Sair-Siir-Veciz

yazmadan edemeyeceğim / ıssız adam

Posted by onursargin on 15/11/2008 at 22:05

arkadaşlar bu sıralar gösterimde ISSIZ ADAM diye bir film var

feciiiiiii

pissssssss

(ben "feci" veya "pis" kelimesini kendisinden çoook etkilendiğim şeyler için kullanırım)

 

evvelki akşam, gece mi demeli yoksa

birkaç arkadaş beraberce izledik filmi, sinemada

 

çağan ırmak yönetmen ve senaristti

cemal hünal (alper) ve melis birkan (ada) başrollerdeydi

filmin başlarında adanın rolüne bir türlü kendimi veremedim

o role bir türlü kendimi kaptıramadım

sanki oyun yaptığı belli oluyormuş gibi geliyordu

ama filmin devamında bu durum böyle sürmedi

tüm roller beni içine çekti, çekti, çekti

veeeee

tüm o roller

film en son KARESİNDE

GÜM diye kalbimi deşti

kendimi kaybettim

ne yapacağımı şaşırdım

bir iki dakika daha devam etseydi film

salya sümük bir hale bürünebilirdim

o kadar üzüldüm, o kadar üzüldüm ki...

 

 

bugün yerinde bir seçim yapın

ve bu filmi seyredin

 

izledikten sonra konuşalım devamını...

"Yaşam aksiyonu sever."

Posted by onursargin on 14/11/2008 at 21:22
Psiko-ruhsal Oturum 1
 
Lisa'nın Öyküsü - Kendini ve Başkalarını Takdir Etme
 
Yönetenler: Onur Sargın ve  Psikolojik Danışman Nilgün Çalık
 
22 Kasım 2008 Cumartesi
 
Saat: 15:30
 
Yer: Uygar Görme Engelliler Derneği - Halk Eğitim Salonu
 
Katılımcı Sayısı: 14 +2

odam

Posted by onursargin on 13/11/2008 at 13:24

yurt odam bu sene o kadar sıcak bir ortam oldu ki

odaya her girişimde kendiliğinden gerçekleşen bir huzur haline geçiş yapıyorum

gerçi şu aralar bayaca bir pis, elektrik süpürgesine ihtiyaç duyuyor

ama

uzağı net görmekte zorlandığım için pek büyük bir rahatsızlık vermiyor bana

odanın bu hali :)

 

koca koca rengarenk minderler

yere serdiğim yeşil pike

masa örtüleri

üst üste dizilmiş bir sürü kitap

camdaki tül

cd çalar, hoparlör ve enfes dinlendirici müzikler

nil gün cdleri

buzdolabındaki leziz yiyecekler

mmmhhh

çok leziz bir ortam yaratmışım haberim yok

 

hastaneden çıkıp odama gidiyorum

ve uyuyana kadar kelimenin tam anlamıyla

terapiden geçiyorum

bir yandan TUS için batı tıbbı çalışıyorum

bir yandan zihin-beden tıbbı ile ilgili kitaplar okuyorum

minderlerin üzerine kendimi atıp nefes egzersizleri yapıyorum

şükür defterimi açıp ŞÜKREDEBİLECEĞİM NE VAR? sorusuna

cevaplar veriyorum, yazıyorum

roman okuyorum

buzdolabımdan soğuk soğuk -ohhhh

meyveler çıkartıp yiyorum

incir arası ceviz yapıyorum

 

e daha ne olsun

odamı seviyorum

o da beni seviyor

senin varlığın için şükrediyorum

senin değerini bildiğim için kendimi takdir ediyorum

içini bilmiyorum ama ADI çok hoşuma gitti

Posted by onursargin on 12/11/2008 at 13:55

Beni Sevmen İçin Kendimden Vaz mı Geçmeliyim?Beni Sevmen İçin Kendimden Vaz mı Geçmeliyim?Beni Sevmen İçin Kendimden Vaz mı Geçmeliyim?

nefeeeeeeeeees

Posted by onursargin on 11/11/2008 at 22:20

arkadaşlar nette dolaşırken transformal nefes terapisi ile ilgili yapılmış röportajlardan bir kaç esin verici cümle yakaladım

sizin için

 

 

*Dünyanın en kuvvetli arınma metodu. Seansı 3 yıllık psikoterapiye eşdeğer. Bu sistemin yaratıcısı Judith Kravitz, doğru nefesle gırtlak kanserini yendi. (Nevşah Fidan'la röportajdan)

 

*Annemin 40 yıllık migreni geçti. Kanser hastası müşterilerimin doktorları beni arayıp teşekkür ediyor. Astımı, böcek, köpek, hatta uçak korkularını doğru nefesle yenenler var. Panik atağı geçiriyor. 20 senedir çocuğu olmayan arkadaşlarım hamile kaldılar. Tedavi olarak göstermek istemiyorum ama nefes gerçekten çok etkili bir şifa yöntemi. (Nevşah Fidan'la röportajdan)

 

*Nefes terapisinin kanseri yendiğine en büyük örneğin de nefes terapisinin yaratıcısının Dr. Judith Kravitz olduğunu anlatıyor. Zira Kravitz, doktorların hemen ameliyatla almalıyız dediği tümörü nefes seanslarıyla eritip yok etmiş. 25 yıldır sağlıklı bir şekilde ve nefes terapisini dünyaya yayarak yaşamını sürdürüyor. (Nilgül Tavsel'le röportajdan)

 

*Doğduğumuz andan itibaren, karşımıza çıkan olumsuz olaylarda hep nefesimizi tutuyoruz. Bunu yapmaktaki amacımız, bu duyguyu yaşamamak. Nefesle birlikte o olumsuz duyguyu, vücudumuzda hapsediyoruz ve yeni acılar, travmalar, hayal kırıklıkları ve korkular, kasıklarımızdan ağzımıza kadar olan bölgede bir takım blokajlar oluşturuyor. (Nilgül Tavsel'le röportajdan)

 

