan ve düz dokumalardan dikilir.Yaka yuvarlak kesimlidir.Ön kenarları,etekleri ve kol ağızları su taşları ile süslenmiştir.Üç eteğin arkasına kare şeklinde dokunmuş,üçgen şekilde katlanarak kullanılan arkalaç,öne çubuklu veya siyah dokumadan üzerine motifler işlenmiş önlük ve bunları bağlamada kolon (çalpara) sarılır. Kolon (çalpara) iki parmak kalınlığında yaklaşık iki metre uzunluğunda ve uçları dongurdaklı olan bir dokumadır.Dongurdaklı uçları arkalacın üzerinde sallanacak şekilde önlük üzerinden bele dolanır ve arkada düğümlenir. Üst bedene son olarak cepken giyilir.Yörede fermene,derme gibi isimler alan cepken kadife kumaştan yapılır ve sim-sarma ile motiflendirilir.
Ayağa ise beyaz yünden nakışlı çorap ve karanfilli kundura,sırmalı potin,çarık,sarı edik veya göğe bakan giyilir.
b)Erkek Giysileri:Erkek giyiminde başa beyaz veya kahverengi keçeden yapılan dal fes adı verilen fes giyilir.Yörüklerde daha çok koyu renkte olup kenarlarına yeşil şerit geçirilmiştir.Şeritin etrafı pul,boncuk ve karanfillerle süslenmiştir.Üçgen şekline getirilip üçgen tarafı sol yana gelecek şekilde dal fesin üzerine düğümlenir.

Ovada yaşayanlar ise dal fes üzerine renkli,çubuklu veya siyah poşu sararlar.İnce katlanan poşu,fes ve kalpak üzerine dolanarak,üçgen tarafı sağ yana gelecek şekilde düğümlenir.Boyuna oyalı yazma üçgen şekli öne gelecek şekilde bağlanır.
Üst kısıma gömlek üzerine camedan giyilir.Camedanın üzerine delme ve üzerine de
kartal kanadı giyilir.
Kadife,çuha veya dokumadan dikilir.Yakası “V” kesimli olup önü açıktır.Kolun sırf omuz kısmı bedene tutturulur,alt kısmı açıktır.Boyu el üzerine kadar iner.Yaka kenarı,etek ucu ve kol çevresi simli harç,kaytan ve sim telle işlenir.
Alt giyimde ise dokuma bezden yapılan kısa don giyilip bel kısmına yün veya pamukla dokunmuş dikdörtgen şeklinde kuşak ve üstüne de kolon sarılır.Kuşağın üstüne de ön kısma beyaz renkte,işlemeli yağlık/gergef peşkiri üçgen veya dikdörtgen şekilde takılır.
Ayak giyiminde yün çorap ve üzerine tozluk ve tozluk bağı adı verilen püsküllü bir bağ bağlanır.Ayağa siyah yemeni veya tulumbacı ayakkabısı giyilir.
Dursunbey ve Bigadiç İlçelerinde erkek giyiminde çeşitli farklılıklar görülmektedir.
BARANA GELENEĞİ
Barana kelimesi Farsça Barhana (Barhane) kelimesinden gelmektedir.Halk arasında konak,han gibi anlamlarda kullanılan bu kelime zamanla barana şekline dönüşerek topluluk adı olarak kullanılmıştır.
Bugün Anadolu’nun çeşitli yörelerinde gezek,oturak,sıra gecesi ve şeker bağlaması gibi adlarla sürdürülen geleneklerle benzerlikler de göstermektedir.
Esas itibariyle gençlerin kendilerini eğittikleri bir örgütlenme olan Barana’da eğlence bir araçtır.Daha sonraları toplumsal değişimlerin etkisiyle eğlence ön plana çıkmıştır.
Her yıl hasat bitiminde eylül ortası veya ekim başı gibi başlayıp Hıdrelleze kadar devam eden bu gelenek Balıkesir’in Dursunbey İlçesi’nde görülmektedir.
Hasat bitiminde Barana kurmak isteyen arkadaşlar biraraya gelerek Barana’yı oluştururlar.Bu aşamada önemli olan Barana’nın ismi ile görev bölümüdür.Barana’da beş önemli görev vardır.Bunlar için seçimler yapılır:
a)Patron veya Başkan :Gençler arasında ve toplumda sayılan ve sevilen birisi seçilir.
b)Hakim veya Başkan Yardımcısı :Başkan olmadığı zaman onun yerine geçer.
c)Çavuş :Tarafsız ve adaletli birisi seçilir.
d)Çavuş yardımcıları veya Falakacı:Güçlü kuvvetli ve saygılı kişilerden seçilir.
Seçimlerin ardından ilk toplantının nerede yapılacağı kararlaştırılır.Toplantının günü ve yapılan seçilen cep defterine yazılır.Barana üyeleri 16 veya 17 kişiden oluşur.Ayrıca Baranalarada üyeler arasında en fazla üç yaş fark olması gerekmektedir.Barana grupları akranlar arasında kurulur.
İlk toplantı bir evde olmaya başlar ve bu toplantılar kan kardeşliğini sembolize ettiği için “kanlı pilav” olarak ifade edilir.
Barana’nın İşleyişi
Barana üyeleri seçimin ardından bir Pazar akşamı sohbetin yapılacağı evde buluşmak üzere ayrılırlar. Ev sahibi dümbelek, tef ve zilli maşadan oluşan müzik aletlerini bir çuvalın içine koyup evine götür. Ailesine Pazar akşamı evde toplantı yapılacağını ve hazırlık yapmalarını ister.
