Kapadokya - Güneş Tutulması

Ne Zaman: 17 April 2006 - 10:41 - Ağzın varsa sen de konuş

Tam Güneş tutulması tarihi yaklaşmakta, yaklaşık 2 hafta önceden nasıl gideriz diye düşünürkene bi de baktık okul zaten gezi düzenliyormuş, tahmini bir fiyatı önceden arkadaşlardan toplayarak nakit parayla beklemeye başladık. Biraz fazla toplamışız en başta ama hişbişi. Başvurular açılınca da hemen gittik ödememizi yaparaktan yerimizi ayırttık, 18 kişilik ono kadrosu -özde berrak buket gizem gizem goxu ozan tarık murat yiğit tolga mehmet yağmur mesut seçkin berke çise ben- kapadokyaya...

En arkayı nası kaparız diye düşünürkene en sağlıklı fikrin erken gelmek olduğuna karar verdik, zaten 5,5 ta buluşulacak dendi, hava aydınlanmamıştı daha =S ilk gelenler bizdendi, en başta bekçiyi bulmakta biraz zorluk çeksek de sonrasında bekçiyi bulduk, otobüs geldi hemen içeri dalıp en arkadan yerleri tuttuktan sonra huzurla yolculuğa başlıyoruz...

Herkes yarı uykulu tabi sabah sabah, ama yolculuk bu uyunmamalı di mi, tabi ki uyunmamalı, zaten bi süre sonra güneş doğdu ortalık aydınlandı, öğretmenlerimiz kahvaltı dağıttılar ama pek canım çekmedi yiyemedim. bi süre sonra bir yerde ilk molamızı verdik. pek güzel bir yer değildi ama yavru köpekler falan olduğundan oyalanmamız kolay oldu. -aynı şey köpeklerden korkanlar için geçerli olmasa da =)-


orada ayşe hocanın ısrarları sonucu ıslık çalma dersi verildi ama pek başarılı olan olmadı =) sonrasında otobüse döndük devam etmekteyiz yolculuğumuza, zaten otobüs kafa ranger falan da var, şarkılar vs gitmekteyiz. bir de baktık ne görelim, arkadan bir kamyon yaklaşmakta, hem de merinos kamyonu!


hemen sınıfçana bir merinostur halısı patlattıktan sonra kamyonun geçişini izledik, bu kamyon uzun bir süre boyunla geçme-geçilme-geçme-geçilme olaraktan bizimle birlikte oldu, çok eğlendik. Arkada yemekle ilgili herkes bişey söylesin ve aklımızda tutalım oyunu oynadık bi ara, biraz zorlayıcı da olsa eğlenceliydi =) bu arada tuz gölüne geldik. mola verdik hemen tuz gölü diye ama gölü pek göremedik hem çamurdan hem de daha ilgi çekici görünen çocuk parkı nedeniyle =) küçük salıncaklar çok küçük gelince topluca büyük salıncağa gittik, o kadar kalabalık şekilde o kadar hızlıcana sallanmak ayrı bi keyifliydi =) hem sonra ayşe hoca da katıldı, baya eğlendik.

otobüs yolculuğuna devam etmekteyiz, yolculukta eğlenceli olur diye gitar getirmiştim birlikte çaldık söyledik bir süre, sonra da zaten son molamızı verdik - ki mola verdiğimiz en güzel yerdi. masaj koltuklarına yığıldı herkes görünce orada, çok da güzel bir şey yani o koltuklar =)


tam oradan ayrılıyorduk bir de ne görelim, gazi anadolunun otobüsü, daha da önemlisi içinden kim çıksın, gamze! gördüğümüze mutlu olup inceledik baya güzel muhabbet oldu muratla =) otobüse döndük, ve de kapadokyadayız...