*Bilinçaltı, doğumla birlikte yaşam boyu biriktirdikleriyle bize bir yaşam sunuyor, ‘burada bunu yap’, ‘bu güvenli değil’, ‘sen buna layık değilsin’ gibi komutlar veriyor. Büyük bir aşk acısı yaşadıysa ya da sert bir disiplinle yetiştirildiyse, kendini korumak için sevgiye yüreğini kapatarak blokaj oluşturur. Oysaki şu anki yaşantınızda mükemmel bir sevgi ile karşı karşıya olabilirsiniz. Hayat boyu blokajlardan dolayı bir sürü şeyi kaçırıyoruz. Nefes terapileriyle sistem temizlenince olumsuz blokajların, yerini sevgi ve neşe alıyor. Evrenle enerji alışverişine giriyoruz ve her şey yolunda gitmeye başlıyor. (Nilgül Tavsel'le röportajdan)

 

*Transformal nefes çok etkili kişisel arınma ve doğal şifa tekniği. Bilinçaltımız şimdiye kadar kayıt ettikleriyle bir yaşam sunuyor bize. Biz diyoruz ki onu yaşamak zorunda değilsiniz. Ne kadar dolu olursanız olun bunları temizleyip yeni bir sizle bu hayata başlayabilirsiniz. Farklı bir yaşam istiyorsanız, deneyimleyin. (Nilgül Tavsel'le röportajdan)

 

enfeksiyon?

Posted by onursargin on 11/11/2008 at 13:05

(enfeksiyon = vücut içinde bakteri, virüs ya da parazitlerin bulunarak üremeleri.

örnek: üst solunum yolu enfeksiyonu, yumuşak doku enfeksiyonu vs.)

 

enfeksiyon, mikroplardan mı KAYNAKLANIYOR?

yoksa

sırf orada bulundukları için, enfeksiyon sebebinin onlar olduğunu mu sanıyoruz?

mikropların orada işi ne?

hangi amaçla oradalar?

vücudun o kısmına hangi amaçla geldiler, nasıl geldiler?

boğazda, kolda, gözde vs. işleri ne?

oralarda beslendikleri BİR ŞEY mi var?

onları oraya kim çağırdı?

nasıl?

nasıl çekti onları?

 

okuyunuz: ric a. weinman / reiki, ellerinizin iyileştirici gücü

                bölüm başlığı: ek b, hastalığın alternatif teorisi

                (kitabın en son kısmı)

IRKÇILIK ve KAVMİYETÇİLİK

Posted by mehmet selim polat on 11/11/2008 at 10:57


Tıkla>>>>>MEHMET SELİM POLAT

--HUZUR İSLAMDADIR,DİNİNİ ÖĞREN ve YAŞA- Hıristiyanlar Yazmasınlar,Sevmiyorum.-

Tıkla>>Annem   ..Tıkla>>Ses Klibi   ..Tıkla>>Gaflet Uykusu

IRRKÇILIK MÜSLÜMA'NIN İŞİ DEĞİLDİR

Kavim ve kavmiyetçilik düşüncesi; dil, tarih, toprak ve ırk temeli üzerine bina edilmiştir. Bu söylenilen değerler vesilesiyle kavimlerin birbirleri arasında kavmiyetçilik bağı oluşur, din ve inançtan uzak olarak birbirlerine karşı dostluk ve sevgi gösterirler. Zira kavmiyetçilik düşüncesinde din ve inancın hiçbir önemi yoktur. Üstelik kavmiyetçilik düşüncesi, din ile devlet işlerini birbirinden ayıran kafir laik sistemleri yerlerinde sabit kılıcı bir düşüncedir.

Düşüncelerini, inanç ve yaşantılarını kavmiyetçilik ilkesi üzerine bina eden ve birleştirenler için kavmiyetçilik, Allah (c.c)’tan başka ibadet ettikleri bir taguttur. Çünkü bu kimseler her türlü dostluk ve düşmanlığı, hak ve hukuku kavmiyetçilik temellerine dayandırırlar.

Özetle kavmiyetçilik fikri, Allah (c.c)’ın haramını farz kılan, farz kıldığını haram kılan bir düşüncedir

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Ancak müminler kardeştir.” (Hucurat: 10)
   

Müminler dilleri, ırkları, toprakları, tarihleri ne olursa olsun birbirlerinin kardeşi ve dostudurlar. Allah (c.c)’ın şu ayetlerde buyurduğu gibi:

“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır.”  (Tevbe: 71)
                      

“O küfredenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sanırlar?”  (Kehf: 102)

Allah (c.c)’ın kafirleri dost edinmeyi yasak kılması, onlar kafir oldukları içindir. Bu sebeble aynı kavme tabi olmalarına rağmen kafir olan kimselere karşı düşmanlık göstermek ve dostluk göstermemek gerekir. Öyleki bu kimseler aynı aileden, aynı anne babadan olsalar bile… Kafir oldukları müddetçe onlara dostluk ve sevgi söz konusu olamaz.
 

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Biz, müslümanlarla mücrimleri bir mi tutarız? Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?”  (Kalem: 35 )

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Yoksa iman eden ve salih amel işleyenleri yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Veya takva sahibi kimseleri günahkar kimseler gibi mi tutacağız?”  (Sa’d: 28 )

“Ey insanlar! Muhakkakki biz, sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışıp anlaşmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında sizin en üstün olanınız Allah’tan en çok korkanınızdır. Şüphesizki Allah her şeyi hakkıyla bilen ve her şeyden hakkıyla haberdar olandır.”  (Hucurat: 13 )

Sahih sünnette Rasulullah (s.a.s) şöyle demiştir:

“Ehli beytimin bana insanlardan daha öncelikli olduğu sanılır. Oysa öyle değildir. Benim dostlarım; hangi milletten, nereden ve kim olurlarsa olsunlar, sizden olan takva sahipleridir.”   (İbni Ebi Asım Sünnet kitabında sahih senedle rivayet etmiştir.)

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“Arabın acemden üstünlüğü ancak takva sebebiyledir.”  (Buhari, Müslim)

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“Ey müslümanlar! Allah (c.c) cahiliyye ayıbını ve babalarla övünmeyi giderdi. İnsanlar, ya takvalı bir mü’min ya mutsuz bir facir olurlar. Siz Adem’in oğullarısınız. Adem ise topraktan yaratıldı. Cehennem odunu olmalarına rağmen kendileriyle övünen kişileri terketmek gerekir. Böyle yapmayan kimseler burnunu pisliğe sürten bok böceğinden daha aşağı kimseler olurlar.”  (Ahmed, Ebu Davud sahih senedle.)