Aileler yıllardır bu uygulamayı bildikleri için oğullarının barana üyesi olmasından gurur duyarak, büyük bir mutlulukla hazırlıklarını tamamlayıp Pazar akşamını iple çekerler.Pazar akşamı Barana üyelerinin tamamı sohbetin yapılacağı evin en yakınındaki camiye giderek yatsı namazını kılarlar.
Cami çıkışında birlikte eve doğru yönelirler ve belli bir mesafeden sonra başkanın işaret vermesiyle ‘ Sabahtan Kavuştum’ türküsünü söylemeye başlarlar.
(Parçanın ilk dörtlüğü)
Sabahtan kavuştum ben bir güzele
Güzel senin uykuların uçtu mu
Senin gönlün yad ellere düştü mü
Gülün bir tanesi sen kerem eyle (ben yandım)
Eve geldiklerinde merdiven dibinde şu parçaya geçilir:
Küçüğüm nereden gelirsin
Gasaved gönlümü alırsın (ben yandım)
Ergeç sen benim olursun
Gasaved gönlümü alırsın (ben yandım)
Ev sahipleri türküyü duyar duymaz kapının önüne çıkarlar ve gelenleri karşılarlar.Misafirler tek tek “hoş geldiniz, sefa getirdiniz” denilerek içeri alınırlar.Avluda hep birlikte bir iki dönüp oynadıktan sonra sohbetin yapılacağı odaya çıkılır. Onları oda kapısında ev sahibi ve barana üyesi karşılar ve ‘evimize hoş geldiniz!’diyerek içeri alır.Odaya girişte belli bir sıra yoktur ama genellikle başkan önce diğer üyeler onun ardından içeri girmeye özen gösteririler.Oda ocaklığı(şömine) olan evin geniş odasına geçilir. İçeride hasırlar serilidir. Hasırların üstüne kilimler vardır odanın kenarlarında yastıklar vardır. Yastıkların hemen önünde oturanların rahat etmesini sağlayan minderler vardır.Ocaklığın yanı başına başkan tam bağdaş kurarak oturur,onun karşısına hakim oturur.Barana Başı’nın “rahat oturun” demesiyle sohbete şu türküyle başlanır:
Eminemin çam dibinde sesi var
Varın bakın bohçasında nesi var
Bir yazmayla top püsküllü fesi var
Aman Eminem kalk gidelim dağlara
Mekân tutalım mor sümbüllü dağlara
Hakimin yanında çavuşun yardımcıları gelecek şekilde gençler karşılıklı otururlar. Başkan gibi rahat oturan sadece hakimdir. Diğerleri diz üstü otururlar.Ev sahibi barana üyesi ve onun en can arkadaşları kapı açık ise kapının dışında dururlar.Herhangi bir hizmet görmek için hazır olurlar.
Eve girildikten sonra,merdiven başında,oturulurken,söyleşiye başlarken hep ayrı özel ezgiler çalınıp koro halinde söylenir.Kırık hava,karşılama ve zeybek oynanır.Oyunlar esnasında oyunu bırakan kaşıkları bir arkadaşının önüne bırakır.Bu şekilde herkes oynamış olur.Başkanın “herrol” komutu ile oyunlara ara verilir.Ardından en yaygını “yüzük oyunu” olmak üzere çeşitli eğlencelik oyunlar oynanır.Daha sonra yemek yenir,kahveler içilir,masallar öyküler anlatılır,çeşitli konularda söyleşilir ve “Sohbet Övme” gibi çok özel ezgiler okunur.
Sohbet Övme Türküsünün ilk dörtlüğü şöyledir:
Uzun çarşı baştan başa
Keklik seker taştan taşa
Geçmiş olsun (...........) paşa
Sevdiğim bir o,saydığım bir o
Olacak sohbet senindir
Senindir,gerçek senindir.
Sohbet Övmede ayrıca o geceki ve gelecek toplantının söyleşilerini yapacak kişiler açıklanır.Sohbetin bir de yargılama bölümü vardır.Bu bölümde suçlular yargılanır ve suçlarına göre cezalara çarptırılır.Kumar oynamak,yalan söylemek,sarhoş olmak ve benzeri davranışlar suç sayılmakta ve suçlulara cezaları hemen uygulanmaktadır.
Gizlilik Barana’nın önemli özelliklerinden biridir.Söyleşi yerinin açıklanması yasaktır.Sohbet ahbapları birbirlerini sevmek,saymak ve birbirlerine yardımcı olmakla yükümlüdürler.
Baranalar tümüyle toplumsal,ahlaksal ve eğitsel bir kurum niteliğindedir.Dursunbey Baranası Türk geleneklerini sürdürmektedir. |
|
BALIKESİR MUTFAĞI
| Balıkesir Mutfağı |
 |
| |
|
DURSUNBEYİN MEŞHUR LOKUMLARI |
|
Balıkesir Kaymaklısı |
|
|
Malzemeler :1 kg Un, 300 gr tereyağı,6 yumurta,700 gr kaymak, 2 kg. şeker ve üstüne gelinceye kadar su.
