Kapadokya - Güneş Tutulması
Tam Güneş tutulması tarihi yaklaşmakta, yaklaşık 2 hafta
önceden nasıl gideriz diye düşünürkene bi de baktık okul zaten gezi
düzenliyormuş, tahmini bir fiyatı önceden arkadaşlardan toplayarak nakit
parayla beklemeye başladık. Biraz fazla toplamışız en başta ama hişbişi.
Başvurular açılınca da hemen gittik ödememizi yaparaktan yerimizi ayırttık, 18
kişilik ono kadrosu -özde berrak buket gizem gizem goxu ozan tarık murat yiğit
tolga mehmet yağmur mesut seçkin berke çise ben- kapadokyaya...
En arkayı nası kaparız diye düşünürkene en sağlıklı fikrin
erken gelmek olduğuna karar verdik, zaten 5,5 ta buluşulacak dendi, hava
aydınlanmamıştı daha =S ilk gelenler bizdendi, en başta bekçiyi bulmakta biraz
zorluk çeksek de sonrasında bekçiyi bulduk, otobüs geldi hemen içeri dalıp en
arkadan yerleri tuttuktan sonra huzurla yolculuğa başlıyoruz...
Herkes yarı uykulu tabi sabah sabah, ama yolculuk bu
uyunmamalı di mi, tabi ki uyunmamalı, zaten bi süre sonra güneş doğdu ortalık
aydınlandı, öğretmenlerimiz kahvaltı dağıttılar ama pek canım çekmedi
yiyemedim. bi süre sonra bir yerde ilk molamızı verdik. pek güzel bir yer
değildi ama yavru köpekler falan olduğundan oyalanmamız kolay oldu. -aynı şey
köpeklerden korkanlar için geçerli olmasa da =)-

orada ayşe hocanın ısrarları sonucu
ıslık çalma dersi verildi ama pek başarılı olan olmadı =) sonrasında otobüse
döndük devam etmekteyiz yolculuğumuza, zaten otobüs kafa ranger falan da var,
şarkılar vs gitmekteyiz. bir de baktık ne görelim, arkadan bir kamyon
yaklaşmakta, hem de merinos kamyonu!

hemen sınıfçana bir merinostur halısı
patlattıktan sonra kamyonun geçişini izledik, bu kamyon uzun bir süre boyunla
geçme-geçilme-geçme-geçilme olaraktan bizimle birlikte oldu, çok eğlendik.
Arkada yemekle ilgili herkes bişey söylesin ve aklımızda tutalım oyunu oynadık
bi ara, biraz zorlayıcı da olsa eğlenceliydi =) bu arada tuz gölüne geldik.
mola verdik hemen tuz gölü diye ama gölü pek göremedik hem çamurdan hem de daha
ilgi çekici görünen çocuk parkı nedeniyle =) küçük salıncaklar çok küçük gelince
topluca büyük salıncağa gittik, o kadar kalabalık şekilde o kadar hızlıcana
sallanmak ayrı bi keyifliydi =) hem sonra ayşe hoca da katıldı, baya eğlendik.

otobüs yolculuğuna devam etmekteyiz, yolculukta eğlenceli
olur diye gitar getirmiştim birlikte çaldık söyledik bir süre, sonra da zaten
son molamızı verdik - ki mola verdiğimiz en güzel yerdi. masaj koltuklarına
yığıldı herkes görünce orada, çok da güzel bir şey yani o koltuklar =)

tam
oradan ayrılıyorduk bir de ne görelim, gazi anadolunun otobüsü, daha da
önemlisi içinden kim çıksın, gamze! gördüğümüze mutlu olup inceledik baya güzel
muhabbet oldu muratla =) otobüse döndük, ve de kapadokyadayız...