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“Eğer bir adamın cahiliyenin adetlerine göre baba ve dedeleriyle övündüğünü görürseniz ona: “Babanın erkeklik organını ısır” deyin!” (Ahmed, Tirmizi sahih senedle)

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“Kim cahiliye adeti olan kavmiyetçiliğe çağırırsa o cehennem topluluğundandır.” Bunun üzerine bir adam şöyle dedi:

“Ya Rasulallah! Namaz kılsa, oruç tutsa da mı?”
 

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“Evet, namaz kılsa, oruç tutsa da böyledir! Sizler Allah (c.c)’ın sizi isimlendirdiği şeye çağırın! Allah (c.c) sizi müslüman, mümin ve Allah (c.c)’ın kulları olarak isimlendirdi. İşte siz insanları buna çağırın!” (Tergib Ve Terhib, sahih senedle)

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“Cahiliyye adeti olan kavmiyetçiliğe çağıran bizden değildir.” (Nesei sahih senedle rivayet etti.)

İslam davasından başka her dava cahiliyye davasıdır. İman, İslam ve akide bağı dışında birleştiren her bağ cahiliye bağıdır. Bu bağı reddetmemiz ve ona buğzedip uzak durmamız gerekir.

Irkçılık, insanlık tarihi içinde uzun bir geçmişe sahiptir. Eski Yunan, Roma, Mısır toplumlarında egemen uluslar kendilerinin doğal üstünlüklerine inanırlar, kendilerinden olmayan ulusları ikinci sınıf insan, dolayısıyla köle ve hizmetçi olmak üzere yaratılmış topluluklar olarak değerlendirirlerdi. İsrailoğulları gibi kimi toplumlarda ise ırkçılık dini bir nitelik kazanmıştı. Kendilerinin seçilmiş ulus olduklarına inanan israiloğulları, İslâm’ın tebliğ edildiği dönemde, sırf kendi uluslarından olmadığı için Hz. Muhammed (s.a.s)’in peygamberliğini kabul etmemişlerdi .

Uzun geçmişine rağmen ırkçılık sosyal bir teori olarak ondokuzuncu yüzyıl da sistemleşti.

Nazizmden farklı biçimde de olsa, Avrupa uluslarının sömürgecilik hareketlerinde haksız ve insanlık dışı eylemleri meşrulaştırmakta ırkçı görüşler başlıca etken oldu. İspanyollar Amerika’ya geldiklerinde Yerlilere karşı izledikleri yayılmacı ve saldırgan politikalarını, Yerlilerin İspanyollardan farklı oldukları, kendileriyle aynı anlamda insan bile sayılamayacaklarını öne süren ırkçı teorilere dayandırdılar, topraklarını ellerinden aldıkları Yerlilere insan gibi davranmanın gerekmediğini öne sürdüler.


Thomas Carlyle, James A. Froude, Charles Kingsley ve özellikle Rudyard Kipling’in yazılarında ısrarla işlenen “beyaz adamın misyonu” düşüncesi de sömürgecilik döneminde ırkçılığı meşrulaştırıcı ve sömürgeciliği yüceltici bir işlev gördü. Bu düşünceye göre beyaz Avrupalı öteki ırklara medeniyet götürüyor, dolayısıyla insanlığa hizmet ediyordu.

Başta İngiliz, Fransız ve Portekizliler olmak üzere Avrupalı tüm sömürgeciler Asya’da, Afrika’da, Hindistan ve Uzak Doğuda sömürgeleştirme faaliyetlerini bu sözde “medenileştirme” görevlerine dayandırıyorlardı. ABD’de ise ırkçılık önceleri katliam ölçüsünde Yerlilere, daha sonra da Siyahlara yöneldi. Günümüzde ırkçılıktan belli ölçüde bir uzaklaşma eğiliminden söz edilse de başta ABD olmak üzere tam Avrupa ülkelerinde varlığını sürdürmekte; özellikle ırk ayırımının yasal olarak sürdüğü Güney Afrika ile İsrail’de en katı ve acımasız biçimiyle egemenliğini yürütmektedir.

İslâm, zulüm ve sömürüye yol açan tüm inanç ve düşünceler gibi ırkçılığı da yasaklamıştır. Kur’an ırkların aynı kökten geldiklerini ifade ederek, üstünlük iddialarının temelsizliğini ortaya koymuştur.

Tüm insanlar ve uluslar Hz. Adem (a.s) ile eşi Havva’dan yaratılmıştır. İnsan toplumunun ırklara, kabilelere ayrılması da onların tanışmaları ve yardımlaşmaları amacına bağlıdır. Zulüm ve sömürüye neden olacak kalıtımsal bir üstünlük söz konusu değildir. İnsanların ve toplumların iyilik ve üstünlükleri yalnızca inançlarına, yaşama biçimlerine bağlıdır, Allah’ın emirlerine uyma, yasaklarından kaçınma konusundaki titizliklerinden kaynaklanır (el-Hucurat, 49/13).


İslâm’a göre ırk öğesi insanlara doğal bir üstünlük sağlamadığı gibi medenî bir toplumun oluşmasında da temel etken değildir. Medenî bir toplum, hayvanlar gibi iç güdüleriyle birlikte yaşayan insanlardan değil, özgür iradeleriyle seçtikleri inanç ve idealler çevresinde toplanan insanlardan oluşur.


Aynı akide çevresinde birleşen insanlar, kan bağları olmasa da kardeştirler (el-Hucurât, 49/10 ).

Buna karşılık, aynı inancın paylaşılmaması durumunda, baba oğul arasında bile bir yakınlıktan söz edilemez. İman etmediği için babasının çağrısına uymayan Hz. Nuh’un oğlu onun ailesinden sayılamaz (Hud, l l/46).


Aynı inancı paylaşan müminler küfrü tercih etmeleri durumunda ne babalarını, ne de kardeşlerini veli edinebilirler (et- Tevbe, 9/23).