Yapılışı :Un hamur tahtasında elenir, ortası açılır. Tereyağı ve süt konup karıştırılır. Yoğrulur. Dinlendirildikten sonra on iki parçaya bölünüp yağlı bir tepsiye konulur. Her yufkanın kırılmaması için elle su serpilir, diğer 6 yufkada diğer yağlı tepsiye yerleştirilir. Fırında veya mangalda pişirilir. Alt kısımları kızarınca iki tepside ateşten indirilir. Birinci tepsideki yufkaların üst yufkası üzerine bolca kaymak yayılır. Kümeler halinde de konulabilir. Diğer tepsideki yufkaların alttaki kızarmış tarafı üste gelmek üzere birinci tepsideki kaymakların üzerine kapatılır. Ilık halde reçel şurupları koyulduğunda şerbet soğuk hamur üzerine gezdirilerek dökülür, kapak katılır. Soğuduktan sonra servis yapılır.
|
|
Börülce |
|
|
Sallama yada sıyırma olarak da tabir edilen haşlama salatasıdır. Zeytinyağı ile koruk suyu dövülmüş sarımsakla karıştırılır. Haşlanmış börülcenin üzerine bu karışım ilave edilerek servis yapılır
|
|
Düğün Çorbası |
|
|
Malzemeler :Yarım su bardağı,haşlanmış nohut,1 çorba kaşığı tereyağı,3 diş sarımsak,2 adet yumurta(sarıları kullanılacak),yarım su bardağı un,yarım su bardağı arpa şehriye. Yapılışı :Et suyuna şehriyeler atılarak pişirilir.İki yumurta sarısı ve un yarım su bardağı su ile kıvamlı hale gelecek şekilde çırpılarak kaynayan şehriyeli et suyuna yedirilir.Haşlanmış nohut ve dövülmüş sarımsak ilave edilerek çorba pişmeye bırakılır.Çorbanın içindeki arpa şehriyeler piştikten sonra ayrı bir kapta kızdırılan tereyağı tabağa alınan çorbanın üzerine gezdirilir.
|
|
Höşmerim tatlısı |
|
|
Balikesir'in O muhtesem yaylalarında koyun otlatan bir çoban, sabahleyin yaylaya çıkarken, çadirda kalan MELEK adında genç eşine," Bu gün canım çok tatlı istiyor, akşam sofrada bir tatlı olsun" der. Eşini çok seven köylü güzeli, nasıl bir tatlı hazırlayacağını düşünürken, süzekte asılı duran peyniri görür. Bakir bir kaba boşaltıp içine birkaç yumurta, biraz mısır unu, birazda şeker ilave ederek bir tatlı hazırlar. Aksam yemeğinin ardından bu tatlıyı eşine sunar. Çoban bir kaşık alır, yedikçe hoşuna gider ve " ne hoş olmus meleğim" diyerek yemeye devam eder. Bu tatli zamanla Balikesir yöresinde ünlenerek yayiılır ve "Ne hoş olmuş meleğim" ifadesi tatliya Höşmelim ismini verir.
|
|
Keşkek |
|
|
Malzemeler :Etli kuzu kemiği(2 kaburga göğsü), 500 gr. keşkeklik buğday,250 gr. tereyağı, 1 kaşık salça,yeteri kadar tuz.
Yapılışı :Keşkeklik buğday bir gün önceden yıkanır ve haşlanır.Bir kabın tabanına etli kuzu kemiği dizilir ve üzerine de buğday konulur.Buğdayların üzerine çıkacak kadar sıcak su ilave edilerek pişirilir.Ara sıra keşkek karıştırılır.Buğdaylar ezilinceye kadar ara ara sıcak su da ekleyerek yemek pişirilir.Etin piştiği de anlaşıldıktan sonra kemikler yemekten çıkarılıp kemikleri ayıklanıp yemeğin içine konulur. Yemek tahta bir kaşık ile dövülerek merhem haline getirilir. Sonradan eritilmiş kızgın tereyağı,karabiber ve kırmızı biber ve salça ilave edilerek ikram edilir.Yemeğin özelliği ,etin belli olmayacak kadar dövülmüş olmasıdır
|
|
Kurtdere mantısı |
|
|
börek hamurundan yufka açılır gayet inceolacak.yufka uzunlamasına paralel 4-5 parçaya ayrılır,bir köşesine tavuk eti konularak gül böreği gibi sarılır.fırında kızardıktan sonra üzerine tavuk suyu dökülerek ocakta çektirilir.biraz dinlendikten sonra afiyetle yenir(kurtdere köyüne hastır)
|
|
Sura |
|
|
Malzemeler :1 adet kuzu veya oğlak eti ön kolu,150 gr. kuzu ciğeri,yarım su bardağı zeytin yağı,2 su bardağı pirinç,1 çorba kaşığı çam fıstığı,1 adet kuru soğan,1 çorba kaşığı kuş üzümü,yarım çay kaşığı yeni bahar, yarım çay kaşığı karabiber,yarım çay kaşığı tarçın,2 ye4mek kaşığı tuz,1 yemek kaşığı domates salçası. Yapılışı :Daha çok kurban bayramlarında yapılan ve özel günlerde tercih edilen bir yemektir. Kuzu ön kolu kaburga tarafından bıçakla açılır içine önceden hazırlanmış iç pilav doldurulur. Bu bölüm iğne iplikle dikilir. Bir kapta sulandırılan salça etin üzerine sürülür. Pişirme kabına su da eklenerek et pişirilir.
|
|
Tirit |
|
|
Özel olarak pişirilen pideler küçük küçük kesilerek tabaklara konulur. Üzerine dökülen et suyu ile yumuşatılarak kabartılır. Daha sonra üzerine et eklenen yemek karabiber ve maydanoz ile süslenerek servis yapılır.
|
|
Zerde |
|
|
Malzemeler :1 su bardağı pirinç,2,5 su bardağı şeker,50 gr. kızamık şekeri,2 yemek kaşığı gül suyu,3-5 adet karanfil,Yarım çay kaşığı tarçın. Yapılışı :Su ile pirinç kaynatılır. Kaynadıktan sonra şekeri ve gülsuyu ilave edilerek pişirilir. İkram edileceği zaman Kızamık şekeri (veya kımızı loğusa şekeri) ve tarçın ile süslenir.
|
|
| |
| |
BALIKESİR DÜĞÜN ADETLERİ

Düğün ve evlenme geleneklerinin en canlı olarak yaşandığı yerler köylerdir. Günümüzde köyler de geleneksel özelliklerini yitirmişlerdir. Ancak biz zamanında derlenmiş gelenek ve adetlerden hareketle Balıkesir ve civarındaki köylerde yapılan düğünler hakkındaki bilgileri özetlemek istiyoruz:
Her köyün düğünü bazı farklılıklar gösterebilir. Ancak genel nitelikleri itibariyle pek çok benzerlikler gösterirler. Her yerde olduğu gibi düğünlerimiz üç aşamalıdır: Söz kesme, nişan ve düğün.