ayşe hoca çevredeki şeyleri tanıtaraktan rehberliğimizi
yaptı otobüs içinden, az bir süre sonra zaten ilk durağımız, kapadokyanın taş
içi yerleşim yerlerine gelmiştik zaten. indik orada, bir tepe görünce herkes tırmandı,
vuhu haydi koşalım coşalım gibisinden, anlamsız bi yerdi ama olsun =)

asıl
gidilecek yer azcık ilerideymiş =) girdik içeri, her yer dağ taş ve de kilise
olduğundan ve de bunu önceden bildiğimden pek bir merak ve heyecan yoktu
içimde, rehberimiz çeşitli kiliseleri anlatmaya başladıysa da pek ilgi
göstermedik, zaten çoğu kişi kendi kendine gezmeyi tercih etti. biz de rehberi
bırakınca kendi kendimize rehberlik yapmaya başladık. doğaçlama şekilde =) çise
tüm araziyi şeyh şecaattinin arazisi olarak gösterdikten sonrası daha da kolay
oldu zaten =) ilk merdiven, ilk demir merdiven, ilk disko topu derken baya
eğlendik. bulduğumuz deliklere girip çıktık

çeşitli yerlere falan tırmandık
bir hiperaktif çocuk edasıyla, her yer toz toprak zaten pek hoş olmadı

ranger
s.ali de o derece doğal bir arazi bulunca tüm yeteneklerini sergiledi =) ama
okul olaraktan tüm araziyi kaplamıştık her yerden bikaç kişi giriyo çıkıyo
falan, eğlenceliydi. zaten orada ilkbahar iyice kendini göstermişti, her yer
beyaz beyaz çiçekli ağaçlar, çok hoş görüntüler vardı. orada baya vakit
geçirdikten sonra tekrar otobüsümüze döndük. günün asıl amacına doğru yola
çıktık: güneş tutulması...
her yer otobüs, her yer toz, durduk bir yerde haydi buradan
izlicez herkes bi yer bolsun oturdun dediler kocamaan bir toprak araziye,
piknik tipi bir şekilde bekleyeceğiz tutulmayı. üstüne oturma amaçlı çeşitli
mont vesaire ve de yeme amaçlı yemeklerimizi yanımıza alaraktan oturduk bir
yere. yemeklerimi yağmur, kameramı berrak, gözlüğümü çise taşıdığından pek bi
rahattım gezide belirtmeden edemedim =) hepsine teşekkür edeyim devam edeyim.
orada yerimizi belirledikten sonra ayşe hoca geldi, ileride bedava tanıtım
bişeyleri var gidin bir bakının isterseniz dedi, ne güzel dedik gittik yukarı,
renkli su kıvamında meyve suyu falan içtik, fazla ilgi çekici bişey bulamayınca
geri döndük. sonrasında aşağı satış yapılan yerlere gittik, oradan çeşitli kola
vs tedarikinden sonra geri döndük ki ne görelim, çeşitli kamera ve mikrofonlar
özde ve berrağa çevrilmiş, onlar da son derece mutlu bir şekilde konuşmaktalar
=)

izleyemiyeceğimiz bir zamanda yayınlayacaklarını söylemişler üzüldük. bu
arada güneşin önü yavaş yavaş kapanmaya başladı, hava da yavaş yavaş
loşlaşmakta. ööyle oturup yemek yerkene çeşitli teyzeler gelerekten sürme
satıyoruz, deneme için çekeriz falan dediler. yağmur ilk tamam çekin diyen
oldu, sonra bizde bir meraklanma başladı acaba erkeklere de çekiliyor mu diye,
tabi çekeriz tabi deyince en başta murat olmak üzere çoğumuz da sürme çektirmiş
olduk ilk defa, ilginç bi görüntüydü =)

birkaç çıkıntı dışında hepimiz sürmeli
olunca pek bir eğlendik. güneşin açıkta kalan kısmı azcıcık kalınca oturup tam
tutulma anını beklemeye başladık. güneşe gözlüksüz bakmayın kör olursunuz
dendiği için çoğumuz bakmasak da -ki bakınca da pek tutulma farkedilmiyodu-
fotoğraflardan da dikkat ettiğim üzere çise sürekli gözlüksüz bakmış
--->>

ama kör olmadı haberiniz olsun =) ve güneş küçüldü küçüldü
ve de işte o an, elmas yüzük:

kelimelerle, fotoğraflarla ifade edilemez bir görüntüydü. bu
kadar güzel olacağını tahmin etmemiştim, edemezdim de zaten. herkes
yurtdışından koşa koşa tutulma izlemeye neden geliyormuş o zaman anlayabildim
ancak. çevremiz baya karanlıktı ama pek çevreyi izlemediğimden ayrıntı
veremiyorum. birkaç dakika o şekilde kaldıktan sonra -bu sürede davullar
çalıyordu, bir de sonradan öğrendik ki biraz arkalarda bir çift evlenmiş-
birden güneşin küçük bir kısmı açılıverdi ve çevreye çok ilginç bi ışık
yayıldı, florasan gibi bir aydınlatmayla çevremiz çok güzel görünüyodu. bu
kadar kısa sürmesine çok üzüldüm tutulmanın...