Hiçbir mümin, babası, oğlu, kardeşi ya da diğer bir yakını da olsa, Allah’a ve Peygamberine düşman olan kimseye sevgi besleyemez (el-Mücadele. 58/22)


Hz. Peygamber (s.a.s)’de câhilî bir âdet olan ırkçılığı sık sık gündeme getirerek eleştirmiş ve yasaklamıştır. Veda haccı sırasında, Veda Hutbesi olarak bilinen ünlü konuşmasında Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın Araba, beyaz renklinin siyaha, siyah renklinin beyaza bir üstünlüğü olmadığını, üstünlüğün yalnızca takva ile olduğunu ilan etmiştir. Mekke’nin fethinde, Kabe’yi tavaf ettikten sonra yaptığı konuşmada

Hz. Peygamber (s.a.s) aynı gerçeği şöyle dile getirmiştir: “Sizden câhiliyye ayıplarını ve büyüklenmesini gideren Allah’a hamd olsun. Ey insanlar, tüm insanlar iki gruba ayrılırlar. Bir grup iyilik yapan, iyi olan ve kötülükten sakınanlardır ki bunlar Allah nazarında değerli olan kimselerdir. ikinci grup ise günahkar ve isyankar olanlardır ki bunlar da Allah nazarında değersiz olanlardır. Yoksa insanların hepsi Adem’in çocuklarıdır; Allah Adem’i de topraktan yaratmıştır.”


Irk üstünlüğü düşüncesinin temelsizliği başka bir hadiste de şöyle ortaya konur “Hepiniz Adem’in oğullarısınız, Adem de topraktan yaratılmıştır. İnsanlar babaları ve dedeleri ile övünmekten vazgeçsinler. Çünkü onlar Allah nazarında küçük bir karıncadan daha değersizdirler” (Tirmizi Tefsir sure, 49).


Bütün bu gerçek ve uyarılar karşısında ırkçılık davası güden kişinin müslümanlık iddiasının bir anlamı yoktur. Hz. Peygamber (s.a.s), “ırkçılık davasına kalkışan bizden değildir, ırkçılık üzerine savaşa girişen de bizden değildir”. (Müslim, İmare, 53, 54, 57 ) buyurarak böyle bir kişinin yerini tesbit etmiştir.

İslâm, getirdiği evrensel kardeşlik ilkesi ile Cahiliyye döneminde şiddetle hüküm süren ırkçılık adetini ezip yok etti. Kendilerini soylu ve üstün gören Mekke aristokratlarının zulüm ve baskılarına rağmen İslâm, Romalı Süheyb, Habeşli Bilal ve İranlı Selman gibi aşağılanan insanların çabalarıyla başarıya ulaşarak evrensel bir toplum oluşturdu.

Ne yazık ki Emeviler döneminde İslam egemenliğinin yerini alan saltanatla birlikte birçok cahiliye adeti gibi ırkçılık da yeniden canlandı. Arap olmayan müslümanlar tümden mevali sayılıyor, Kureyş dışındaki Araplar bile küçümseniyordu. Emevilerin sürdürdüğü ırkçı politika kısa zamanda Arap olmayan müslümanlar arasında da ırkçı eğilimlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Özellikle Farslar ve Türkler arasında başlayan bu eğilim giderek Şuubiye olarak anılan ırkçı, ulusalcı hareketlere dönüştü. Emevilerin yıkılmasında önemli bir etken olan Şuubiye hareketi Abbasiler döneminde etkisini yitirmekle birlikte bütünüyle yok olmadı.


Irkçılık eğilimleri İslâm dünyasında ondokuzuncu yüzyılın sonlarında yeniden canlanmaya başladı. Batılı devletlerin Osmanlı Devletinin parçalama planlarının bir parçası olarak canlandırmaya çalıştıkları bu düşünce, İttihad ve Terakki yönetiminin benimsediği ırkçı politikaların da etkisiyle ayrılıkçı hareketleri besledi. Osmanlı Devletinin parçalanmasından sonra oluşan birçok yeni devlet gibi Türkiye Cumhuriyeti de ırkçılıktan önemli ölçüde etkilendi. Yeni devletin özellikle dil ve kültür politikalarında etkili olan ırkçı eğilimler zamanla Türkçülük, Turancılık adıyla bilinen bağımsız bir politik hareket haline geldi. Bu hareket çeşitli parti ve örgütler içinde varlığını günümüzde de sürdürmektedir.

kitaplar... devam...

Posted by onursargin on 10/11/2008 at 13:27

demiştik ki

bu aralar insan potansiyeli ile ilgili güzel kitaplar piyasada

(güzel olduğunu tahmin ettiğim diyelim

ama artık kitabın kapağından, adından, tanıtımından

az çok anlayabiliyorum kalitesini :))

 

 

  

  o güzel kitaplardan biri

  aile geçmişinizi iyileştirmek - rebecca linder hitze

 

 

  GOA basım yayından çıkmış

  geçen günlerde kitapyurdu kitap tanıtım e-postası'nda görmüştüm

  TÜYAP'ta da bu kitabı satın almak için GOA'nın standını aradım

  ama stand kurmamışlar

  elimdeki standlar listesinde adını göremedim GOA'nın

 

 

 

işte kitabın arka kapak yazısı:

 

Bazı ailelerde insanların para kazanma potansiyellerinin neden sınırda olduğunu, neden mutlu evlilikler yapmakta zorlandıklarını ya da kardeşleri ve ebeveynleriyle zor etkileşim kurduklarını hiç merak ettiniz mi? Ya da neden ailenizin kendini sabote eden kariyerler ve engelli aşk ilişkileriyle dolu bir geçmişi olduğunu?

Bu kitabı okudukça, aile değerlerinin içinizde nasıl saklandığını ve sizi engelleyen bir düşünce sürecine takılıp kalmanıza neden olarak bireysel gelişiminizi nasıl engellediğini anlamaya başlayacaksınız. Bu dile getirilmeyen inanç sistemleri her ailede bulunmaktadır ve siz doğuştan gelen bu engellerinizi anlayıp iyileştirmediğiniz sürece başkalarını sevmeniz, ilerlemeniz ve hayattan istediklerinizi elde etmeniz güçleşebilir. Ailenizdeki işlev bozukluğunu içtenlikle iyileştirmek istiyorsanız Aile Geçmişinizi İyileştirmek size çok yararlı olacak!

kitaplar ve TÜYAP 2

Posted by onursargin on 10/11/2008 at 13:04

evet arkadaşlar ömrümüzün ilk TÜYAP kitap fuarı gezisini de tamamlamış olduk

geçtiğimiz cumartesi günü

neler aldık TÜYAP'tan bir bakalım:

 

1) paulo coelho - simyacı  (daha yeni okuyorum bu kitabı, doğru :). daha doğrusu dün akşam bir kısmını otobüste, kalan kısmını da odada okudum bitirdim. bayıldım. mistik bir havaya giriyorsun otomatikman. ve bunu çok da olağandışı bir durum yaşıyormuş gibi hissetmeden yaşıyorsun. yazarın diğer kitaplarının tanıtımlarını okudum, hepsi de çok hoşuma gitti. sıra onlarda.)