Kız İsteme ve Söz Kesimi:
Önce babalardan habersiz oğlan anası, kız anasının ağzını yoklar. Oğlan anası, kız anasını ikna ettikten sonra durum babalara açılır. Her yerde oğlan, evlenme çağına gelince kendisine istenecek kızın babasına iki uygun kimse gönderilerek kız istenir. O da “Bir ailemle görüşeyim, kızıma da sorayım, onlar isterlerse olur. Bundan iyi bir oğlan mı bulacağım.” diyerek cevap verir. Bir hafta sonra tekrar gidilir, ancak yine kesin cevap alınamaz. Ancak üçüncü gidişte söz kesilebilir. Kız evine giden dünürcüler biraz oturduktan sonra “Allah’ın emri, peygamberin kavliyle kızınız .... oğluna münasip görerek istemeye geldik” derler. Kız evi nazlanır, “kızımız küçük” gibi mazeretler ileri sürerler. Sonra dünürcüler “Siz konuşun, cuma akşamı biz nişanımız getiririz” derler ve kalkarlar. Kız istemeye gidenler ayakkabılarını çevrilmiş bulurlarsa kızın verileceğini, çevrilmemiş ise verilmek istenmediğini anlarlar. Söz kesilince kızı istemeye gelenlerle oğlana bir mendil (yağlık) gönderilir. İsteyiciler oğlan evine döndüklerinde tavuk, hindi gibi bir ziyafetle ağırlanırlar.
Nişan:
Söz kesildikten üç gün sonra oğlan evinden bir heybe içine ekmek, bulgur, şeker, üzüm gibi şeyler doldurularak oğlan yengeleri tarafından kız evine götürülür. Ertesi gün yine heybeler içine basma vs. konarak oğlan anası yanına aldığı kadınlarla kız evine gider. Gelin kız, kaynanasının elini öper ve önüne diz çöker; kaynana gelinin başına bir ak yaşmak örter, bunun anlamı “günün ak olsun” demektir. Yaşmağın ucunda bir çeyrek lira altını bağlıdır. Bunun üzerine de bir kat yazma (çember) kor. Diğer kadınlar da birer yazma korlar, sonra gelinin sağdıcı hepsini toplar, dışarı çıkarır. Bundan sonra defler çalınır, türküler söylenir ve gelin kaynananın önünde oynar. Bu arada kaynana gelinin başına şeker serper. Orada bulunanlar mutlaka birer şeker alıp yemek isterler, çünkü bu şekerden yiyenin dişinin ağrımadığına inanılır. Bu geleneğin adı “küçük heybe”dir. Bazı köylerde bu gelenek söz kesiminden bir hafta sonra olur ve sadece çörek üzerine konmuş helva götürülür. İki gün sonra ise kız evi, aynı heybeyle kızarmış tavuk, kırılmış ceviz, çörek, mendil, kese ve mevsimine göre bir çiçek kız yengesiyle geri gönderilir.
Bir müddet sonra oğlan tarafı beş kat çeşitli basma, yazma, üstlük, yüzük, küpe katmer, helva ve yemiş dolu heybelerle kız evine giderler. Kız evi daha önceden haberdar edilmiştir ve oğlan evi tarafından gönderilen erzaklarla yemekler hazırlamıştır. Yemekler yendikten sonra gelenler para, kaynata da bir takım altını vererek giderler. Komşular neler geldiğini merak ederek kız evine toplanırlar. Bu sırada kaynana bir kenara oturarak getirdiği basma topunun yarısını seccade gibi yayar, gelin kız yayılan topun üzerinden yürüyerek kaynananın önüne gelir, elini öper, diz çöker. Kaynana da geline yüzük ve küpe takar, ak yaşmağı başına atar ve diğer eşyaları da bir bir üstüne kor. Davetliler de armağanlarını aynı biçimde verirler. Sonra bütün bu eşyalar bir araya getirilerek bir kalbura doldurulur ve oyunlara başlanır. Ancak bu kez gelin oynamaz, çünkü heybeler gelmeden önce kardeşlikleriyle oynamıştır. Bu oyunlar genellikle avlularda oynanır ve güveyi ile köy delikanlıları da bir kenardan seyrederler.
Bir başka gün kız evinden kızın kardeşlikleriyle oğlan evine sinilerle yemek, baklava ve oğlanın aile fertlerine birer kat iç çamaşırı gönderilir. Getirenlere oğlan evinden bahşiş verilir. Ertesi gün siniler geri gönderilir ve yanında gelin için bir kat basma ile yemişler vardır. Buna “kuru sini” adı verilir.Kuru siniyi getirenlere kız evinde yemek verilir, hep birlikte ariyetler/hediyeler sayılır. Bunun sebebi ileride bir ayrılma vuku bulursa ne getirildiğinin bilinmesidir. Bundan sonra düğüne kadar her bayram ve düğünde oğlan evi, kız evine heybelerle tavuk ve katmer gönderir. Bu arada da oğlan evini alması gereken eşyalar alınır. Bunlar eskiden kutu elbisesi, çındılı kadife ceket, üstlük, pabuç, terlik, karyola, sandık, kilim, halı, çul, basma kumaşlardır. Kız evi de iki yatak, güveyi elbisesi ve akrabaları için çamaşırlar alır.