sonrasında toz toprak içinde
kalmaktan bıkmış olan otobüs milleti direk otobüse geçti, biz de geçtik. bi
süre otobüste hep birlikte oturup çevrenin sakinleşmesini ve otobüsün
toplanmasını bekledikten sonra yola koyulduk.
avanosta bir çanak çömlekçide durduk. topraktan çömlek
yapmayı gösterip aramızdan birine öğretecekmiş oradaki amcalar. dizildik hemen
içeri, izlemeye başladık. ööyle yapı yapıveriyo adam hemen oldu yani tebrik
ettik

sonra bizden biri yapsın dendi, oradaki başka bir amca rastgele bir isim
söyledi ve de o isim aramızda bulununca o çıktı. pek başarılı olmasa da amcanın
da yardımıyla bir şeyler yapmayı başarabildi. ondan sonra amca
"murat" adını söyleyince birden heyecanlandık bizim murat çıkıyo ama
iki murat varmış, doğum tarihi işin içine girince diğer murat çıktı , o önceki
arkadaş kadar başarılı değilse de bir şeyler yaptı. sonrasında satış mağazasına
girdik az gezindik falan, sonra tekrar otobüse.. bu sefer böyle saçların falan
koleksiyone edildiği garip garip amcaların olduğu garip bi yere gittik.
saçların sergilendiği oda hiç iç açıcı değildi, oda değil aslında bi ev
büyüklüğünde kocaman bi yer, bi sürü saç, insanlar saç bırakmakla kalmayıp
telefon numarası, fotoğraf falan da bırakmış, ilginçti. içeriye iğrenç diyen
kimselere o garip amcalar kızıyodu falan, oradan kayserili selmanın (saçını
bırakmış herhangi bir kimse) telefon numarasını alıp çıktık dışarı, ve tekrar
otobüs.. in bin in bin bıktık ama bi sonraki durağımızda biraz daha fazla zaman
geçirdik neyse ki.
ürgüpteyiz, serbest zaman.. çoğunluk oradaki kaleye çıktı
ama biz şehir merkezine doğru inmeyi tercih ettik. şehir içinde az gezindik
işte, yürüyüş gibi oldu.

daha sonrasında biraz daha ayrılıp az kişiler şeklinde
gezmek suretiyle tüm süreyi gezmekle geçirerek belirtilen saatte otobüste
olduk. oradan da akşam yemeği mekanımız pideciye gittik.
dışarıda yer kalmayınca ono ekibi olaraktan içeri kurulduk.

pidelerimiz gelmeden daha önce deneyip ulaşamadığımız kayserili selmayı aradık.
bu sefer açtı, konuşmayı özde yaptı. pantene şirketinden arıyormuşçasına çoşan
özde hepimizi kendine hayran bırakaraktan selma hanıma bişeyler kazandığını
söyleyip kapadı =) biz bile inandık nerdeyse ki selma nası inanmıştır kim bilir
=)

bi hediye gönderelim bari puhohaha gibisinden sohbetler ve de rangerla
çeşitli muhabbetler sonrası yemeklerimiz geldi. yemeklerimizi yedik, sonrasında
"ön taraf" olarak nitelendirdiğimiz geziden diğer arkadaşlar bize
lolipop ikram ederek bizi mutlu ettiler, herbişeyi biz verdik be bu ne
gibisinden söylenmeleri susturmada iyi oldu bu özellikle =) pidelerimizi
ısmarladığı için belediye başkanı amcaya teşekkür edip tekrardan otobüsümüze
dönmüşken, ankara dönüşü öncesi genel tuvalet ısrarı sonucu belediye binasında
bir tuvalet molası vereceğimizi öğrendik. indik, çıktık binaya ama tuvalet
amaçlı değildik çoğumuz =) el ve ağızlarımızda lolipoplar var iken orada boş ve
kocaman bir teras görünce kendimizi tutamadık birkaç ono olarak, bi lolipopla
futbol oynamaya başladık =)