2) tahsin yücel - gökdelen (tahsin yücelin yalan adlı romanını bir iki sene evvel okumuştum. anlatım kalitesine bayılmış ve diğer kitaplarını da okumak istemiştim. bu kitabı aldım, iyi yaptım. bu kitap, yazarın en son yayınlanan kitaplarından biri. biraz düşündüm, acaba yayınlanma sırasına göre mi alsam diye. sonradan vazgeçtim.)

3) sezaryen - michael odent (2 adet, biri de kadın doğum asistanlığını yeni kazanmış bir arkadaşıma. çevrenizde hamile olan, olmak isteyen ya da olacak olan kadınlara önerebilirsiniz.)

4) affetmenin özgürleştirici gücü - nil gün (CD) (çok pis bi cd. gümbür gümbür. ben "pis" kelimesini, etkilendiğim, beni  gerçeklerle yüzleştiren şeyler için kullanırım. bu cd de aynen böyle. derinleri sevenlere.)

5) kız kardeşim için - jodi picoult (konusu çok ilginç gelmişti, ne zamandır aklımdaydı. lösemi olan kız kardeşi için özel olarak doğurulmuş bir kız çocuğunun hikayesi... şimdiden çok heyecanlandım.)

6) çekim yasası - nil gün (yok yok, bu kitabı yeni okumuyorum :). okuyalı çok oldu. bu kitap sağlam çocuk polikliniğindeki asistanım içindi)

7) sebepsiz mutluluk - marci shimoff & carol kline (yarısına geldim bile. son zamanlarda karşılaştığım, insan potansiyeli ile ilgili en kapsamlı kitap. akıcı ve içten. tavsiye olunur.)

kitaplar ve TÜYAP

Posted by onursargin on 5/11/2008 at 13:48

arkadaşlar bu haftasonu cumartesi günü TÜYAP'tayım

gözümün önünden geçerseniz ve ben sizi görmezsem lütfen beni dürtün

çünkü

mutlaka tüm dikkatimi kitaplara vermişimdir

ufak bir dürtülmeyle kendime gelir ve hemencecik sizi tanıyıveririm

 

piyasaya bu aralar insan potansiyeli ile ilgili bomba kitaplar çıktı

şu anda polikliniğe hasta gelmesine 10 dk kaldığı için

isimleri bir sonraki bilgisayara oturduğumda - internete girdiğimde yazarım

ya da belki de TÜYAP'tan dönüşte

cumartesi akşamı ya da pazar günü

ama dediğim gibi bir sürü özel kitap piyasaya sürüldü

dikkat!

 

dikkatinizi vermeye değer

ileriki günlerde konuşacağız bu kitapları

ve elbette güzel olan diğer haberleri :)

 

HEDİYEYMİŞ HAYAT

HER YERDE SÜRPRİZLERİ

OH NE RAHAT

SIVAZLIYOR SIRTIMI, SIRTIMI, SIRTIMI

: )

HEPINIZ KENDI DALGANIZA BAKIN...DIKKAT EDIN BENIM DALGAMDA BOĞULMAYIN

Posted by barbarosfatih on 2/11/2008 at 11:03

Soytarılar Kral Olmuş.. Fahişeler Sultan...aMa ŞuNu uNuTMaYıNKi,SiZiN MaRKa oLDuĞuNuZ YeRDe eTiKeTi BeN KoYaRıM

 

BİZİM OLMADIGIMIZ YERDE SOYTARILAR COŞAR..BİZİM OLMADIGIMIZ YERDE EFELENİR CAKALLAR..WERİLEN HER ARANIN 1 SONU WARDIR.BİZ MEKANA GELİNCE KÖPEKLER AYAGA KALKAR

 

Biz delikanlı adamız
Yalandan Hoşlanmayız
Seversek tam severiz
Sevmezsek kesip atarız
EFESLI dir lakabımız
Her mekanda geçer adımız
Ayın gölgesınde yatarız her gece
destan anlatırız
Bizde hakkı olan sevenleri
Hiç bır zaman satmayız
Hepimiz aynı candanız
Dosta kurban dır canımız
Eger akarsa kanımız orası son durağımız

 

BANA SORDULAR NEDEN İÇKİYİ BIRAKTIN DİYE...DEDİM SEREFİNE İÇİLECEK AŞK YOK SATILMIŞ BÜTÜN SEWGİLER!


BİR ZAMANLAR YOKSULLUKTAN BIRAKTIGIMIZ SAKAL SIMDIKI ZENGIN ZUPPELERINE MODA OLMUŞ

 

Agladıgmı Kimseye Söyleme Anne Onlar Beni Kral biliyor Kızdımmı Dünyayı Yakar Biliyor.Agladıgmı kimsye Söyleme Anne Onlar 1 kız İcin Bu Kdar Düsecegimi Bilmiyor!...

 

yakıSıkLıSın DediLer'Boyun'Eydim.KarizmaSın DediLer'öyLeyim'Dedim.PLayboySun DediLer CewaBı KızLaRa SöyLettiRDim.Neden Bekarsın Dediler 'BekarLK SULTNLIK DEDiM

 

Bizi Eskiler Tanır, Yéniler Örnek alir, Tanımayanlar ise İbret Alır..

 

ALEMİ ALEM YAPAN ÜÇ BEŞ ÇAKALSA....KRALLIK BİZE YAKIŞMAZ...!!!

 

OrTaMıN bİTTiği YerdE biZ BaşLaRız TaRzıMız İçİn ÖLür şEKLİmiz İçiN yaŞaRız..!!!...

HANI SADECE OLUM AYIRIRDI BIZI, SOYLE SEVGILIM...HANGIMIZ öLDü

GeceLeri geLme jiLet tutarIm.. Uzatma koLLarInI Sanada AtarIm SenIn Icin ağLar Kendimi dOğrarIm Dedim Ya GüzeLim ßen PisKopatIm..