ayşe hoca çevredeki şeyleri tanıtaraktan rehberliğimizi yaptı otobüs içinden, az bir süre sonra zaten ilk durağımız, kapadokyanın taş içi yerleşim yerlerine gelmiştik zaten. indik orada, bir tepe görünce herkes tırmandı, vuhu haydi koşalım coşalım gibisinden, anlamsız bi yerdi ama olsun =)


asıl gidilecek yer azcık ilerideymiş =) girdik içeri, her yer dağ taş ve de kilise olduğundan ve de bunu önceden bildiğimden pek bir merak ve heyecan yoktu içimde, rehberimiz çeşitli kiliseleri anlatmaya başladıysa da pek ilgi göstermedik, zaten çoğu kişi kendi kendine gezmeyi tercih etti. biz de rehberi bırakınca kendi kendimize rehberlik yapmaya başladık. doğaçlama şekilde =) çise tüm araziyi şeyh şecaattinin arazisi olarak gösterdikten sonrası daha da kolay oldu zaten =) ilk merdiven, ilk demir merdiven, ilk disko topu derken baya eğlendik. bulduğumuz deliklere girip çıktık


çeşitli yerlere falan tırmandık bir hiperaktif çocuk edasıyla, her yer toz toprak zaten pek hoş olmadı


ranger s.ali de o derece doğal bir arazi bulunca tüm yeteneklerini sergiledi =) ama okul olaraktan tüm araziyi kaplamıştık her yerden bikaç kişi giriyo çıkıyo falan, eğlenceliydi. zaten orada ilkbahar iyice kendini göstermişti, her yer beyaz beyaz çiçekli ağaçlar, çok hoş görüntüler vardı. orada baya vakit geçirdikten sonra tekrar otobüsümüze döndük. günün asıl amacına doğru yola çıktık: güneş tutulması...

her yer otobüs, her yer toz, durduk bir yerde haydi buradan izlicez herkes bi yer bolsun oturdun dediler kocamaan bir toprak araziye, piknik tipi bir şekilde bekleyeceğiz tutulmayı. üstüne oturma amaçlı çeşitli mont vesaire ve de yeme amaçlı yemeklerimizi yanımıza alaraktan oturduk bir yere. yemeklerimi yağmur, kameramı berrak, gözlüğümü çise taşıdığından pek bi rahattım gezide belirtmeden edemedim =) hepsine teşekkür edeyim devam edeyim. orada yerimizi belirledikten sonra ayşe hoca geldi, ileride bedava tanıtım bişeyleri var gidin bir bakının isterseniz dedi, ne güzel dedik gittik yukarı, renkli su kıvamında meyve suyu falan içtik, fazla ilgi çekici bişey bulamayınca geri döndük. sonrasında aşağı satış yapılan yerlere gittik, oradan çeşitli kola vs tedarikinden sonra geri döndük ki ne görelim, çeşitli kamera ve mikrofonlar özde ve berrağa çevrilmiş, onlar da son derece mutlu bir şekilde konuşmaktalar =)


izleyemiyeceğimiz bir zamanda yayınlayacaklarını söylemişler üzüldük. bu arada güneşin önü yavaş yavaş kapanmaya başladı, hava da yavaş yavaş loşlaşmakta. ööyle oturup yemek yerkene çeşitli teyzeler gelerekten sürme satıyoruz, deneme için çekeriz falan dediler. yağmur ilk tamam çekin diyen oldu, sonra bizde bir meraklanma başladı acaba erkeklere de çekiliyor mu diye, tabi çekeriz tabi deyince en başta murat olmak üzere çoğumuz da sürme çektirmiş olduk ilk defa, ilginç bi görüntüydü =)


birkaç çıkıntı dışında hepimiz sürmeli olunca pek bir eğlendik. güneşin açıkta kalan kısmı azcıcık kalınca oturup tam tutulma anını beklemeye başladık. güneşe gözlüksüz bakmayın kör olursunuz dendiği için çoğumuz bakmasak da -ki bakınca da pek tutulma farkedilmiyodu- fotoğraflardan da dikkat ettiğim üzere çise sürekli gözlüksüz bakmış --->>

 

ama kör olmadı haberiniz olsun =) ve güneş küçüldü küçüldü ve de işte o an, elmas yüzük:

 

kelimelerle, fotoğraflarla ifade edilemez bir görüntüydü. bu kadar güzel olacağını tahmin etmemiştim, edemezdim de zaten. herkes yurtdışından koşa koşa tutulma izlemeye neden geliyormuş o zaman anlayabildim ancak. çevremiz baya karanlıktı ama pek çevreyi izlemediğimden ayrıntı veremiyorum. birkaç dakika o şekilde kaldıktan sonra -bu sürede davullar çalıyordu, bir de sonradan öğrendik ki biraz arkalarda bir çift evlenmiş- birden güneşin küçük bir kısmı açılıverdi ve çevreye çok ilginç bi ışık yayıldı, florasan gibi bir aydınlatmayla çevremiz çok güzel görünüyodu. bu kadar kısa sürmesine çok üzüldüm tutulmanın...