Düğün:
Hazırlıklar tamam olduktan sonra düğün günü kararlaştırılır. Düğünden on beş gün önce çalgı tutulur, bir hafta önce de okuntular dağıtılır. Okuntu itibarlı davetlilere birer yazma (çember), diğerlerine ise şekerdir. Düğün gününden iki gün önce çalgılar gelir, çeşitli havalar çalmaya başlar. Bu arada keşkek dövülmeye başlanır. Düğünden iki gün önce yapılan diğer bir tören de sepi geleneğidir. Oğlan evi akrabalarını ve komşularını toplayıp gelir. Gelenlerin hediye getirmesi adettir. Kız evinin yaptığı yemekler yenir. Kızın çeyizi askıya çıkarılır ve gelenler bunları görür. Gelin, o gece nişan kıyafetini giyer. Sepi altında oyun oynanır. Bu gecede gelin ile görümceyi oyuna kaldırırlar. Kaynanası gelinin başına bir avuç para saçar. Oyunlar oynanır, eğlenilir. Kızın arkadaşları düğün gününe kadar sepi odasında yatar, oğlan evi de onlara yiyecek içecek getirir.
Ertesi gün davetliler gelmeye başlarlar. Her gelen grup çalgıyla karşılanır ve önce düğün evine, sonra da konaklayacakları yere götürülürler. Herkes birer hediyeyle gelir ve hediyeler düğün evine bırakılır. Hediyeler genellikle daha önce düğün evinden kendilerine gelen hediyenin aynısıdır. Akşam yemeğinden sonra düğün evi bir heybeyle odaları gezer ve kahve dağıtır, çalgı da odalarda sırayla çalar. Sonra köy delikanlıları çalgılarla düğün yerine gelirler, misafirler de eğlenceye katılır. Herkes oyun oynar, eğlenir. Daha sonra delikanlılar düğün evine gelerek baklava ve para alırlar. O gün düğün sahibinin maddî gücüne göre güreş, değnek yarışı, at yarışı gibi eğlenceler düzenlenir.
Bu eğlenceler sürerken kız evinde gelinin hazırlıkları sürmektedir. Oyunlardan sonra oğlan evinde atlar hazırlanır. Tabiî artık atların yerini otomobiller almış durumdadır. Yenge adı verilen ve at bulabilen kadınlar, mavi veya kırmızı renkte feraceler giyerek başlarını beyaz yaşmaklarla örterler, çalgılar eşliğinde kız evine doğru yola çıkarlar. Yengelerden birisi kız evinin önünde iner, omzundaki bir heybeyle içeri girer. Heybede bir bacak et vardır. Kızın ev halkı için getirilmiştir. Gelin, annesinin, babasının ve bütün akrabalarının ellerini öper. El öpülürken kıza bahşişler verilir. Sonra avluya çıkılır ve ters kapatılmış bir kazana bastırılarak gelin oğlan evinden gelen ata biner. Hareket edilince bir atlı yine bir heybeyle oğlan evine koşturur ve gelinin yola çıktığı müjdesini verir. Çalgılar çalar, delikanlılar düğün alayının önünde bağıra çağıra gelini götürürler.
Kız evinden ayrılıp oğlan evinin kapısına gelinceye kadar delikanlılar gelin alayının önüne geçerler, bahşiş isterler. Gelin geldikten sonra hemen inmez, kaynata geline vereği eşya ve malları sayar. Bunlar tarla, inek gibi çeşitli arazi ve hayvanlardır. Gelin daha atın üzerindeyken kucağına bir oğlan çocuğu verilir. Bunun sebebi gelinin erkek çocuk doğurmasının istenmesidir. Sonra kaynata tarafından gelin attan indirilir. Yere basınca “eli ekmekli olsun” diye koltuğuna buğday ekmeği kıstırılır, eline bir bardak su verilir ve içeri alınır. Gelin yürüdükçe suyu yavaş yavaş döker. Böylece varsa huysuzlukları dışarıda kalacağına inanılır. Ekmekler dışarıda toplananlara dağıtılır. Bu da gelen misafirlere ekmek verilmesi içindir. Gelin odaya girince yaz da olsa kavla ateş yakılır. Bazı yerlerde gelin eve girerken yenge, gelinin girdiği kapıyı tereyağıyla yağlar. Bunun sebebi de “mutluluk, zenginlik olsun, geçimde sıkıntı olmasın” dileğidir. Gelinin koltuğundan çörekler geçirilerek dışarıdaki delikanlılara dağıtılır. Bu çöreklerden yiyenin dişinin sızlamadığı inancı yaygındır.
Çeyizi gelinden önce eve getirilmiş ve döşenmiştir. Gelin gelince çeyiz odası yenge tarafından açılır.
Gerdek:
Akşam olunca güveyi yeni elbiselerini sağdıcının evinde giyer ve camiye gider. Güveyi camide iken ayakkabısının biri arkadaşlarından biri tarafından saklanır ve bahşiş almadan geri vermez. Namazdan sonra cemaatle eve gelinir, gelenlere şerbet ikram edilir ve imam dua eder. Güveyi babasının ve imamın ellerini öper. Damat arkadaşları tarafından yumruklanarak gerdeğe girer.