bu durum yavaş yavaş büyüdü ve yaklaşık 20 kişi
lolipop topun peşinden koşturmaya başladı, bunu dışarıdan gören öğretmenlerimiz
ve de belediye başkanı amca biraz panik halinde yanımıza gelerekten bizi hemen
otobüse yönlendirdiler, e terasta yarı uçar ve hoplar zıplar görüntü aşağıdan
biraz ilginçmiş =) bu genel eğlenceden sonra belediye başkanı amcaya (ki
sonradan öğrendik ki bizim okuldan birinin babasıymış) el sallayıp yola
koyulduk.
dönüş yolculuğu daha bi eğlenceli daha bi coşmuş geçti. bazı
kimseler yarı uyur bi pozisyonda geçirmiş olsalar da genelde bi gece kulübü
havası hakimdi. dıpıtıss şarkılar ve de mavi-mor loş ışıklandırmayla otobüsü
diskodan ayırt etmek baya zordu.

sadece o şarkılar yetmedi tabi ki, gezi
sonunda sınıf şarkımız olsuun denecek duruma gelmiş bir taş attım pencereye de
en çok söylenen şarkıydı. bir kişi (ki sonlara doğru bu kişi hep yiğit oldu)
bir taş attım pencereye diye bağırdıktan sonra herkeş birden tık deedi diye
çığlık atarken murat özel tık dedi dansını yaparaktan otobüsü daha da coşturdu.
bi süre sonra bu işte profesyonelleşerek bir taş cama atılıp tık dedirtilir,
anne olarak gizem kızım evde yok diye bağırtılır oldu, ama insanlar bi süre
sonra bıktı yani, bıkmayanlar sağolsun dönene kadar aynı şarkı.. =) bunun
dışında çileeee yarışması yapıldı. ozan korkmazın rekorları aransa da çok
başarılı kişiler vardı. ama süre olarak olmasa da duyguyu vermesi açısından
duruşu, surat ifadesi ve de sesiyle mesuta taptım, çile çekilecekse böyle
çekilir yani =) bu ara da ranger konuğumuz oldu, gerek dansları gerekse ölü
taklitleriyle ayrı bir renk kattı =) bu aktiviteler sonucu yaşanan havasızlık
bize Beypazarı gezisini hatırlattı..

ayrıca berkenin ağzı açık uyuması sonucu ağzına kağıt
sokalım, şeker sokalım puhohaha ve de berrağın ağız, burun vs kapanınca
uyanmıyo puhohaha durumları da baya bi atraksiyondu. ama bu kadar hareket
herkesi yormuştu tabi, yolculuğun son saatinde çoğunluk uyumaktaydı. varışımız
planlanandan biraz erken oldu ama hişbişi. okulda bekçi bulmada tekrardan küçük
bi problem yaşadık, kapıda bağırdık falan ama yararı olmadı, neyse ki sonradan
bekçi amca geldi, okul bahçesine girebildik. orada biraz oyalandıktan sonra eve
dönerekten geziyi bitirmiş olduk..
Geziiii
Önceliklen hişbişi =)
Evet burdan duyrulur hala kör olmadım =))
Kapadokya- güneş tutlması gezisi çok güzeldi tam da beklediimiz gibi şimdi sırada İSTANBUL gezisi var bakalım bakalım =)
Bir yere dikkat çekmeden edemiycem işletme bi harikaydı özdeyi tkrr tkrr tebrik ediyorz ;)
uycfohbw sqlhi
Kim Konuşmuş: rdmtegap uzymk - 19 February 2007 - 9:39 - Sadece Burayı Görsem?
hvno qltis ovprdw gbvqx zlyswo jelpdnbi qwigazfn
uycfohbw sqlhi
Kim Konuşmuş: rdmtegap uzymk - 19 February 2007 - 9:41 - Sadece Burayı Görsem?
hvno qltis ovprdw gbvqx zlyswo jelpdnbi qwigazfn
eveeet
güzelmiş...
iyi
Kim Konuşmuş: Anonymous - 7 April 2008 - 11:01 - Sadece Burayı Görsem?
iyi iyi
« Geleceğe Dönüş :: Geçmişe Yolculuk »
|