sonrasında toz toprak içinde kalmaktan bıkmış olan otobüs milleti direk otobüse geçti, biz de geçtik. bi süre otobüste hep birlikte oturup çevrenin sakinleşmesini ve otobüsün toplanmasını bekledikten sonra yola koyulduk.

avanosta bir çanak çömlekçide durduk. topraktan çömlek yapmayı gösterip aramızdan birine öğretecekmiş oradaki amcalar. dizildik hemen içeri, izlemeye başladık. ööyle yapı yapıveriyo adam hemen oldu yani tebrik ettik


sonra bizden biri yapsın dendi, oradaki başka bir amca rastgele bir isim söyledi ve de o isim aramızda bulununca o çıktı. pek başarılı olmasa da amcanın da yardımıyla bir şeyler yapmayı başarabildi. ondan sonra amca "murat" adını söyleyince birden heyecanlandık bizim murat çıkıyo ama iki murat varmış, doğum tarihi işin içine girince diğer murat çıktı , o önceki arkadaş kadar başarılı değilse de bir şeyler yaptı. sonrasında satış mağazasına girdik az gezindik falan, sonra tekrar otobüse.. bu sefer böyle saçların falan koleksiyone edildiği garip garip amcaların olduğu garip bi yere gittik. saçların sergilendiği oda hiç iç açıcı değildi, oda değil aslında bi ev büyüklüğünde kocaman bi yer, bi sürü saç, insanlar saç bırakmakla kalmayıp telefon numarası, fotoğraf falan da bırakmış, ilginçti. içeriye iğrenç diyen kimselere o garip amcalar kızıyodu falan, oradan kayserili selmanın (saçını bırakmış herhangi bir kimse) telefon numarasını alıp çıktık dışarı, ve tekrar otobüs.. in bin in bin bıktık ama bi sonraki durağımızda biraz daha fazla zaman geçirdik neyse ki.

ürgüpteyiz, serbest zaman.. çoğunluk oradaki kaleye çıktı ama biz şehir merkezine doğru inmeyi tercih ettik. şehir içinde az gezindik işte, yürüyüş gibi oldu.


daha sonrasında biraz daha ayrılıp az kişiler şeklinde gezmek suretiyle tüm süreyi gezmekle geçirerek belirtilen saatte otobüste olduk. oradan da akşam yemeği mekanımız pideciye gittik.

dışarıda yer kalmayınca ono ekibi olaraktan içeri kurulduk.


pidelerimiz gelmeden daha önce deneyip ulaşamadığımız kayserili selmayı aradık. bu sefer açtı, konuşmayı özde yaptı. pantene şirketinden arıyormuşçasına çoşan özde hepimizi kendine hayran bırakaraktan selma hanıma bişeyler kazandığını söyleyip kapadı =) biz bile inandık nerdeyse ki selma nası inanmıştır kim bilir =)


bi hediye gönderelim bari puhohaha gibisinden sohbetler ve de rangerla çeşitli muhabbetler sonrası yemeklerimiz geldi. yemeklerimizi yedik, sonrasında "ön taraf" olarak nitelendirdiğimiz geziden diğer arkadaşlar bize lolipop ikram ederek bizi mutlu ettiler, herbişeyi biz verdik be bu ne gibisinden söylenmeleri susturmada iyi oldu bu özellikle =) pidelerimizi ısmarladığı için belediye başkanı amcaya teşekkür edip tekrardan otobüsümüze dönmüşken, ankara dönüşü öncesi genel tuvalet ısrarı sonucu belediye binasında bir tuvalet molası vereceğimizi öğrendik. indik, çıktık binaya ama tuvalet amaçlı değildik çoğumuz =) el ve ağızlarımızda lolipoplar var iken orada boş ve kocaman bir teras görünce kendimizi tutamadık birkaç ono olarak, bi lolipopla futbol oynamaya başladık =)


bu durum yavaş yavaş büyüdü ve yaklaşık 20 kişi lolipop topun peşinden koşturmaya başladı, bunu dışarıdan gören öğretmenlerimiz ve de belediye başkanı amca biraz panik halinde yanımıza gelerekten bizi hemen otobüse yönlendirdiler, e terasta yarı uçar ve hoplar zıplar görüntü aşağıdan biraz ilginçmiş =) bu genel eğlenceden sonra belediye başkanı amcaya (ki sonradan öğrendik ki bizim okuldan birinin babasıymış) el sallayıp yola koyulduk.