 

Kaldırımları üzerimize Yorgan Gibi Çektik.. Bize bir adım gelene biz On adım Gittik.. Oksijenimiz Sigara Mineralimiz yavan ekmek.. Kolay mı Bu dünyada Serseri Damgası yemek.. Kolay mı be Güzelim sevilmeden sevmeK

 

Usturama Jileti Takarım.Gövdeme Derin FaçaLar Atarım İstersen KraL Ol Farketmez Senide Mermi Manyağı Yaparım.

 

serseriler aşkı bilmez derler sorun bakalım sosyete görünümlü piçlere aşkı kimden öğrenmişler

 

Biz kimleriz diye sorma, biz hayata bosvermislerdeniz. Bize hayat nedir diye sorma, biz hayat deryasinda yüzenlerdeniz. Bizi arama lüks meyhanelerde ,biz dost sarabı icenlerdeniz.Bize dost, arkadas nedir diye sorma, biz onlar için ölüme gidenlerdeniz

 

BİZDE BİLİRDİK SEVGİLİYE KARANFİL ALMASINI LAKİN
AÇ İDİK YEDİK KARANFİL PARASINI

 

TOPRAKTAN ALDILAR CİSMİMİ SERSERİ KOYDULAR İSMİMİ EYER GERİ DÖNMESSEM SAKLAYIN HATIRA RESMIMI

Biz sevgiliye çiçek verenlerden değil, arkadaşa can verenlerdeniz. biz feleğin çemberinden geçmiş alemci gençleriz…

 

Fazla çikletlerinizi yola atın, arabalar çiğnesin :)biraz gırgır şart hayat bu

Adam 7 gün boyunca nezle olmuş.
Sıkılmış bugün de petekle olayım demiş :)

Sen hiç maydonozun arkasına saklanmış adam gördün mü?
Hayır,
Demek ki iyi saklanmış :)

 

Sizde bit Şampuanı var mı? Kirlendi hayvancıklar:)

 

Bilmemek Ayıp Değil yeterki Çaktırma :D

Çevre yolunda ambulansa yarisin, azraili sinir edin

 

Kimi dertten içer, kimi neseden, ben siseden içiyorum

 

Aptallarla tartismayin, çünkü onlara malum olur.

 

Borç isterken dürüst olun, ödemeyeceginizi bastan söyleyin

Çirkin kadinlara da gülümseyin, sevap kazanirsiniz

 

Insanlik prim yapacak, sakin kendinizi ucuza satmayin.

 

Bahçeni temiz tut, çöpleri yan bahçeye at

 

Ne yanlis numara mi? Madem yanlis numara niye açiyorsun kardesim?

Beni takip etme, ben de kayboldum

 

 


 

 

 


hayat karar değiştirdi

Posted by onursargin on 1/11/2008 at 14:42

bildiğiniz gibi

onur TUS'a girmeyecekti

pratisyenlik hekimlikten kazandığı parayla

almak istediği eğitimleri alacak

zaman içinde de kendi terapi merkezini açacaktı

 

fakat

gel gör ki

bir anda

canı asistan olmayı çekti

:)

 

hemdekine

kocaeli üniversitesi tıp fakültesi

psikiyatri anabilim dalında 

 

eee bu durumda onur şimdi ne yapıyor?

TUS' yönelik batı tıbbı çalışıyor

 

kanı kaynıyor

kıpır kıpır

kitapları yutarak okuyor

kadın doğum, pediatri, dahiliye...

 

büyük bir istek var içinde

 

hem psikiyatri asistanlığı yapacak

hem de yurt odasının duvarına astığı hayal panosundaki

eğitimleri alacak

 

hafta içi psikiyatri asistanlığı

hafta sonları almak istediği diğer eğitimler

 

özellikle kuraldışı eğitimlerini tamamlamak

ve kuraldışında asistan olmayı çok istiyor

YA SEN?

Posted by barbarosfatih on 31/10/2008 at 01:52
Ben seni ölümüne sevdim,ölümüne geldim sana.ama ya sen?
Fırtınasız sade bir hayatım vardı senden önce.Yaşıyor muydum,bilemem.sıradanlığın griliği içinde kaybolmuş insanlar arasında yaşamaya çalışıyordum.ölmeye hakkım yoktu,biliyordum.

Sonra sen geldin.Normal değildi gelişin.Yakıp yıkarak,dünyamı altüst ederek geldin.davetsi z,ama özlenen bir misafir gibi.kasırgalar koptu yaprak kıpırdamayan dünyamda.oradan oraya savrulmaya başladım.içtiğim su gibi, ekmek gibi oldun önce.nefesim olup içime doldun.sesini duymadığım gün, boğulduğumu hissettim; artık can olmuştun.sonra delice aktın damarlarımda; kan oldun bana.ölüme eşdeğerdi sensizlik.

Ama, baştan ayağa yasaktın,imkansızdın; yıkamadığım,aşamayacağım engellerin ardında. Ölüm bir madalyon gibi boynumdaydı artık. Sensiz ölüyordum;ama seninle de ölümdü ölümdü hayat. Uzak durmak istedim, yaklaşmamak. Akıllı hiçbir insan, yanacağını bile bile yaklaşmazdı ateşe. Oysa ben, ateşle oynuyordum. Anladım ki, sevgim deliliğimdi. Sen gelirken aklım firar etmişti. Düşünmeden, delice sevdim;hesapsız, karşılıksız.

Ya sen?.. önce aklımı aldın;başka bir şey düşünemez oldum. Sonra sözlerimi.senden gayrısını konuşamaz, yazamaz oldum.gözlerimi istedin sonra, aldın. Göremiyordum artık başkasını. Yüreğimin sende olduğunu fark ettiğimdeyse, çok geçti.ben, bende değildim artık.beni almıştın;çalmıştın belki de.

İnatçı, hırçın, alabildiğine güçlüydüm herkese karşı. Sana ise, sadece aşık.sana hırçınlığım, ölesiye kıskançlığımdı. Baktığın, konuştuğun herkesten kıskandım seni;annenden bile.

Sonra, çağırdın bir gün; ;gel; dedin. Gelmemem lazımdı. Ama, sana kullandığım lügatte;hayır; yoktu. Oysa imkansızdı,yasaktı,zordu. Dağların kucaklaşmasıydı sana gelmek.

Bir damla su içmeden çölleri aşmaktı. Martının balığa aşık olmasıydı. Kuru güllerin hayat bulmasıydı. Garip bir teslim oluştu;geldim… ay dünya’ya değdi; dünya güneş;e. Kıyamet koptu.