Sabahleyin yenge gelir, gelinin yatağını kaldırır. Bazı yerlerde gelin istenildiği gibi çıktıysa anasının evine beyaz bir yaşmak, aksi ise kara bir şey gönderilir. Daha sonra kadınlar gelini görmeye gelirler. Gelin ufacık bir çocuk dahi gelse elini öper ve bir mendil hediye eder. Üç gün evden çıkmayan gelin ancak dördüncü gün suya gider. Her gidişinde de farklı bir elbise giyer. Gelin suya giderken eline mutlaka yeni bir testi verilir. Ayrıca çeşmede bir yerlere bir tarakla çakı saklanır. Gelin bunları arar, tarağı bulursa ilk çocuğunun kız, çakıyı bulursa erkek olacağına yorumlanır.
BALIKESİR HAVALİSİ TÜRKÜSÜ
İki Keklik Bir Kayada Ötüyor
- İki De Keklik Bir Kayada Ötüyor,
- Ötme De Keklik Derdim Bana Yetiyor,
- Aman Aman Yetiyor.
- Annesine Kara Da Haber Gidiyor.
- Yazması Oyalı Kundurası Boyalı,
- Yar Benim Aman Aman Yar Benim
- Uzun Da Geceler Yar Boynuma Sar Benim.
- Aman Aman Sar Beni.
- İki De Keklik Bir Derede Su İçer,
- Dertli De Keklik Dertsizlere Dert Açar,
- Aman Aman Dert Açar.
- Ona Yanık Sevda Derler Tez Geçer.
- Yazması Oyalı Kundurası Boyalı,
- Yar Benim Aman Aman Yar Benim
- Uzun Da Geceler Yar Boynuma Sar Benim.
- Aman Aman Sar Beni.
BALIKESİR HAVALİSİ TÜRKÜSÜ
Ayva çiçek açmış
- Ayva çiçek açmış yaz mı gelecek,
- Gönül bu sevdadan vaz mı geçecek.
- Sağ gözüm seğriyor yar mı gelecek,
- Uyan yarim uyan gel tut elimden,
- Nasıl ayrılayım tatlı dilinden.
- Evlerinin önü vişne fidanı,
- Dolanı dolanı buldum odanı.
- Hani bu güzelin körpe fidanı,
- Yandım allah yandım al kanım akar,
- Al duvaklı gelin yoluma bakar.
DURSUNBEYİN HANLARI
Dursunbey'in hanları
- Dursunbeyin hanları
- Şıngırdaklı camları
- Bizim için yapılmış
- Balıkesir damları
- Koyunların sürüsü
- Arda kalmış birisi
- Çifte yengeler arıyor
- Çam dibinde ölüsü
- Arpaların demedi
- Koyunları meledi
- Gidi gavur katil zeynep
- Nere godun memedi
BİLMECELER
Sandır safran gibi, okunur Kur'an gibi. (Altın)
Küçücük mezar, dünyayı gezer. (Ayakkabı)
San tavuk dalda yatır, dal kırıldı yerde yatır. (Ayva)
Altı tahta üstü tahta, içinde bir san yafta. (Badem)
Eğri büğrü anası var, yeşil kürklü babası var. Oğlu var saybette gezer, kızı var dünyadan güzel. (Bağ)
Ben giderim o gider, nokta nokta iz eder. (Baston)
Yedi delikli tokmak, bunu bilmeyen ahmak.(Baş)
Dağdan gelir takla makla, aman abla beni sakla. (Ceviz)
Taştandır, demirdendir; yediği hep hamurdandır. Dünya alemi doyurur, kendi doymaz nedendir? (Değirmen)
Altı mermer, üstü mermer; içinde gelin oynar. (Ağız)
Anneye değmez, babaya değer; halaya değmez, amcaya değer; vallaha değmez, billalıa değer. (Dudak)
Nar tanesi, nur tanesi; dört köşenin bir tanesi. (Gelin)
Mavi atlas, iğne batmaz, terzi biçmez, iğne geçmez. (Gök)
Bahçelerde üzerlik, başındaki al terlik, yeni mi evlenmiş bu yiğit, ne bundaki güzellik? (Gül)
Çıt demeden çalıya düşer? (Güneş)
Dilim dilim nar; dizime kadar kar, uçtu keklik kaldı dilber. (Buğday tanesi)
Yer altında kırmızı minare. (Havuç)
Attım rafa, bir kuru kafa. Yemesi tatlı, maymun suratlı. (Hindistan Cevizi)
Küçücük al yastık, içine un bastık. (İğde)
Sapı var keser görmedik, unu var değirmen görmedik, donu var terzi görmedik. (İğde)
Küçücük nişatır, dünyayı giydirir, kuşatır. (İğne)
Aheste aheste, bülbül kafeste. Yem yemez, su içmez, böyle nevreste. (İpek Böceği)
Aktır tarlası, karadır tohumu. El ile ekilir, dil ile biçilir. (Kağıt, mürekkep, yazı ve okumak)
Kan dilde var, mumda yok. (Kan)
Gelen Leyla, giden Leyla, ayak üstü duran Leyla. (Kapı)
Altı tahta, üstü tahta içinde bir karafatma. (Kaplumbağa)
Yer altında bulgur kaynar. (Karınca)
Bir küçücük kumbara, zahire çeker ambara (Kaşık)
Allah yapar yapısını, demir açar kapısını. (Kavun)
Dağdan gelir, taştan gelir; kıçı açık enişten gelir. (Keçi)
Ben ne idim, ne idim; samur kürklü bey idim. Felek beni şaşırdı, küllüklere düşürdü. (Kestane)
Beyaz ile başladım, yeşil ile işledim; al ile bitirdim; cümle aleme yetirdim. (Kiraz)
Bir kuyum var; hep içine, hep içine. (Kulak)
Ol hanım geldi, sol hanım geldi. Aylan bakışlı, keklik sekişli, dere karpuzu bir hanım geldi. (Kurbağa)
Elde yapılır, ete takılır. (Küpe)
Bir kızı var, biz gibi; kıçı çuvaldız gibi. Kırk kat esvap içinde, yine içi buz gibi. (Lahana)