dönüş yolculuğu daha bi eğlenceli daha bi coşmuş geçti. bazı kimseler yarı uyur bi pozisyonda geçirmiş olsalar da genelde bi gece kulübü havası hakimdi. dıpıtıss şarkılar ve de mavi-mor loş ışıklandırmayla otobüsü diskodan ayırt etmek baya zordu.


sadece o şarkılar yetmedi tabi ki, gezi sonunda sınıf şarkımız olsuun denecek duruma gelmiş bir taş attım pencereye de en çok söylenen şarkıydı. bir kişi (ki sonlara doğru bu kişi hep yiğit oldu) bir taş attım pencereye diye bağırdıktan sonra herkeş birden tık deedi diye çığlık atarken murat özel tık dedi dansını yaparaktan otobüsü daha da coşturdu. bi süre sonra bu işte profesyonelleşerek bir taş cama atılıp tık dedirtilir, anne olarak gizem kızım evde yok diye bağırtılır oldu, ama insanlar bi süre sonra bıktı yani, bıkmayanlar sağolsun dönene kadar aynı şarkı.. =) bunun dışında çileeee yarışması yapıldı. ozan korkmazın rekorları aransa da çok başarılı kişiler vardı. ama süre olarak olmasa da duyguyu vermesi açısından duruşu, surat ifadesi ve de sesiyle mesuta taptım, çile çekilecekse böyle çekilir yani =) bu ara da ranger konuğumuz oldu, gerek dansları gerekse ölü taklitleriyle ayrı bir renk kattı =) bu aktiviteler sonucu yaşanan havasızlık bize Beypazarı gezisini hatırlattı..


ayrıca berkenin ağzı açık uyuması sonucu ağzına kağıt sokalım, şeker sokalım puhohaha ve de berrağın ağız, burun vs kapanınca uyanmıyo puhohaha durumları da baya bi atraksiyondu. ama bu kadar hareket herkesi yormuştu tabi, yolculuğun son saatinde çoğunluk uyumaktaydı. varışımız planlanandan biraz erken oldu ama hişbişi. okulda bekçi bulmada tekrardan küçük bi problem yaşadık, kapıda bağırdık falan ama yararı olmadı, neyse ki sonradan bekçi amca geldi, okul bahçesine girebildik. orada biraz oyalandıktan sonra eve dönerekten geziyi bitirmiş olduk..


Geziiii

Kim Konuşmuş: Rare - 20 April 2006 - 11:33 - Sadece Burayı Görsem?

Önceliklen hişbişi =)
Evet burdan duyrulur hala kör olmadım =))
Kapadokya- güneş tutlması gezisi çok güzeldi tam da beklediimiz gibi şimdi sırada İSTANBUL gezisi var bakalım bakalım =)
Bir yere dikkat çekmeden edemiycem işletme bi harikaydı özdeyi tkrr tkrr tebrik ediyorz ;)

uycfohbw sqlhi

Kim Konuşmuş: rdmtegap uzymk - 19 February 2007 - 9:39 - Sadece Burayı Görsem?

hvno qltis ovprdw gbvqx zlyswo jelpdnbi qwigazfn

uycfohbw sqlhi

Kim Konuşmuş: rdmtegap uzymk - 19 February 2007 - 9:41 - Sadece Burayı Görsem?

hvno qltis ovprdw gbvqx zlyswo jelpdnbi qwigazfn

eveeet

Kim Konuşmuş: denemeci - 21 July 2007 - 8:57 - Sadece Burayı Görsem?

güzelmiş...

iyi

Kim Konuşmuş: Anonymous - 7 April 2008 - 11:01 - Sadece Burayı Görsem?

iyi iyi

« Geleceğe Dönüş :: Geçmişe Yolculuk »