Aşkta imkansız yoktu.dağlar delinmiş çöller aşılmıştı.

Aşık için vuslat, sevgilinin yüreğine dokunmak demekti;tenine değil. Yüz sürmekti yüzüne;omzuna başını koymaktı. Sadece nefesinin sıcaklığıyla yetinebilmekti . Bir ömrü, bir saate sığdırabilmekti.

Sarılıp ağlamaktı belki de vuslat. Bulutlarını yağmura dönüştürüp,sevgilinin yanağını sulamaktı. Ona dokunmadan, onu almaktı belki de. Gözyaşlarını zincir yapıp, onu bağlamaktı;bırakmamaktı. Anlıktı.

Vuslat başlangıçtı ayrılığa;ölüm demekti. Geldim yine de.

Her gelen giderdi,gitmeliydi. Bende öyle yaptım. Gelmek kadar zordu gitmek,ardıma bakmadan. Çağlayanlarımı içime akıtıp, sevgiliyi yakmadan. Aslında bir enkazken, dimdik gözükmeli, ayakta kalmalıydım. Dayanmalıydım. Bedendi sadece, ardına bakmayan. Gözleri, sözleri, hiç söylemediklerim ve yüreğim sende kalmıştı.

Gitmekten de zordu belki, gidenin ardından bakmak. Giden mi sürgündü, kalan mı? Giderken geride bırakmışsa yüreğini, gidendi sürgün. Gidene vermişse yüreğini,kalan hem sürgün,hem sılada gurbeti yaşayandı. Gidenden de,kalandan da, bir yığın soru işareti kalırdı geriye.

Vuslat mı daha zordu, ayrılık mı? Gitmek mi zordu, yoksa kalmak mı? ayrılık mı zordu, yoksa ölüm mü? Aşık için, ayrılık ölümden zordu. Çünkü, ölümden öte köy yoktu. Hayat, sevgilin yanında başlar, son bulurdu.

Ve ben, sevgili; seni ölümüne sevdim; sana ölümüne geldim; senden ölümüne ayrıldım.
 
YA SEN?

SENİ! BENİM GİBİ! SEVEN BULAMAZSIN

Posted by barbarosfatih on 31/10/2008 at 01:51

                     Sevmeye niyetliysen iyi düşünmelisin,

ağlamayı öğrenip gülmeyi bilmelisin,
AŞK kumar gibidir dikkat etmelisin,
oynadığın zar değil,
duygu ve gururdur bilmelisin...











 

HAYAT VE BEN

Posted by barbarosfatih on 31/10/2008 at 01:50

Bakma böyle mutlu göründüğüme.
Yaşıyorum işte rolüm icabı.
Bir mutlu tebessüm koyup yüzüme.
Taşıyorum işte rolüm icabı.
Attığım kahkaha gözyaşı dolu.
Boynuma takılı kaderin kolu.
Bende bilmiyorum gittiğim yolu.
Yürüyorum işte rolüm icabı.
İçimde ne varsa aşkla bölüştüm.
Umut sırt çevirdi dertle öpüştüm.
Yağmurdan kaçarken karlara düştüm.
Yaşıyorum işte rolüm icabı.
Bir bilsen zaman mı insan mı nankör.
Şamsımın şansı yok gözleri de kör.
Hayat bir oyunsa ben de bir aktör.
Oynuyorum işte rolüm icabı.
Bin söze bedelmiş bazen bir bakış.
Yılların acısı içimde nakış.
Gözlerimde bahar yüreğimde kış.
Gizliyorum işte rolüm icabı.
Beni! Benden iyi tanır şarkılar.
Kemanlar, gitarlar, sazlar çalgılar.
Bilseniz içimde ne acılar var.
Susuyorum işte rolüm icabı.

Kaç kere yaşadım ben bu romanı.
Ne zaman sevdimse ayrılık vardı.
Hep kendim kuruttum gözyaşlarımı.
Ne zaman sevdimse yalnızlık vardı.
Sen de git!
Bırak git, beni düşünme.
Kader de hayat de boş ver üzülme.
Alıştım hasretin her türlüsüne.
Ne zaman sevdimse ayrılık vardı.
Alıştım kaderin her cilvesine.
Ne zaman sevdimse yalnızlık vardı.
Yaşamadım gitti gönül tadında.
Nelerden vazgeçtim senin uğrunda.
Senide kaybettim yol ortasında.
Ne zaman sevdimse karanlık vardı.
Ne zaman sevdimse pişmanlık vardı.

BEN SOKAK LAMBASI DEĞİLİM HER ON METREDE BİR BANA RASTLAYAMAZSIN!!!

Posted by barbarosfatih on 31/10/2008 at 01:45







LANET OLSUN SANA, LANET OLSUN O GUZELLIGINE, LANET OLSUN BANA, LANET OLSUN BENIM ZAVALLI KALBIME. LANET OLSUN!


NEFRET EDIYORUM SENDEN O YALANCI GOZLERINDEN, O SEYTAN RUHLU GOZLERINDEN NEFRET EDIYORUM. ZATEN O DEGILMI BENI BU HALLERE KOYAN O DEGILMI BENI EN DERINDEN YIKAN! O DEGILMI SENDEN NEFRET ETTIREN.

SEVMEZ OLSAYDIM SENI O YALANCI GOZLERINI, SEVMEZ OLSAYDIM SENI O IPEK SACLARINI TUTMAZ OLSAYDIM O PAMUK ELLERINI. INANMASAYDIM O YALANCI GOZLERINE!

BU GECE RUYAMA GIRİYOR GIZLICE. BENI SIMSIKI SAR, OP KOKLA IYICE, SON KEZ ISYANLAR SAVUR KUFRET… VE SONRA CEKGIT KAHROLASI HAYATIMDAN SINSICE.

BEN KI SENIN ICIN DUNYALARI YAKACAKTIM, SEN TUTUP BENI YAKTIN. NEFRETIMSIN!

ACIKCA NEFRET ETMEK, ASIL DUSUNCESINI GIZLEMEKTEN DAHA ASIL BIR HAREKETTIR.

INSANLAR, YA KORKTUKLARI, YAHUTDA GIPTA VE HASET ETTIKLERI SEYLERDEN NEFRET EDERLER.