Benim bir evim var. Sivridir ucu, taştır dışı, boştur içi. (Minare)
Etrafına sur çekilmiş, ortasında nuru var. Kendi kendin yer bitirir. Böyle pis bir huyu var. (Mum)
Biri bilmeyen bir kişi; ne biri bilir, ne beşi. Bir koyun kuzu kuzulamış; anası erkek kuzusu dişi. (Namaz, Havva, Adem)
Anne beni ağlatma, kanlı yaşım damlatma, yakut gibi diziliyim, kandil gibi asılıyım. (Nar)
Hanım cama dayandı; cam kırıldı al kanlara boy andır. (Nar)
Abdest alır, namaz kılmaz (Ölü)
Hevaidir, hevai yüksek yapar yuvayı, kuyumcular dökemez, ipekçiler yapamaz. (Örümcek)
Kısacık boylu, mor kadife donlu. (Patlıcan)
Çın çın hamam, kubbesi tamam, bir gelin aldım, babası yaman. (Saat)
Bilmece bildirmece, el üstünde kaydırmaca. (Sabun)
Odaya götürsem ağlamaz, sofraya götürsem ağlamaz, ocağa götürsem ağlar. (Tere Yağı)
Kardan beyaz, şekerden tatlı. Kadınlar bilir tadını, erkekler bilir adını. (Sakız)
Bir ağacı oymuşlar, içine nağme koymuşlar. Yanılmış yalan söylemiş, kulağını burmuşlar. (Saz)
Yapan satar, alan kullanmaz, kullanan görmez. (Mezartaşı)
Sular harhara gider. Ölü mezara gider. Anası toprak içinde oğlu pazara gider. (Sebze)
Dağdan gelir, taştan gelir, bir yularsız aslan gelir. (Sel)
Kat kat amma katmer değil, kırmızı amma elma değil. (Soğan)
Bir oğlum var; gelen öper, giden öper. ( Su Bardağı)
Çat burada, çat kapı arkasında. (Süpürge)
Çarşıdan alınmaz, bohçaya konulmaz, ondan tatlı birşey olmaz. (Uyku)
Billurdan bir havuz, içinde bir kılavuz, ağzında sarı yavuz. (Gaz Lambası)
Dağdan gelir hız ile, yedibin yıldız ile ne taştır, ne tüfek, neler yapar pezevenk. (Yıldırım)
Ana bir kız doğurur, ne ayağı var, ne başı; kız bir ana doğurur, hem ayağı var hem başı. (Yumurta)
Bir küçücük sil taşı, içinde bekler aşı. Pişirirsin aş olur, pişirmezsen kuş olur. (Yumurta)
DURSUNBEY HAVALİSİ TÜRKÜSÜ
Uzun çarşı baştan
- Uzun çarşı baştan başa
- Keklik seker taştan taşa
- Bir ülfetin olmaz paşa
- Sevdiğim bir o saydığım bir o
- Olacak ülfet senindir
- Vallah billah senindir
- Kızılcık üzüm turşusu
- Yüzüne vurmuş ekşisi
- Bir ülfetin has komşusu
- Sevdiğim bir o saydığım bir o
- Olacak ülfet senindir
- Vallah billah senindir
KÖY KURBAN BAYRAMI EĞLENCELERİ
 
DEVE OYUNU
Deveyi yapabilmek için 2.5 m. uzunluğunda 5 cm. genişliğinde dört tane, aynı genişlikte ve 50 cm. uzunluğunda üç tane çıta, fındık dalından kesilmiş yaklaşık 1 m. uzunluğunda beş veya altı, 3-3.5 m. uzunluğunda iki tane çubuk, at veya eşeğin kafa kemiği, koyun ye de keçi derisi, 4.5 tane çan, kilim, battaniye veya tül ile ipin hazır olması gerekir. İlk önce uzun çıtalar parelel olarak üç kısa çıtayla ön, orta ve arkadan tutturulur. Uzun çıtalara karşılık olarak eşit aralarla beş, altı, delik açılır, uzun çubuklar çıtaların üzerinden kavisli şekilde uzatılarak uçları öndeki ve arkadaki deliklere girdirilir. Diğer kısa çubuklar da diğer iki çıtada karşılıklı olarak açılmış deliklere kavisli olarak girdirilir. Uzun çubukların arka deliklerden sarkan uçları birleştirilerek bağlanır. Bu kısım devenin kuyruğu olur. İskeletin ön kısmındaki çıtaya yine 50 cm. uzunluğunda başka bir çıta 45 derecelik açıyla tam ortadan çakılır. Bu çıtanın ucuna 90 derecelik açıyla ucu aşağı doğru uzanan başka bir çıta çakılır.Çıtanın üzerine at veya eşeğin kafa kemiği bağlanır. Kafa kemiğinin altındaki destek olarak uzatılan çubuğun ucuna, çekildiğinde oynayacak şekilde küçük bir çıta bağlanır. Bu çıta devenin alt çene görevini yapar. Alttaki oyuncu bu ağaç parçasının ucuna bağlı ipi çektiğinde devenin ağzı hareket etmiş olur. Kafa kemiğinin üzerine koyun veya keçi derisi sarılır, üzerine yular şeklinde ip bağlanır. Bu ipin bir ucu deveyi önden çeken kişinin eline verilir. Devenin çenesinin altına beş veya altı tane çan bağlanır. Çanların çıkardığı seslerle deve oyununun başlamış olduğu köye duyurulur. Gövde iskeletinin üzerine büyük bir kilim, kilimin üzerine de battaniye ya da tül örtülür. Bu kişi kilimin içerisine girerek tam ortadan iskeleti omuzlarına alır ve yürümeye başlar. Böylece devemiz oyun için hazırlanmış olur. Sıra oyuncuların hazırlanmasına gelir. Dört kişiye beyaz elbise giydirilir, ellerine ve yüzlerine soba isi sürülerek Arap haline getirilir. Oyunda rolü olan diğer oyuncular günlük kıyafetleriyle oynarlar.
Deve ve oyuncular hazırlandıktan sonra akşam karanlığı basınca köy meydanında büyük bir ateş yakılır. Köyün bir ucundan oyunhareketleriyle oynar. başlatılır. Araplardan biri önde deveyi çeker, diğerleri devenin etrafında gezinerek ve çeşitli sesler çıkartarak yürürler. Devenin arkasında oyunu seyretmeye gelen köy halkı yürür. Kalabalık, deve meydanda yakılan ateşe yaklaştıkça artar. Kalabalıktan bir grup tef eşliğinde deve havası türküsünü söylerken deve de müziğe uygun
SEYİRLİK OYUNLAR
|
ARAP OYUNU: Oyuna kambur, arap, efe, kız (kız kılığına girmiş erkek oyuncu) olarak katılır. Deveci oyununa benzeyen bu oyunda, geleneksel giysileri ile, halkın huzuruna çıkarlar.
KAMBUR: Karnına sırtına minder veya yastık sokulur. Eski yırtık elbiseler giyer, büyükçe bir sakal ve bıyık takılır.
ARAP: Yüzü siyah, is ile boyanır. Üzerine küçük çanlar takılır.
KIZ: Uzun boyludur; üzerine uzun bir entari giydirirler, başına bir çember "Baş örtüsü örtÜlür, memeleri herhangi bir şeyle şişirilir.
EFE: Pala bıyıklıdır. Elinde kılıç, başında fesi bulunur.
Kızlar düğünde sürekli oynarlar. Kambur veya Arap kızları kaçırmaya çalışır. Kızlar ise, Efenin yanından ayrılmazlar. Düğün alayı giderken, Arap ve Kambur, gelin arabasının veya atının önüne yatarak oynarlar ve bahşişlerini alırlar.
DEVECİ OYUNU: Kadı, Kızlar, Efe, Arap ve Deve'den oluşan beş oyuncu ile oynanır.
KADI: Beyaz çarşaflıdır. Vücudu yastık ve bezlerle iyice şişmanlatılmıştır. Bir elinde büyükçe bir teşbih, diğer elinde değnek bulunur.
KIZLAR: Başlarında fes, bellerinde kırmızı kuşak; siyah şalvar giyerler.
EFE: Basına ipek poşu takar. Belinde kuşak ve kuşakta tahta tabanca takılıdır. Ağzında uzun bir ağızlık ve sigara vardır. ARAP: Yüzü tava isi ile iyice siyaha boyanır. Paçavra elbiselerinin üstüne keçi postu giydirilir.
DEVE: Devetüyü renginde keten kumaş, içerisinde iki kişi bulunur; ayakları dışında, her yerleri örtülerek, deve görünümü verilir.
KOÇ OYUNU: Köyde koyunun veya keçinin ilk yavruladığı zaman, köyün gençleri bir araya toplanırlar. Değişik elbiseler giyerek, ellerini, yüzlerini boyarlar. İçlerinden birinin boynuna çan takılır. Ve ilk kuzunun veya oğlağın doğduğunu halka haber vermek için, ev ev dolaşırlar ve çeşit çeşit erzak ve para toplarlar. Sonunda toplanan bu malzemeler aralarında bölüşülür.
KÜLLÜ KOCA OYUNU: Bir erkeğe kadın elbisesi giydirilerek başı bağlanır. Eteğine de kül doldurulur. Bu oyuncu ortada dolaşırken, çevresindeki insanların üzerine kül serperek, oyuna renk katar ve oyun bu şekilde devam eder. | |
|
Hakkımda
 MySpace
« October 2008 »
| Mon | Tue | Wed | Thu | Fri | Sat | Sun | | | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 |
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | |
Linkler
Kavacık Köyü Dini Site Çocuklar için Anadolunun Dindar ve kahraman insanları ÖSS ile ilgili Yazılar Kavacık2 (beşiktaşlılar) Kavacık3 Kavacık köyü Tarihi elbise Örgü ve yemek tarifleri Canlı radyo Canlı media radyo Kavacıklılar Balıkesir Yöremiz Türküleri Küçükler Köyü Dada köyü Davul zurna Mezitler Köyü Mp3 Simav Yöre Mp3 Canlı Radyo Balıkesir Tanıtım Filmi Suçıktı Ademağa Tesisleri Kuran Öğrenme Yöre Türküleri Edebiyatla ilgili
Kategoriler
Son Yazılar
SUÇIKTI ADEMAĞA TESİSLERİ SİZLERE HİZMET YARIŞINDA Başlıksız Başlıksız Başlıksız GELENEKSEL HALK SANATLARI
Arkadaşlarım
memnunca ayvalikli zikrullah semavat selsebil haticane fifadelisi eagleserkan
 Friendster images
hava durumu
Artık Dursunbey türkülerini online dinleyebilirsiniz.
Dursunbey Türkülerini Dinlemek İçin TIKLAYIN...
|