BIR GUN BENI ANIMSARSAN EGER, ONCE BIR GULUMSE GULUCUKLE AN ADIMI, BENI SEVEN BIR COCUKTU DE, VE SONRA SENI NE COK SEVDIGIMI OGRENEMEMIS OLMANIN ACISIYLA ESEF ET!

CIKARSINLAR SENI SATISA, BIR LIRA VERENE LANET OLSUN!

O GUZEL SACLARIN BIR BIR DOKULSUN HERKES NESE ICINDEYKEN SENIN BOYNUN BUKULSUN MEZARIN YILANIN AKREBIN BOL OLDUGU YERE KAZILSIN, ALLAH SENI YAKSIN BENI YAKTIGIN ICIN.

HATIRLASANA O ESKI YILLARI SENI NE COK SEVDIGIMI OZAMAN ISTEMEZDIN CUNKU BASKASINI SEVERDIN SIMDI NE OLDU YALVARIYORSUN DIZ COKUYORSUN AMA BASKA KAPIYA SANA VERECEK BIR ASKIM YOK EGER COK ISTERSEN NEFRETIM VAR…

SEN SIMDI KARA BIR KUSKUSUN! KALABALIK SEHRIN YITIKLERINDE, MAVI ELLERINI DE SIYAHA BOYUYORUM, OYLECE KALIYORSUN KENDI CEHENNEMINDE
*****************************************************************************
Lanet oLsun aşkına ..
Lanet oLsun bu hayata ..
Lanet oLsun seni gördüğüm gözlerime ..
Lanet oLsun seni seven yüreğime ..


Seni ilk gördüğüm anı hatırladım ..
Lanet oLsun o ana ..

Sana ne kadar değer verdiğimi biliyormusun ?
Bilemezsin .. Kimse bilemez bunu ..
ne sigaramın dumanı ,
ne de memleketimin kokusu kadar ..
Bunların bile zerre kadar değeri yoktu senin yanında ..
Ama birşey vardı ..

Seni kaybettiğim anda değil ,
seni sevdiğim her ana ,
her güne lanet ettim ben ..!


Seni sevdiğim andan itibaren ölüyorum ben ..
Ellerim hem cehennem sıcağı ,
hemde kutup ayazı ..
Cehennem sıcağında

yanıyor ,
kutup ayazında donuyor yüreğim ..
Lanet ettim seni severek uyandığım her sabaha ..
Lanet ettim seni yaşayarak izlediğim her şafağa ..
Lanet ettim kanayan yarama..

Lanet ettim senin aşkına ...
Lanet ettim senin için dökülen her gözyaşına ..


Şuan elimde bi altıpatlar ,
içinde tek bir mermi ..
Sağ işaret parmağımda tetikte ..
Her tetiğe bastığımda mermi beynime geçmedikçe,

senin için yaşadıkça ,
lanet etcem bu hayata ..
Ben hep lanet ettim ,
hepte lanet edeceğim ..!!!

KOYMAZ BANA PİÇ GÖNÜLLERİN SAHTE SEVGİSİ!! BANA KOYAN SEVDİKLERİMİN SİKTİR OLUP GİTMESİ......

Posted by barbarosfatih on 31/10/2008 at 01:36

ALLAH'IN ON EMRİ

Posted by mehmet selim polat on 30/10/2008 at 08:33

         On Emir

(EN'ÂM suresi 151. ayet):

قُلْ تَعَالَوْاْ أَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ أَلاَّ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَلاَ تَقْتُلُواْ أَوْلاَدَكُم مِّنْ إمْلاَقٍ نَّحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ وَلاَ تَقْرَبُواْ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَلاَ تَقْتُلُواْ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ ذَلِكُمْ وَصَّاكُمْ بِهِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız.


(EN'ÂM suresi 152. ayet):

وَلاَ تَقْرَبُواْ مَالَ الْيَتِيمِ إِلاَّ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ حَتَّى يَبْلُغَ أَشُدَّهُ وَأَوْفُواْ الْكَيْلَ وَالْمِيزَانَ بِالْقِسْطِ لاَ نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا وَإِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُواْ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَى وَبِعَهْدِ اللّهِ أَوْفُواْ ذَلِكُمْ وَصَّاكُم بِهِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti.


(EN'ÂM suresi 153. ayet):

وَأَنَّ هَـذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيمًا فَاتَّبِعُوهُ وَلاَ تَتَّبِعُواْ السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِيلِهِ ذَلِكُمْ وَصَّاكُم بِهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.

mehmet selim polat

"özel hayat" bahane mi?

Posted by onursargin on 28/10/2008 at 22:18

O ANKİ her hissimi, her düşüncemi herkesle paylaşamıyorum

korkuyorum

zayıf görünmekten

acizlikten

zavallılıktan

ne yapacağımı bilememekten

yokluktan

yok olmaktan

güvensizlikten

...

 

bu konuda -kendin olmak konusunda- bugüne kendimi çok geliştirdim

hislerimi ifade edicem diye her içimden geçeni söylemeye başladım

her aklıma geleni

ve bu sefer de "eee bu ne alaka şimdi" şeklinde durumlar ortaya çıkmaya başladı :)

 

neyse bu küçük bir ayrıntıydı

gelelim harbi konumuza

 

bir arkadaş

bana

nasılsın, ne var ne yok diye sorduğunda

 

"sabahtan bu yana üzerimde bir mutsuzluk, donukluk var

ek olarak

annemle ilgili psikolojik bir çalışma yaptım biraz önce

o çalışmadan kalma bir miktar kızgınlık taşıyorum üzerimde

ek olarak da

cinsellikle ilgili kargacık burgacık

beni yoğun paniğe sokan düşünceler geliyor zihnime"

şeklinde bir açıklama mı yapmalıyım

 

yoksa

 

"iyilik güzellik senden naber?"

mi demeliyim

 

herşey herkesin yanında anlatılmaz mı?

insanın bir özel hayatı mı olmalı?

yoksa bu iki cümle de, hislerimi paylaşmaktan deli gibi korktuğum gerçeğini saklamak için kullandığım mantık perdeleri mi?

hı?

bu hissin adı ne? :)

Posted by onursargin on 28/10/2008 at 22:14
dehşet+endişe+direnç+inatçılık+üstünlük+arzu+donukluk

Önceki Sayfa | Page 2 of 72 | Sonraki Sayfa

batak oyna